KİMLİK ÇATIŞMASI SİYASETİ, PANDEMİYE TOSLADI!

0
blank

Farklı özelliklere sahip kitleler, sistem içinde etkili bir şekilde temsil edilmenin arayışındadırlar. Bunu, kamusal alanda güçlü olmanın bir vasıtası olarak değerlendirirler. 

Sadece KKTC’de değil, bu dünyanın her yerinde böyledir. KKTC’de durum biraz daha vahimdir. Giderek ağırlaşan partizanlık koşulları ve kamusal hizmetlerdeki çöküntü, hepimizi her türden işimiz için bir tanıdık, bir dost veya bir akrabamızı devreye sokmaya zorlamaktadır. Bunun etkili yollarından bir diğeri de “partili” olmaktır. Düşünce yapınızın ne olduğundan tamamen bağımsız olarak, “bir partili olmak” ihtiyacınız vardır. Aksi takdirde görünmez adam olabilirsiniz. Yurttaş olmanız sizi koromaya yetmeyecektir.

Böyle gruplara dahil olmanın en etkili yollarından biri de kimliğinizin bir unsurunu güçlendirmek, ona sıkıca sarılmak; kendinizi ve bu unsura sahip grupdaşlarınızı diğer insanlardan üstün saymaktır.

KİMLİK ÇATIŞTIRMACA

Kamusal hizmetleri yozlaştıran ve kimlik siyasetlerini işe yarar hale getiren siyasilerdir. Onlar, bu durumdan yararlananların da başında gelmektedir. Ailesini geçindirmek, çocuklarına iyi-kötü bir gelecek hazırlamak gayretinde olan yurttaşlar, eninde sonunda onların ağına düşmekte; herhangi bir kamusal işleri için onlara başvurmak zorunda kalmakta; onlar da bunu oya dönüştürecek şekilde çalışmaktadırlar.

Bu durumda kamusal hizmetler, ‘yurttaşların hak eşitliği’ sağlanacak şekilde düzenlenmediği gibi, yurttaşları çeşitli şekillerde gruplaştırmak eğilimleri de güçlenmektedir.

Kimlikleri çatıştırma, yurttaşları gruplaştırma ve aralarına görünmez ama aynı zamanda aşılmaz duvarlar örmek için en etkili yoldur.

Kıbrıslı, Türkiyeli… Alevi, sunni… Baflı, Leymosunlu…

Hepimizin bir kimliği vardır ve bu kimlik çok farklı bileşenlerden oluşmaktadır. Siyasiler, kendi konumlarına göre bu bileşenlerden birini ön plana çıkarmaya ve bununla siyaset yapmaya çok meraklıdırlar.

Kamusal hizmetlerden yeterince yararlanamayan, ağzıyla kuş tutsa bile “eşit bir yurttaş” olamayan kişiler de ister istemez bu kimlik çatıştırması oyununa dahil olmakta; bunu, hayatın zorluklarını aşmak için bir araç olarak kullanmaya kalkışmaktadırlar.

Sonuçta kimlik çatıştırmaca, hepimiz için vazgeçilemez bir varoluş aracına dönüşmektedir. Bir aşamadan sonra, onsuz ne yapacağımızı, nasıl yaşayacağımız bilemez duruma düşüyoruz.

PANDEMİNİN OYUNU

Covid-19 salgını, kendilerini bu grupların liderleri haline getirmeye çalışanların tezgahını bozdu, gerçek yüzlerini ortaya serdi. 

Kendileri için ayrıcalık talep edenlerin; salgından korunmak için sadece kendilerine uygun bir salgın yönetimi talep edenlerin; dayanışma göstermekten ısrarla kaçınanların sıradan yurttaşlar gibi olamadıkları ve olamayacakları açığa çıktı.

“Ben bu hastanede yatmam” veya “ben bu karantina koşullarına layık değilim” diyebilenler normal zamanlarda bile çok daha kötü koşullarda yaşayan veya tedavi gören yurttaşların oyuna talip olabilecekler mi?

Türkiye’den ayrışmak için Kıbrıslı kimliğine vurgu yapanlar, pandemi sürecinde yanımızda sadece Türkiye Cumhuriyeti’ni bulduğumuzu nasıl gizleyebilecekler?

Gün çalışıp gün yiyen emekçiler, “Devlet beni ödesin, ben de evde oturup korunayım” diyen grubun üyelerine nasıl saygı duyulacak?

Pandemi bir kez daha gösterdi ki kapsayıcılık esastır… Kapsayıcılık için yurttaşların hak eşitliğinin sağlanması gerekmektedir. Hizmet etmeye talip olanlar, kimlik farkı gözetmeden bütün yurttaşları kucaklayacaklarını kanıtlamak zorundadırlar. Aksi takdirde, belli miktarda oy almayı başarsalar bile, bütüne hizmet edecekleri konumlara ulaşamayacaklar.

Bu gelişmelerin elbette seçim sonuçları üzerinde de etkisi olacaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz