GUTERRES KRİZİ: TEMAS OLMAYACAK AMA ÇÖZÜM OLACAK!

Rum tarafı, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Türk liderini makamında ziyaret etmesine itiraz ederken aynı Genel Sekreter’den iki taraf arasında güven oluşturmasını bekliyor. Nasıl olacak?

0
blank

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 27-28 Temmuz’da Kıbrıs’a yapacağı ziyaret daha başlamadan diplomatik bir tartışmaya dönüştü. Tartışmanın odağında, ziyaretin kendisi değil, Guterres’in KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ı makamında ziyaret edecek olması bulunuyor.

Rum basınına yansıyan bilgilere göre, Guterres’in ziyaret programı büyük ölçüde netleşmiş durumda. Her ne kadar programın ayrıntılarının, 2010 yılında Ban Ki-moon’un ziyareti sırasında yaşanan tartışmaların tekrarlanmaması amacıyla gizli tutulduğu belirtilse de, Rum gazetesi Politis programın önemli ayrıntılarını yayımladı. Haberde, Genel Sekreter’in ziyaretinin ilk gününde Cumhurbaşkanı Erhürman’ı makamında ziyaret edeceği de yer aldı.

Programın basına yansımasıyla birlikte Rum siyasetinde beklenen tartışma başladı. DİKO ve ELAM başta olmak üzere bazı partiler, Guterres’in Erhürman’ı makamında ziyaret etmesine karşı çıktı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’i bu ziyareti engellemesi için göreve çağırdı. Genel Sekreter adaya gelmeden, ziyaretin protokolü yeni bir siyasi krizin konusu haline geldi.

Aslında yaşananlar yeni değil.

2010 yılında dönemin BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon da Kıbrıs’ta yürütülen müzakere sürecine ivme kazandırmak amacıyla adayı ziyaret etmiş, dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ı çalışma ofisinde ziyaret etmişti. Bu ziyaret Rum siyasetinde ciddi tepkiye yol açmış; bazı Rum partileri Ban Ki-moon onuruna verilen resepsiyonu boykot ederken resepsiyona katılan DİSİ ve AKEL ise Genel Sekreter’in Talat’ı makamında ziyaret etmesinden duydukları rahatsızlığı kamuoyu önünde dile getirmişti.

Aradan geçen yıllar içinde değişen pek bir şey olmadı. Tam tersine Rum tarafı pek çok yabancı devlet adamının Kıbrıs Türk yetkilileri ile temaslarını sınırlamayı başardı. Şimdi bundan aldığı gücü müzakere sürecine yansıtmaya çalışıyor. Hristodulidis, beşli görüşmelere Kıbrıs Cumhurbaşkanı olarak katıldığını bile söyleyebiliyor.

blank
RUM YÖNETİMİ BAŞKANI HRİSTODULİDİS, ZİYARETÇİLERİNE KIBRIS’IN BÖLÜNMÜŞLÜĞÜNÜ GÖSTERMEYİ, ÇÖZÜM ARAYIŞLARINI ETKİLİ HALE GETİRMEKTEN DAHA ÇOK SEVİYOR OLMALIDIR.

Rum tarafı, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ile devlet başkanı sıfatıyla görüşmesini isterken Kıbrıs Türk tarafının lideriyle makamında görüşmesini, bu görüşme siyasi statü yaratıyormuş gibi değerlendirmeye devam ediyor.

BM’nin Kıbrıs’taki rolü, taraflardan birinin tezini teyit etmek değil, çözüm arayan iki taraf arasında kolaylaştırıcılık yapmaktır. Böyle bir görevin yerine getirilebilmesi için Genel Sekreter’in her iki liderle de doğrudan ve kurumsal düzeyde temas kurabilmesi diplomatik bir zorunluluktur. Rum tarafı, bir yandan BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Türk liderini makamında ziyaret etmesine itiraz ediyor; diğer yandan aynı Genel Sekreter’den iki taraf arasında güven oluşturmasını, yeni bir müzakere süreci başlatmasını ve sonunda da kapsamlı bir çözüme ulaşmasını bekliyor.

Belki de Guterres’in ziyareti öncesinde sorulması gereken asıl soru budur: BM Genel Sekreteri, siyasi eşitlik temelinde yürütülmesi gereken bir müzakere sürecini, taraflardan biriyle kuracağı en sıradan diplomatik temasa dahi itiraz edilen bir ortamda nasıl ilerletebilir?

blank

Bu soruya ikna edici bir cevap verilmeden Kıbrıs’ta yeni bir müzakere sürecinden söz etmek kolay görünmüyor. Diplomasi, taraflardan yalnızca birinin hassasiyetlerini esas alarak yürütülemez. Bir yandan BM Genel Sekreteri’nin Türk lideriyle makamında görüşmesine karşı çıkacak, diğer yandan aynı Genel Sekreter’den sizi istediğiniz çözüme ulaştırmasını bekleyeceksiniz.

Türkçede bunun için kullanılan eski ama çok isabetli bir söz vardır: Hem köpek tok olacak, hem de ekmek bütün kalacak…

İmkansız!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz