EGE’DE “ÇEVRECİ YAYILMA” MÜCADELESİ VAR!

TÜRKİYE İLE YUNANİSTAN EGE'DE DENİZ MİLLİ PARKLARI İLAN EDEREK SULARA SAHİP ÇIKMA MÜCADELESİNİ "ÇEVRECİ" BİR BOYUTA TAŞIDILAR!

0
blank

Türkiye ile Yunanistan Ege’de yıllardır karasularını, kıta sahanlığını, hava sahasını, adaların silahlandırılmasını tartışıyor. Şimdi bu eski mücadeleye oldukça “çevreci” bir boyut eklendi: Deniz millî parkları!

blank

Önce Yunanistan Ege ve İyon Denizi’nde deniz parkları ilan etti. Türkiye bunun Ege’deki ihtilafları çevre koruma bahanesiyle oldubittiye getirmek için kullanılamayacağını söyledi. Ardından Türkiye de Kuzey Ege’de ve Fethiye-Kaş açıklarında iki büyük deniz millî parkı ilan etti. Bu defa itiraz sırası Yunanistan’a geçti.

Ortaya oldukça ilginç bir durum çıktı: İki taraf da diğerine hemen hemen aynı şeyi söylüyor: “Çevreyi bahane ederek tartışmalı denizlerde yetki alanı yaratamazsın!”

Elbette deniz millî parkı ilan etmek egemenlik alanını genişletmiyor. Bir haritaya çizgi çekerek karasuyu veya münhasır ekonomik bölge sahibi olunamaz.

Ama iş bununla bitmiyor! Bir bölgeyi millî park ilan ederseniz oradaki balıkçılığı düzenlemek, araştırma faaliyetlerini denetlemek, bazı faaliyetleri yasaklamak ve kendinize göre bazı kurallar koyup uygulamak isteyeceksiniz demektir.

İşte o zaman kaçınılmaz olarak şu soru gündeme gelecek: Bu denizde kural koymaya kimin yetkisi var?

Asıl kavga da burada başlıyor işte!

Özellikle Türkiye’nin Fethiye-Kaş Deniz Millî Parkı’nın Meis çevresine kadar uzanması ve adayı Yunanistan ana karasından koparması meseleyi daha hassas hale getiriyor. Bu bölgede çevre tartışması, Türkiye ile Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve MEB tezleriyle doğrudan buluşuyor.

blank

Belli ki Ege ve Doğu Akdeniz’de mücadele artık yalnızca savaş gemileriyle yürütülmeyecek. Haritalar çizilecek, deniz mekânsal planları hazırlanacak, millî parklar ilan edilecek ve herkes kendi haritasını uluslararası alanda kabul ettirmeye çalışacak.

Buna biraz ironik biçimde “çevreci yayılma” diyebiliriz.

Çevreyi korumak elbette güzel… Ama Türkiye ve Yunanistan, “fokları ve balıkları, deniz bitki örtüsünü koruyoruz” diyerek Türk-Yunan krizinin çerçevesini genişletiyorlar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz