NEYİ VE NASIL KONUŞACAKLARINDA ANLAŞAMADILAR!

ERHÜRMAN DAHA ÖNCE DE SÖYLEDİĞİ GİBİ SİYASİ EŞİTLİK KONUSUNDA TAM OLARAK ANLAŞILMADAN İLERLEME OLMAZ DERKEN HRİSTODULİDİS FARKLI KONULARI İLİŞKİLENDİREN BİR AL-VER SÜRECİNDEN SÖZ EDİYOR

0
blank

Erhürman ile Hristodulidis’in görüşmesinden çıkan en önemli sonuç, tarafların Kıbrıs sorununun esasını bir yana bırakın, müzakerenin nasıl yürütüleceği konusunda bile henüz anlaşamamış olmalarıdır.

“Metodoloji konusunda, özellikle siyasi eşitliğin içeriği ile birlikte Kıbrıs sorununun özünü oluşturduğunu, bu konunun başka konularla “al-ver”e tabi tutulmasının düşünülemeyeceğini, o nedenle bu konuda netleşme olmadıkça, “yakınlaşmalar” dahil metodolojinin geri kalan kısımları ve esasa ilişkin konularda ilerleme sağlanmasının mümkün olmadığını anlattık.”

Cumhurbaşkanı bu ifadesiyle dünkü görüşmenin özünü özetlemiş oldu aslında. Erhürman, siyasi eşitliğin Kıbrıs sorununun özünü oluşturduğunu ve başka konularla “al-ver”e tabi tutulamayacağını söylüyor. Bu konuda netleşme sağlanmadan, yakınlaşmalar dahil metodolojinin diğer unsurlarına ve esas konulara geçilemeyeceğini belirtiyor. Bu söylendikten sonra liderlerin daha sık buluşması veya buluşmaması pek bir anlam taşımıyor. Yol tıkalı!

blank

Hristodulidis ise geçmiş yakınlaşmaların korunmasını, Crans-Montana’ya kadar oluşan müzakere müktesebatından devam edilmesini ve “çapraz müzakere” yönteminin kullanılmasını savunuyor. Onun gitmek istediği yol da yol değil; patinaj yapıp duruyor!

Metodolojideki farklıkları açıkça ortaya çıktı artık. Hristodulidis, Erhürman’ın dört maddelik yaklaşımına karşı kendi önerilerini sunduğunu ve bütün konuları kapsayan “çapraz müzakere” yapılması gerektiğini; toprak ile mülkiyetin ve yönetim ile güvenlik konularının bağlantılı olarak ele alınabileceğinden söz ediyor. 

Kesin olan şey şudur: İki taraf da ayrı yönlere gitme çabasındadır.

Türk tarafı, “Önce siyasi eşitlik konusunda neyi kabul ettiğimizi netleştirelim” diyor. Rum tarafı, farklı başlıklardaki konuları karşılıklı olarak müzakere edilem diye karşılık veriyor. Biri “bayram haftası” derken, diğeri “mangal tahtası” diye yanıt veriyor!

Liderlerin daha sık görüşme kararı almış olmaları önemli görülebilir ama bu, müzakere edecekleri veya herhangi bir konuda anlaşabilecekleri anlamına gelmiyor. Ortada çözülmesi gereken çok sayıda konu var. Oysa ki taraflar henüz daha bu konuları hangi yöntemle müzakere edecekleri konusunda bile ortak zemine ulaşmış değiller. Kıbrıs sorununun geldiği noktayı en iyi anlatan cümle sanırım şu olur: Masada neyin konuşulacağını değil, masada nasıl konuşulacağını tartışıyorlar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz