Herkesin dilinde: “Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!”

İnsanlar değişmediğine göre, çok fazla şeyin değişmesini beklememek gerekir. Yine refah peşine düşecek; daha çok üretmek ve daha çok tüketmenin sevdasına dalacağız. Yine birbirimizi yiyecek, doğayı acımasızca dönüştüreceğiz. 

Değişen şeyler de olacak tabii…Gerçek anlamda bir tehdit olarak gördüğümüz şeylere karşı birleşecek; yeni kurallar geliştirecek, sistemi iyileştireceğiz.

KKTC’DEKİ DEĞİŞİM

Bu süreçte Kıbrıslı Türkler de değişecek… Şimdilik içine kapanma eğilimi güçleniyor…Çarşı açılınca bunun bize yetmediği çarpıcı bir şekilde görülecektir. “Öğrenciler nerede? Hani bizim turistlerimiz” diye aramaya başlayacağız.

‘Bordro mahkumlarından’ kesinti yapılmasını istemiyoruz ama devlet gelirleri yetersiz kalınca bunun bir zorunluluk olduğunu anlayacak; biraz kavga ederek de olsa yeni bir yol bulacağız.

Belki o zaman, “bu KKTC ne işe yarar”diye sorgulamaya da başlarız. “KKTC gereksizdir. Rumlara katılalım bu iş bitsin”diyenler bile olacaktır. Ama bu sorgulamanın, “bize daha iyi çalışan bir devlet lazım”sonucuna varacağına adım gibi eminim… Böyle bir sonuca varabilirsek, elbette daha köklü değişiklikler de yapabileceğiz.

SADELEŞME

Salgın gibi büyük felaketler sırasında yanımızda görmek istediğimiz devletimiz, fazla yükleri nedeniyle yerinden bile kıpırdayamamış, bize bakması gerektiği halde bizden yardım istemiştir. 

Açıktır ki bize bir sadeleşme gerekir! Biraz zayıflamamız gerekecektir.

Bu salgın krizi bize bunu bile öğretse yeterlidir. Tarih, KKTC’yi yazarken belki o zaman “salgından önce ve salgından sonra”diye kayıt düşebilecektir.

Bu sadeleşmeye elbette devlet mekanizmasından başlanacaktır.

Salgın günleri gösterdi ki KKTC’de sadece bürokratik bir sadeleşmeye değil, aynı zamanda siyasi bir sadeleşmeye de ihtiyaç vardır.Korona günlerinden önce yazmaya başlamıştım ama kimseyi ikna edemedim: KKTC’de halkın seçtiği, Anayasa yetki vermemiş olsa bile kendini yetkili ve hatta “lider” gören bir Cumhurbaşkanı’na ihtiyaç yoktur.Salgın ile mücadele, bu tezimi çarpıcı bir şekilde doğrulamış olmalıdır:

  • Cumhurbaşkanı, hükümete olağanüstü durum ilan etmeyi önermiş; kabul ettirememiştir. Bu nedenle de her fırsatta daha ağır kapanma tedbirleri önererek haklılığını kanıtlamaya çalışmakta olan bir muhalefet liderikonumuna düşmüştür.
  • Cumhurbaşkanı, hükümetin talep etmediği şekilde dış yardım talebinde bulunmuş; Rum tarafından aldığı birkaç paket ilacın reklamını yapmak gereğini duymuşve siyasi ortamı gerginleştirmiştir.
  • Cumhurbaşkanı, hükümetin danışma organları dışında komiteler oluşturmuş; kabul edilmeyeceği baştan belli öneriler hazırlatarakdevlet içinde ayrı bir devlet olmayı denemiştir.

BİR NUMARANIN İŞİ

Salgın ile mücadele eden bir devlette “en üst makam” bu işlerle uğraşmaz. Halka yapılanların ne kadar yerinde olduğunu anlatmaya çalışır ve güven verir. Bir devletin bir numarası, devletinin diğer ülkelerle olan ilişkilerini en iyi şekilde sürdürmesi ve gerekli desteği alması için protokole uygun davranışlarla destek olur.

Cumhurbaşkanı Akıncı, son günlerde TV’lerde boy göstermeye büyük önem vermeye başladı. Bir kanalda Başbakan, diğer kanalda Sağlık Bakanı, bir başka kanalda ise Cumhurbaşkanı var.İnsanlar hangisini izleyeceğine ve kime inanacağına şaşırıyor.Salgın ile mücadele etmiyoruz; kendi yarışımızı sürdürüyoruz.

KATKI HEPİMİZİN GÖREVİ

Cumhurbaşkanı, Salı geceki yayında, bir soruya karşılık şöyle konuştu: 

“Hem liderim, hem gözlemlerim, hem öneririm… Yeri geldiğinde tabi ben bir muhalefet lideri değilim eleştiri yapmak istemem. Uyarırım. Yeri geldiğinde ulaşmaya çalışırım, bazen telefonlar çalışır bazen çalışmaz. Yeri geldiğinde bunları da yaşadım tüm bu süreç içerisinde. 

Hem yurttaşın derdi ile hem belediyecilerin dertleri ile ilgilenirim. Yeri geldiğinde muhtarlarla konuşurum.

Yani Cumhurbaşkanlığı bugün elinden gelen her türlü katkıyıyapmaya çalışıyor.”

Vallahı ben de öyle!

Sürekli olarak gelişmeleri takip eder; haber kaynaklarımla temas kurar, arkadaşlarımla görüş alış-verişi yaparım. Her sabah, makinenin başına geçer yazımı yazarım. Ama Cumhurbaşkanı değilim; lider olmaya da çalışmıyorum! 

Katkıda bulunmak için Cumhurbaşkanı makamına veya liderlik iddiasında olmaya gerek yoktur.Zaten Sayın Cumhurbaşkanı’nın da belirttiği gibi, biz, “elimizden gelen her türlü katkıyı” yapmaya çalışıyoruz… 

Elimizden gelen de işte bu kadar! 

Bize “elinden gelen katkıyı yapmaya çalışan” bir Cumhurbaşkanı mı lazım?

Bu devlet sadeleşmek zorundadır. Yükselebilmesi için safraları kesip atmak lazım… Eğer halka hizmet yolunda daha kararlı ve daha dinç bir şekilde yürümek istiyorsak gereksiz yüklere hiç gerek yoktur!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here