YENİ TEORİ: MEMURLARI ZENGİNLEŞTİR, PİYASAYI CANLANDIR!

Grev vardı. Poliklinikleri bile kapattık; hastalara gidin özel sektör hastanelerinde bakının dedik. Vergi Dairesi’nin kapanması ise hepimizin işine geliyor doğrusu; rahat ettik!

Salgın nedeni ile yaşanan ekonomik sorunlar, sadece grevlere neden olmuyor; dünyaya bakışımızı etkilerken “teorik yaratıcılığın” gelişmesine de katkıda bulunuyor.

TEORİK KEŞİFLER

Bu tartışmalar içinde öğrendik ki, memur maaşları “başlıca gelir kaynağımız” ve “piyasamızın motor gücüdür”. Memurlara ödenen maaşlar nedeni ile piyasa canlanmakta, esnaf gelir elde ederken devlet de vergi toplamaktadır.

Grevler, bu teorinin ne kadar güçlü olduğunu kanıtlıyor.

Devletten 10 bin TL maaş alan bir kamu görevlisinin maaşını 12 bin TL yaparak piyasanın canlanmasına yardımcı olunabilirdi! KKTC Hükümeti bunun yerine hayat pahalılığı ödeneğini dondurmayı seçti. Şimdi de kamu görevlileri grev yaparak özel sektörde çalışan arkadaşlarını korumaya çalışıyorlar.

Biliyorsunuz buna benzer bir keşif de Türkiye’de yapılmıştı. “Faiz mi enfasyondan, enflasyon mu faizden çıkar?” tartışması ani ve dahiyane bir buluşla sona erdirilmiş ve “faiz yoksa, enflasyon da yoktur” icadı ile ekonomi teorisi ters yüz edilmişti.

Öyle anlaşılıyor ki Türkiye ve KKTC’den sağlanan bu katkılar sayesinde ekonomi kitapları baştan yazılacak. Kimbilir, anlı şanlı ekonomi profesörlerine özel burslar vererek KKTC üniversitelerinde eğitmek bile gerekebilir…

PANDEMİK EKONOMİ

Gelelim gerçeklere…

Çeşitli haber kaynaklarına göre, Almanya ve Amerika gibi ülkelerde ailelerin tasarrufları artmıştır. DZ Bank’ın verilerine göre, Almanya’da hanehalkının toplam serveti 393 milyar euro artarak 7 trilyon 100 milyar euroya ulaşmış…

Benim çıkardığım sonuç şudur: Gelirleri salgından etkilenmeyen kişiler, kazançlarını harcamakta zorlanıyorlar. Gelecek belirsizliği tasarruf eğilimlerini de güçlendirmiş; eğlence olanaklarının azalması harcama olanaklarını azaltmıştır. İnsanlar temel gereksinmelerini karşılamakla yetiniyorlar.

Biz de insanız… 10 bin TL aylık geliri olan bir kişi, geliri 12 bine yükseldi diye sokaklarda para dağıtacak değildir…

Buna karşılık, bir yıldan beridir geliri olmadan yaşamaya çalışan, annesinin emekli maaşını kullanan, kızkardeşinin haftalık olarak yaptığı alış-veriş ile mutfağını döndürmeye çalışan ailelerimiz vardır. Görünmez de değillerdir üstelik; bir kısmı Başbakanlık önünde açlık grevi yapmaktadır.

Bu ortamda, gerek mali, gerek sosyal, gerekse ekonomik açıdan yapılması gereken şey, bu ailelere destek olmaktır. KKTC’deki ekonomiyi bir “salgın ekonomisi” olarak yeniden düzenlemektir. Yüksek seviyeden maaş alan kamu çalışanlarının maaşlarından yapılacak kesinti ile gelirlerini kaybeden özel sektör çalışanlarına “maaş desteği” vermektir. Böylece insanlarımız hayatta kalma olanağına kavuşacak, onların temel ihtiyaçlar için yapacakları harcamalar doğrudan ekonomiye kazandırılacaktır.

ANLATAMADIM VE KAYBETTİM!

İş yerlerinin açık veya kapalı olması belirleyici bir ölçü değildir. Ekonominin çarklarının dönebilmesi için en ihtiyaçlı kesimlere devlet desteği verilmesi gerekir. Üstelik böylece, temel sosyal sorumluluğumuzu da yerine getirecek, salgından toplumsal birliğimiz güçlenmiş olarak çıkacağız.

Olmadı, anlatamadım!

Salgının başlangıcından bu yana bir yıldan fazla bir süre geçti; bu teoriyi kimseye kabul ettiremedim. “Memurları zengin et; piyasayı canladır” teorisi karşısında yenilgiyi kabul etmekten başka çare kalmadı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here