YALANDAN KİMSE ÖLMEDİ; EĞLENDİRİCİ BİLE OLABİLİR!

Başabakan Saner, övünmek için bahane arıyor. Alışkanlık oldu belki de; bahane bulamasa da övünüyor. Son olarak, “KKTC’nin sağlıkta yakaladığı başarıyla şu anda dünyadaki diğer ülkelere göre rekabet üstü bir değer oluşturduğunu” ileri sürme cüretini bile gösterdi.

Araştırma için fazla zaman harcamaya gerek yok. Güney ve Kuzey Kıbrıs’taki vaka sayıları hergün kısa mesaj olarak telefonumuza geliyor. 15 Haziran’da gelen mesajara göre, KKTC’de toplam 9778 test yapılmış ve 37 pozitif Covid-19 vakası saptanmış. Güney Kıbrıs’ta ise 35 bin 729 test yapılmış ve sadece 64 vaka saptanmış… Bir süredir böyle… Biz 8-9 bin test sayısında saplanıp kaldık. Güney Kıbrıs 30-40 bin aralığında… Bizde saptanan pozitif vaka sayısı ise onların yarısı kadar. Onların nüfusu ise bizimkinin üç katı…

Üstelik onlar turist de alıyorlar. Aşılama sürecini tamamlamış kişiler test zorunluluğu olmadan gelip tatil yapabiliyor. Bazı turist grupları ise PCR ile geliyor… Turistler plaja gidiyor; tura çıkıyor… Bulaştırabildikleri işte bu kadar!

İYİ YÖNETİM DEDİĞİN BU OLMALI!

Rum tarafının yaptığına “iyi yönetim” denir mi, bilmiyorum! İyi yönetim dediğin, “rekabet üstü değer oluşturmak” dediğin bizdeki gibi olmalı…

Okulları kapalı tuttuktan ve sonunda artık tatil ilan ettikten sonra öğretmenleri aşılamak, iyi yönetime örnek olarak tarih kitaplarına girmeli…

GÜZEL BİR ÜRÜN: Aslında salgın süresince yaşananları anlatan bir dizi veya belgesel, KKTC’nin şanına şan katabilir!

Ekonomi ve Enerji Bakanı’nın geçen günkü basın toplantısında kabul ettiği gibi, kamu görevlilerinin maaşlarını ödeyebilmek için artık cirosu bile olmayan işletmelerden vergi tahsil etmeye çalışmak da güzel bir örnek olabilir sanırım…

Kapalı işyerlerinin çalışanlarına ayda 1500 TL maaş desteği vereceğini ilan edip vermemek de başka bir örnek olsa gerektir.

Hibe programları ilan ederek insanları umutlandırmak ama sonuçta “ağzınızı poyraza açın” demek ise “en güzel yönetim hilesi” sayılacak cinsten…

Peki, inşaat müteaahitlerine ihale ile iş bağlamak ama işler bittiği halde paralarını ödememek nasıl bir “dolandırıcılık” örneği sayılacaktır? KKTC’deki ihale süreçleri ile ilgilenen herkes bilir ki, bir ihalenin açılabilmesi için kaynağının “bloke edilmesi” yani parasının hazırlanması ve başka bir işte kullanılmaması gerekir. Kaynağı bloke edilmeden hiçbir ihale açılamaz. Bu KANUNDUR! Demek ki, sonuçlanmış bir işin bedelini ödememeyi, “kanuni dolandırıcılık” olarak sınıflamak gerekir. Bunu da “iyi yönetim hileleri” arasına kaydettik işte!

EKONOMİK KAZANIMLAR GELİYOR!

İşte bizim “rekabet üstü değerlerimiz” bunlardır. Pandemi sürecinde bunları yeniden test ettik; onayladık.

Başbakan, şimdi bunları “ekonomik kazanıma dönüştürme” zamanı geldiğini de ilan etti… Kapılardan döndürdüğü turistlere yaşattığı meceranın karşılığında KKTC Merkez Bankası’na havale yapmalarını isteyecek sanırım. Belki de batan iş yerlerinin mefruşatına vergi olarak el koymayı ve satışa sunmayı planlıyordur. Ne yazık ki kölecilik yasaklanmıştır… İşsiz ve gelirsiz kalan insanlarımızı köle pazarlarında satmak da bir gelir kaynağı olabilecekti aslında!

Belki de Başbakan Saner’in marifetlerini pazara çıkarmak, KKTC’nin ekonomik kurtuluşunu sağlamak için yeterli olacaktır. Yaşananları bu kadar ters-yüz ederek anlatma sanatı, bizim ülkemizde demode hale gelmiş olsa bile başka ülkelerde büyük bir izleyici potansiyeline sahip olabilir. Nasıl olmasa insanların, salgın süresince gerilen sinirlerini gevşetmeye, biraz olsun gülmeye ihtiyaçları var. Kamu görevlilerinin maaşlarını ödemeye yeter mi bilmiyorum ama böyle bir çadır tiyatrosunun elbette güzel bir geliri olacaktır!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here