UBP DEMOKRASİSİ: “YA BAKANIM, YA MUHALİF”!

Bakan olamayan UBP milletvekillerinin tehditleri Başbakan Üstel'i zorlamaya başladı. UBP tabanı buna nasıl tepki verecek, göreceğiz!

0
blank

Ulusal Birlik Partisi ilginç bir partidir ama son yıllarda biraz daha “ilginç” oldu doğrusu… Bu partideki bazı insanlar, siyaseti tamamen kendi çıkarları için ve “benmerkezci” bir şekilde sürdürdüklerini inkâr bile etmiyor; bu tutumlarını gizlemeye bile çalışmıyorlar.

Yasemin Öztürk çıkmış, “ikinci dönemdir milletvekiliyim ama bakan bile olamadım” diye şikâyet ediyor. Başbakan söz vermiş ama bakan yapmamış ya, artık Meclis’e de gitmeyecekmiş!

Emrah Yeşilırmak bir başka alem… Belediye Başkanlığı dönemindeki bazı uygulamaları nedeniyle halen mahkemeleri devam ettiği halde ille de bakan olmak ve bazı akçeli işlerin başına geçmek için ısrar ediyor. O da gücenmişler grubunda; ipe un serdi! Son kabine değişikliğinde bakan olamadığı için başkanlığını sürdürdüğü Sağlık ve İdari İşler Komitesi’ni uzun zamandan beri toplamıyor.

Hasan Taçoy’un başkanlığa aday olmak için bakanlıktan ayrılmak istediği aylar öncesinden ortaya çıkmıştı ama şimdilerde yeniden bakan olmak istediği de kulislerde ve koridorlarda yankılanıp duruyor.

Mutlaka başkaları da vardır: Bakanlıktan alınır veya bakan yapılmazsalar “parti içi muhalefet” olmak genlerine işlemiş görünüyor.

Ben de, bakan olmayı çok isterdim doğrusu… Örneğin eğitim bakanı… İnşaattan çok anlamam; okul binalarını yenilemek gerektiğini bilirim ama… Pedagoji eğitimi almadım ama eğitim bilimcilerin önemini kavramış durumdayım… Geleceğin insanlarının nasıl olması gerektiği konusunda fikrim var; bu konuda çalışmış insanları bulup ülkemize getirmeyi ve onlarla çalışmayı çok isterim. Petrol ülkesi olsak da olmaz; kalkınmanın insan aracılığı ile olacağının bilincindeyim. 2-3 yıl bakan olmak bana yetmezdi zaten… En az beş yıla ihtiyaç var ve sonuçta yaptıklarımla övünerek bayrağı başkalarına devretmek çok zevkli olurdu.

Olmadı; bu garip hayatımızda bir “bakan” bile olamadık!

Belki de onların da böyle idealleri vardır ama ben bilmiyorum. Şimdiye kadar duymadım. Milletvekilliği de yaptıklarına göre görüşlerini bizimle yeterince etkili bir şekilde paylaşmış olmaları gerekirdi.

blank
ÜSTEL’E TEHDİT: Kurultay öncesi Başbakan Üstel’e yönelik tehditler arttı. Bakan olamayan milletvekillerinden biri olan Yasemin Öztürk’ün tavırları basına yansıdı.
……………………………………………………………………

Yasemin Öztürk ne bakanı olmak istiyor acaba? Belki de İçişleri Bakanı olmak, uzun zamandan beri üzerinde durduğu “Yahudilere mal satışını yasaklamak” istiyor. Bir şekilde KKTC yurttaşı yapılmış kimi Yahudileri yurttaşlıktan atarsa da şaşmayacağım!

Para ile oynamayı çok sevdiği anlaşılmış olduğundan Emrah Yeşilırmak’ın ise Maliye Bakanı olmak istediğini sanıyorum.

Hasan Taçoy, 2009 yılında KKTC’yi “bilişim adası” yapacağını iddia etmişti. Bu nedenle Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’na dönmek isteyebilir ama bu koltukta UBP’li bir bakan oturmuyor; yolu tıkalı!

Bu durumda UBP’de “parti içi demokrasi” nasıl çalışacak?

Kurultay dediğimiz şey, devlet makamlarının kimlere paylaştırılacağına mı karar verecek; yoksa siyasi performansı yüksek olanları parti yöneticisi yapmak için bir araç mı olacak?

Muhalefet partileri, UBP’deki demokrasi zafiyetini ön plana çıkararak seçim kazanmak isterken bakan olma hedefindeki UBP milletvekilleri de en az muhalefet kadar “fırsatçı” davranıyorlar. Bakalım bu fırsatçılık UBP’de nasıl bir karşılık bulacak?

Partilerimizde demokrasi konusu elbette önemlidir ama yöneten parti konumundaki UBP’deki demokrasinin verimli çalışması veya çalışmaması, “toplumsal bir sorun” haline gelmiştir. Bu sorunu çözmek ise tamam olarak UBP üyelerine kalmış olacaktır.

“UBP demokrasisi”, ilk olarak kendini kurtarmalıdır!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz