TURİZM SEZONUNU KAYBETMEYE TAHAMMÜLÜMÜZ YOKTUR

Salgından dolayı ekonomileri yıpranmış olan devletler, şimdi turist avcılığına başladılar.

Güney Kıbrıs, turizm sektörünü geri almak için harıl harıl ve cesaretle çalışıyor. Epidemiyolojik verileri bizden iyi değil… Bir ara 100’ün altına düşen günlük vaka sayısı yeniden yükselişe geçti 300’e kadar dayandıkları oluyor. Buna karşın İsrail’den turist akışı için anlaşma yaptılar. Geçtiğimiz gün de İngiliz turistlerin Mayıs ayı başından itibaren adaya gelebileceğini ilan ettiler.

Sadece Kıbrıslı Rumlar değil tabii; başka ülkeler de yaz aylarını turistsiz geçirmemek için çalışıyorlar. AB üyesi turizm ülkeleri, pastadan başkalarına pay vermemek için “aşı pasaportu” gibi uygulamalar peşinde koşuyorlar. Sadece AB tarafından onaylanan aşılara verilecek bir aşı pasaportu ile özellikle Alman turistlerin Türkiye’ye kaçışını engellemek peşindeler.

Anladığımız şudur: Rekabet hızlı ve acımasız…

BİZİM ÇABAMIZ VAR MI?

Turizm sektörünü canlandırmak için bizim ne yaptığımızı bilmiyorum…

Gözlemlerime göre bizim avantajlı olacağımız tek Pazar Türkiye pazarıdır… Türkiye’den turist getirmek için neler yapılması gerektiğini şimdiye kadar çoktan saptamış ve hareket geçmiş olmalıydık.

27-29 Nisan’da Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak yapılacak olan beşli toplantıyı da bu amaçla kullanabiliriz. Cumhurbaşkanı Tatar’ın yerinde olsam, Güney’den Kuzey’e geçişlere uygulanan yasaklar devam ederken bu zirveye katılmayacağımı şimdiye kadar çoktan ilan etmiş olurdum. 

Belki hala daha geç değildir… Çözüm arayacaksak, önce bu ambargonun kaldırılması gerekir!

Türkiye’den gelebilecek turistler ve Güney’den Kuzey’e geçişlerle ilgili verimli bir çalışma sürdürebilirsek, turizm emekçilerinin rızkını olsun çıkarabileceğiz.

KABUL KOŞULLARI BELİRLENMELİ

Bunun için gerekli olan şeylerin başında, Kuzey Kıbrıs’a turist kabul etmek için gerekli olan koşulları belirlemek ve ilan etmek geliyor.

Bir süre önce, aşılı kişilerin Nisan ayı ile birlikte adaya gelebileceği söyleniyordu. Bunu duyan bazı oteller reklam yapmaya bile başladılar. Bilmem bu koşul hala geçerli mi?

Yaz aylarında çift PCR ile adaya giren turistlerin üç günlük konaklamalarına izin veriliyordu. Sonra anlamsız ve anlaşılmaz bir yasak geldi. Bu yasak hala daha devam edecek mi?

Ercan’da, konaklama tesislerinde ve turlarda ne gibi önlemler alınacak; hangi kurallar uygulanacak?

Bütün bunların şimdiye kadar çoktan belirlenmiş ve duyurulmuş olması gerekirdi.

HAREKETE GEÇİLMELİ

Turizm sektörü, “işte sizi de açtım” denildiği zaman açılacak bir sektör değildir. Turistler adaya gelmek için sıraya girmiş de değillerdir.

Sektörlerini geri kazanmak için çaba harcayacak olan turizmcilerimiz zaten çok yıpranmışdır: İşleri bozulmuş, ilişkileri en azından zayıflamıştır. Turizmcilerimizin harekete geçebilmesi için en azından bazı ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılanması; daha önemlisi devletin, hangi pazarlara yöneleceğimizi kararlaştırıp tanıtım etkinliklerini başlatması gerekir.

Üzgünüm ama bu konularda herhangi bir açıklama yapılmadığı gibi, kulislerden bilgi edinmek de mümkün olamamaktadır. Belki de bu işlerle uğraşılmamaktadır. Devletten tek beklenti, 25 Aralık’ta yaptığını yapması ve casinoları 25 Mart’ta açmasıdır. 25 Mart, casino imtiyaz ücretlerinin ikinci taksidinin ödenme günüdür. Devlet, casinoları iki-üç hafta için açar ve parayı topladıktan sonra da kaparsa hiç kimse şaşmayacaktır.

Turizm emekçileri, artık dayanma güçleri kalmadığını çeşitli şekillerde ortaya koymaya başladılar. Yalnız onlar değil ama… Sebze-meyve üreticileri ürünlerini satamamaktan şikayet ediyor. Esnaf zaten bitmiş durumda… Turist gelişi ile taze para sağlamaya bütün çarşımızın ihtiyacı vardır. Hükümet, bundan kendisine de pay düşeceğini biliyor zaten…

Daha ne bekliyoruz anlamak mümkün değil!

Atı olanların Üsküdar’ı geçmesini mi?

Sonra ağzımızı poyraza açacağız ama; haberiniz olsun!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here