TURİZM: RUMLARA BAK, TAKLİT ETMEYE ÇALIŞ!

Ekonomik sorunlar ağırlaştıkça turizm sektörünü geri kazanma çabaları ve bununla ilgili tartışmalar da ağırlık kazanıyor. Hükümet, bütün salgın boyunca yapılabilecek bir şeyi keşfetti ve “kapalı turizm” yapılmasına olanak vereceğini açıkladı. Çalışanlarını otellerde tutabilecek işletmeler, üç gecelik konaklama için adaya gelecek turistleri, tesislerden çıkmamak koşulu ile konuk edebilecekler. Bu kişiler adaya “çift PCR testi” dediğimiz yöntemle girecekler. Testlerden biri uçağa binmeden önce, biri adaya gelindiğinde yapılacak. Üstüne üstlük bir de bileklik uygulaması var ama ben bundan vazgeçileceğini umuyorum.

KOMŞULARIMIZ NE YAPIYOR?

Bu yöntemle yapılacak turizm, işletmelerin ne kadar işine yarayarak ve kaç işletme bu yola girecektir göreceğiz. Ekonomik devinime az da olsa katkıda bulunacağına kuşku yok ama fazla birşey beklememek gerekiyor.

Bizim üzerinde durmamız gereken şey, turizm sektörümüzün yıllara dayanan birikimini yok etmeyecek, pazarlardaki gücünü kaybetmesine neden olmayacak ve turizm emekçilerinin yeniden istihdamına yardımcı olacak koşulları yaratmaktır. Bizim en yakınımızdaki Güney Kıbrıs’ı izlemek, aslında ne yapmamız gerektiğini görmemiz için yeterli olacaktır.

Kıbrıs Rum tarafı, aşılanmış kişileri karantinasız ve testsiz olarak kabul ediyor zaten. İngiliz turistler Kıbrıs için önemli… Bu nedenle olacak ki, İngiltere hükümeti yurtdışına tatil amaçlı seyahatleri henüz daha sertbest bırakmadığı halde Kıbrıs Rum tarafı, İngilizleri 1 Mayıs’tan itibaren kabul edeceğini duyurdu ve rezervasyon almaya başladı.

Ülkeleri risk gruplarına ayırdılar ve herbir gruptaki ülkenin giriş koşullarını ilan ettiler. Böylece, turizm şirketlerine çalışma olanağı sundu; onları Güney Kıbrıs’a turist göndererek ayakta durma umuduyla donattı.

Artık herkes zaten aşı peşinde koşuyor. Bu sürede yeterli miktarda aşıyı temin edip yurttaşlarınızı aşılamayı da başarabilirseniz sorunu büyük ölçüde çözmüş olursunuz.

KKTC NE YAPACAK?

Türkiye sayesinde KKTC, aşılama konusunda Güney Kıbrıs’tan daha ileridedir. KKTC, turizm sektörüne Güney Kıbrıs’a göre daha fazla muhtaçtır. Buna karşın onlar daha cesaretli, biz daha korkak davranıyoruz. Onlar risk alırken, biz riskten kaçmanın yollarını arıyoruz.

Korkunun ecele faydası yoktur! Riskleri azaltmanın yolları vardır; onları kullanarak hayatın zorluklarına karşı mücadele etmek zorundayız.

“Toplama kampı” çalıştırır gibi turizm yapmayı açılım sayamayız. Bu, zaten salgının başından beri yapmamız gereken bir şeydi.

KKTC’de onbinden fazla turizm emekçisi işsizdir. Çok sayıda işletme, turist gelişlerinin başlamasını ve işe dönmeyi beklemektedir. “Kapalı turizm” diye bir yol açarken, aşılanmış kişilerin KKTC’ye kabul edileceğini de duyurmakta ne gibi bir sakınca görülmüştür anlamış değilim. Ciddi bir işsizlik ve hatta açlık tehlikesi ile karşı karşıya iken çift aşılanmış olarak KKTC’ye giren kişilerin 3-5 günde bir testlerini yenileyerek KKTC’deki kalış sürelerini uzatmalarının engeli nedir; bu da anlayamadım!

Belki de engel, “turizmin kamu gelirlerine katkısı yoktur” anlayışının kamu yönetimine hakim olmuş olmasıdır. Belki de engel, “turist getirdiniz, hepimizi hasta ettiniz” diye yaygara koparmak için tetikte bekleyen “hazır yiyiciler” ve onların yaygarasının yaklaşmakta olan seçimi kaybetmelerine neden olacağını düşünen bakanların yüreğindeki korkudur!

Oysa akıl, iyi şeylerin taklit edilerek çoğaltılmasını; kötü örneklerden uzak durulmasını emretmektedir. Ama anlıyorum ki, bizi yöneten şey zaten akıl değildir!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here