“SONSUZA KADAR GÖRÜŞME” İSTENMİYORSA BAŞARISIZLIK HALİNDE NE OLACAĞINI ŞİMDİDEN BELİRLENMELİDİR!

HRİSTODULİDİS İNANDIRICI ŞEYLER SÖYLEMİYOR AMA "SONSUZA KADAR GÖRÜŞEMEYİZ" DİYEREK SONUÇSUZ GÖRÜŞMELERE KARŞI DURMASI DA İYİ BİR ŞEY OLDU. GÖRÜŞMELER BAŞARISIZ OLURSA NE OLACAK? BELKİ ŞİMDİ BUNU GÖRÜŞEBİLİRİZ!

0
blank

Bayram haftası bitti; “Kıbrıs haftası” başladı. Holguin, hafta sonu adaya gelecek ya Kıbrıs sorunu konuşma ve haberler ön plana çıkmaya başladı.

En ilginç konuşması Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis yapıyor; sahneyi kaptırmamaya çalışıyor. Son konuşması gerçekten ilginç oldu: BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in görev süresi bitene kadar Kıbrıs sorunu için fırsat penceresi olduğunu ancak “sonsuza kadar görüşemeyeceğimizi” söyledi.

blank
KIBRIS CUMHURİYETİ DİYE BİR DEVLET KURMA KONUSUNDA ANLAŞMA SAĞLANABİLMİŞ OLMASINA KARŞIN ONUN HÜKMÜ DE ÜÇ YIL SÜRDÜ. ŞİMDİ, BÖYLE BİR ANLAMA OLMAZSA NE OLACAĞINI KONUŞMADAN İŞE BAŞLAMAMAK GEREKİR. BUNU KONUŞMANIN YENİ BİR ANLAŞMANIN ORTAYA ÇIKMASINI SAĞLAYACAK EN ÖNEMLİ FAKTÖR OLABİLECEĞİ DE UNUTULMAMALIDIR.

Söyledi ama bu hikaye Rum basını da dahil olmak üzere kimseye inandırıcı gelmedi. Dünkü Kathimerini gazetesinin aktardığına göre yabancı diplomatlar da bu söyleme prim vermedi. Gazetenin görüşüne baş vurduğu, Kıbrıs sorununda birinci elden bilgi sahibi olan yabancı bir diplomat, “bizim bildiklerimiz öyle değil” anlamında şeyler söylemiş: “Bizim bildiğimiz, Tayyip Erdoğan’ın, Ada’daki gerçeklerin dikkate alınması katı şartı ile çözüme ilerlemeye hazır göründüğüdür. Gerçekler de defalarca söylendiği üzere Kıbrıs Türk toplumunun egemen eşitliğinin tesis edilmesidir. Türk tarafının, Kıbrıs Rum tarafından ve BM aracılığıyla doğrudan ticarete, diret uçuşlara ve Kıbrıslı Türklerin uluslararası toplumla doğrudan ilişki kurmasına rıza göstermesini defalarca istediği de biliniyor. Bu tezler biliniyor, esasen ön şart haline geldiler ve bize aktarıldığı kadarıyla değişmediler. Bildiğimiz kadarıyla Sayın Erdoğan, daha çok da Sayın Fidan Sayın Guterres’e Ankara’nın bu tezlerini tekrarladı. Bu nedenle Türkiye’nin Kıbrıs sorunundaki tezlerini değiştirme sinyali verdiğinin düşünülmesi tuhaf olabilir.”

Hristodulidis, Kıbrıs sorununun şimdiye kadar ne çok genel sekretek eskittiğini de biliyordur zaten. Kıbrıs sorunu, Aralık 1954’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Kıbrıs meselesi resmen gündeme alındı. Yunanistan, Kıbrıs halkına self-determinasyon hakkı tanınmasını istiyordu. Kıbrıslı Türklerin oluşturduğu bir heyet de bu sürede New York’taydı ve self determinasyon hakkının bir bütün olarak Kıbrıs halkına tanınamayacağını adada ayrı bir halk olarak Türklerin de bulunduğunu ve onlara ayrı self determinasyon hakkı tanınması gerektiğini savunarak Türkiye’ye destek verdi.

1954 nere; 2026 nere? O günden beri çok şey değişti ama Kıbrıs sorununun özü değişmedi. Hristodulidis, 2026 sonuna tarihlenmiş ciddi bir fırsat olduğunu söylemişti. Böyle bir fırsat yaratmak istiyorsa 1954’ten beri devam eden Rum/Yunan tutumunun değiştiğini de söylemesi gerekirdi.

Bunu söylemiyor… Sadece “sonsuza kadar görüşemeyiz” demekle yetiniyor.

Benim esas merak ettiğim de işte budur: 2026’dan sonra görüşmeyeceksek ne yapacağız?

blank

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, görüşmelere süre konulmasını ve Rum tarafı bir kez daha masadan kalkarsa Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların kaldırılacağının taahhüt edilmesini istiyor. Çok merak ettim doğrusu; Hristodulidis ne istiyor?

Güzel bir noktaya geldik! Durmadan müzakere istemekten “sonsuza kadar görüşemeyiz” noktasına gelmemiz her durumda iyi bir şeydir. 8 Haziran’daki Holguin görüşmesinde veya gerçekleşmesi muhtemel olan üçlü görüşmede “başarısız olursak ne olacak” sorusu mutlaka gündeme getirilsin derim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz