KURTARMA EKİPLERİNİN DİKKATİNE: İNSANLARIMIZ ÇÖKEN DEVLETİN ALTINDADIR!

Deniz faciası, devletin çöktüğünün son kanıtıdır. Gerçekten son olabilmesi içinse devletin baştan aşağıya yenilenmesi şarttır. Bu iş "kazanılmış haklar" ile olabilecek birşey değil tabii...

0
blank

Çok sayıda insanımızı kaybettik. Yüzlerce insanı korkunç bir travmayla yaşamaya mahkûm ettik.

Şimdi kimilerimiz ilgili bakandan kurtulursak bu sorundan da kurtulacağımızı düşünüyor. Oysa sorun bir bakandan çok daha büyük… Bu deniz faciası, bize, sadece denizlerdeki denetimsizliği değil, kamu yönetiminin ne hale geldiğini gösteriyor.

2004’te Dolphin-2 Karpaz açıklarında battı; iki insan kayboldu. 2007’de bu kez Dolphin-1 yine Karpaz açıklarında battı; iki kaptan kayboldu. 2018’de Çiklos’ta sel suları dört gencimizi aldı. O gün de yolları, dere yataklarını, altyapıyı, denetimi ve ihmalleri konuştuk.

Sonra unuttuk!

Bugün yaşadıklarımızı, hastanede bir bebeğimize alkol verilerek öldürülmesinden farklı kılan nedir? Ölenlerin sayısının daha fazla olması mı? Yarın, daha büyük bir faciada daha çok insan kaybetmeyeceğimizin garantisini kim verebilir? Bir depreme hazır olmadığımızı biliyoruz. Çürümüş bir okul binasının çocuklarımızın başına çökmeyeceğinin garantisini verecek olan var mı?

Üstelik, kamu yönetiminin çöküşü yalnızca insanların öldüğü olaylarda ortaya çıkmıyor. Artan maliyetlerine ve düşen cirolarına rağmen daha fazla vergi vermeye zorlanan esnaf, “yaşayan ölülere” dönmüş durumda değil mi? Onların yaşadıklarına “hayat” mı dememiz gerekiyor? Onlar gerçekten “yaşıyor” mu?

Okullarda gerekli eğitimi alamayan çocuklarımızın ve gençlerimizin kaybettiklerini hangi hesaba yazacağız? Bundan büyük felaket mi olur?

Neredeyse her bakanlıkta bir yolsuzluk veya usulsüzlük olayı yaşandı. Günlerce eczacıların ve doktorların tutuklanmasını konuştuk. Ortada sonuç yok! Olan suçlanan insanlara ve ilaç yardımından mahrum edilenlere oldu. Bakanın özel kalem müdürü, Başbakan’ın müsteşarı tutuklandı ama neler olduğunu hala öğrenemedik. Olay günlük hayhuy içinde unutulup gidiyor. Unutturmak isteyenler başarıyor!

Dolphin’i unuttuk; Çiklos’u unuttuk! Unuttuğumuz için de hiçbir şeyi değiştiremedik. Bir yolsuzluklar ve sahtekârlıklar cumhuriyetine dönüştük ama “kamu yönetimimiz var” diye ayda 10 milyar TL ödemeye devam ediyoruz.

Kamu yönetimi dediğimiz şey, yalnızca maaş ödeyen bir örgüt değildir. İnsanların canını korumak, denetlemek, önlem almak, hesap sormak ve aynı felaketin yeniden yaşanmasını engellemektir. Kamu yönetimi dediğimiz düzen, çalışmamızı ve emeğimizi kıymetli kılan düzendir.

Bunları yapamıyorsa ortada yalnızca kötü yönetilen birkaç kurum yoktur; çökmüş bir kamu yönetimi vardır. Ve aslında hepimiz bu enkazın altında çırpınıp duruyoruz.

Yanlıştır ama biz buna da “devlet” diyoruz!

Yanlış ama “Yaşasın Cumhuriyetimiz!” diyenlerimiz bile var!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz