Türkiye’deki okul saldırıları herkesi üzdü… Üzüntüyü dile getirmekse sorumluluktan kurtulmanın yolu olarak görülüyor ama değil!
Türk toplumu, uzun bir süreden beridir çok yönlü bir saldırı altındadır. Kültürel yapısı değiştirilerek erkek egemen, hükmetmeye ve gösterişe dayalı bir kültürel hegemonya kurulmaya çalışılıyor.

“Korkacaksınız kardeşim! Evrenin hâkimi Allah’tan olduğu gibi ülkenin hakiminden de korkacaksınız! Haddinizi de bileceksiniz!”
Bin bir türlü araçla verilen mesaj budur. Sürüp giden kadın cinayetlerinin takipsiz ve cezasız kalması bu mesajı pekiştiren en önemli etkendir. Kadınlara, “Siz erkeğe tabisiniz; sever de öldürür de… Ne isterse yapacaksınız!” mesajı en acımasız yöntemlerle dikte ediliyor.
Zorbalığı, kafa kesmeyi marifet olarak sunan TV programı ve dizilerini de unutmamak lazım… Kamu kuruluşlarının büyük paralar ödeyerek sponsor olmaları boşuna değildir. Ödüyorlar ve bu kültürü besleyecek ürünler çıkarıp tüketime sunuyorlar. Başkaca eğlence aracı olmayan, sokağa çıkıp bir çay içecek gücü bile kalmamış insanlar, bu “kültürel ürünleri” tüketirken kendi kendilerini yeniden şekillendiriyorlar.
TV’lere dış politika diye yansıtılan “zorbalıkları” da unutmamak lazım… Türkiye’nin “herkese haddini bildiren” bir Cumhurbaşkanı var… İnsanlar bu başkan ile övünür hale getirilsin diye olmadık manipülasyonlara baş vuruluyor. “Bir gece ansızın gitmelerden” tutun da “Kudüs’ü kurtarmaya” veya “van münitlere” kadar uzanan geniş bir portföy yönetiliyor!
Her somut olayın, bu genel nedenlerin dışında özel nedenleri de vardır tabii… Her saldırganın kendi özel ruh hali ve hatta sorunları da olabilir… Onların da dikkate alınması, çözümlenmesi ve gerekli önlemlerin alınmasına kimsenin itirazı olamaz ama Türk toplumunu saran şiddet eğilimin bilerek ve isteyerek yaratıldığını görmezlikten gelmek büyük bir GAFLET VE HATTA HİYANET sayılmalıdır.

Ama bunun sorumlularını üst makamlarda aramaya da kalkmayın! Onlar, kendi siyasal hayatlarını uzatmak gayreti içindedir ve şiddet eğilimini besleyerek bundan övünme ve mutluluk ürettirmeye çalışmayı bir yöntem olarak benimsemişlerdir. İçinde yurt ve insan sevgisi olan her Türk yurttaşı bu somut gerçeği görmek zorundadır.
Sorumluluk tek tek bütün Türk yurttaşlarının omuzlarındadır! Ne iseniz, nasıl yönetilmeyi talep ediyorsanız öyle yönetileceksiniz!

