SEÇMENİ ÜÇE BÖLDÜLER; SONUCU GÖRECEĞİZ!

0
blank

Türkiye hükümetinin Akıncı ile çalışmak istemediğine kuşku duymuyoruz. Sorun Crans Montana’da yaşananlardan kaynaklanıyor olmalıdır. Crans Montana sonrası, Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile Akıncı arasında hoş olmayan tartışmalar yaşandı. O zamandan beri ilişkiler de kopmuşa benziyor.

İki yıl kadar öncesine dayanan bu “kopukluk”, bir ara Kudret Özersay’ın Cumhurbaşkanlığına hazırlanması şekilini almış; sahne ışıkları sürekli olarak Özersay üstünde dolaşır olmuştu. Sonra sahneye Tatar çıktı.

Türkiye, Akıncı olmasın diye çırpınıp duruyor.Şimdi, bize, “Tatar Cumhurbaşkanı olursa, her türlü desteğimiz sizinle olur” diye mesaj veriyorlar.

Başbakan Tatar, Cumhurbaşkanlığına sıçramanın yolu olarak bu desteği arkasına almayı seçmiş görünüyor. “Beni seçerseniz, suyunuz da olur; Maraşınız da”.Dün bize verilen mesaj açıkça budur.

Türkiye olmadan hiçbir şey başaramayacağımıza inanmış bir kitlemiz varsa, bu mesaja uygun davrananlar da olacaktır. Göreceğiz! 

TÜRKİYE KARŞITLIĞI

O’na sorarsanız, Türkiye’nin haberi olmadan hiçbir iş yapmadığını söyleyecektir ama Akıncı, Türkiye ile neden sağlıklı bir ilişki kuramadığını bir türlü açıklayamadı.Türkiye ile uyumlu çalışmışsa bu kavganın ve bu denli sertleşmesinin nedeni ne olabilir?

Bu soruya yanıt veremesek bile, Akıncı’nın bu gerilimden yararlanmaya çalıştığınıbiliyoruz. Müdahale varsa, tepki de olacaktır! Akıncı’nın Türkiye’nin müdahalesine karşı duygusal bir tepki yaratmak ve bu duygusallıkla toplacağı oylar sayesinde yeniden seçilmek peşinde koştuğu çok açık… Bu karşıtlığın nedenlerini açıklamaya çalışmamasının nedeni de budur sanıyorum; sihiri bozmak istemiyor.

Ortada bir de, Türkiye’deki yönetimin uygulamalarından hoşlanmayan seçmen kitlesi olması gerekiyor. Doğu Akdeniz’deki iddialarını yersiz bulan; Karabağ’a müdahale ettiğini düşünen bir kitle… Suyunun akmasını, maaşının ödenmesini, yolların yapılmasını isteyen ama Türkiye’ye Ada üzerinde hiçbir hak tanımayan bir kitle…

Onların tepkisel bir davranışla oy kullanmaları beklenmelidir. Göreceğiz!

AKIL YOLU BAŞKADIR

Belli ki bizi bir yol ayrımına getirdiler…

Birincisi, Türkiye ile kavga etmektir.Kıbrıs Türk halkının, belki de kapalı kalmaktan dolayı bütün sorunların vebalini Türkiye’ye ödetme duygusunu körükleme ve bundan siyasi kazanç sağlamaya çalışmak yolu, bu yolu tutanlara bazı makamları kazandırabilir ama halka hiçbir şey kazandırmaz.

İkincisi,bu kavgayı reddederek her sorununun çözümünü Türkiye’ye havale etmek ve kendine acentelik rolü yüklemek;bu rolü başarıyla oynamaya çalışmaktır. Bu yolla da Başbakan ve hatta Cumhurbaşkanı olmak mümkündür. Ada’ya su getirmek; Maraş’ı açmak da mümkün olabilir ama bu yolla Kıbrıslı Türkleri “geleceğe taşımak” olanaksızdır.Bütün insan toplulukları gibi Kıbrıslı Türkler de gururlanacakları şeylere ihtiyaç duyacaklardır ki bunları bu yolla elde edebilmek mümkün değildir. Zaten bugün yaşadığımız sorunların kökeninde de bu duyguyu yaşatamamak vardır.

Bir üçüncü yol daha vardır; akıl yolu!Türkiye ile işbirliği…

Ne yapacaksak Türkiye ile birlikte yapmak için çaba harcamak yolu… Kavga değil; Türkiye’yi iç politikanın malzemesi haline getirmek hiç değil…

SEÇMEN SEÇECEK

Şimdi böyle bir üçlü yol ayrımı ile karşı karşıyayız. Ben seçmenin de bunun farkında olduğunu düşünüyorum. KKTC seçmeninin bu saatten sonra üçe bölünmüş olacağını anlıyorum. 

Kimin ne kadar olduğunu elbette bilmiyorum ve 11 Ekim akşamı bunu öğrenmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz