PARA NASIL KULLANILACAK?

0
blank

Türkiye ile KKTC arasında yeni bir iktisadi ve mali işbirliği anlaşması imzalandı. Sadece 2020 yılı içinde Türkiye’den KKTC’ye 2 milyar 288 milyon TL para gelecek.

Bu kaynak, elbette bavullara doldurulup uçaklarla taşınacak ve Maliye Bakanı’na teslim edilecek değildir. Bazı koşulları var… 

Koşullar var ama bunlar şimdiye kadar gördüğümüz en yumuşak koşullardır.Bugüne kadar, çok daha programlı ve her ay yapılması gerekenleri sıralayan eylem planlarının eşlik ettiği anlaşmalar da görmüştük…

KOŞULLAR İYİ Mİ; KÖTÜ MÜ?

Böyle anlaşmaların her zaman için bazı koşulları olur… İster Uluslararası Para Fonu, ister Amerika Birleşik Devletleri, isterse Avrupa Birliği ile yapılsın, bütün yardım anlaşmalarının amaçları ve bu amaçlara ulaşılmasını hedefleyen yol haritasıolur.

Salı günü imzalanan anlaşmanın miktarı oldukça yüksektir. Miktar tartışma dışı kaldı ama koşullar tartışılıyor. 

Kimimize göre koşulların çok yumuşak ve hatta belirsiz olması kötüdür. Kötüdür çünkü KKTC hükümeti özellikle bütce açığını kapatmak amacıyla verilecek olan 1 milyar 150 milyon TL’yi istediği gibi kullanacaktır. Bununla siyaset bile yapabilecektir.Anlaşmayı eleştirenlerin başka bir grubuna göreyse, bu onursuz bir anlaşmadır çünkü bize ne yapacağımızı dikte ediyor.

Koşulların olması iyi mi; kötü mü karar veremedik!

HAREKET KABİLİYETİ

Aslında Türkiye makamları bu anlaşmayla topu büyük ölçüde KKTC’nin sahasına attı: Alın ve istediğiniz gibi oynayın:Savunma harcamaları dışında, altyapı ve reel sektör için öngörülen harcama miktarları gerçekten çok yetersizdir. Üstelik bu kalemlerin ayrıntılarına dikkat edildiği zaman bunların daha çok Türkiye makamlarının duyarlılık gösterdikleri alanlarda kullanılacakları da ortaya çıkıyor. Ama geride 1.250 milyon TL’lik dev bir miktar kalıyor.Kamu maliyesinin kendince kullanabileceği bir miktar…

Belki de Kıbrıslı Türkler tam da bu miktar üzerinde yoğunlaşmalı; bu kaynağın nasıl kullanılacağı tartışılmalı.

SALGIN VE DÖNÜŞÜM

Başlıca iki şeye ihtiyacımız vardır: Bir, salgının tahribatını en aza indirmek… Ve iki, salgın öncesindeki olumsuzlukları ortadan kaldıracak şekilde yeniden yapılanmak…

Hükümet, bu kaynağı isterse eski düzene dönmek için kullanırve salgının ekonomik tahribatını kendine göre tamir ederek varlığını devam ettirmeye çalışır. Memur maaşlarını düzgünce ödemek ve 13’ncü maaşı garantiye almak bunun en bilinen yoludur. Böylece halkın geriye kalanı, salgının yaralarını kendi kendine sarmak ve hatta kamu maliyesine katkıda bulunmak zorunda bırakılacağı için saramamak durumunda kalır.

Hükümet, eğer isterse, bu kaynağı yeniden yapılanmanın ilk harcı olarak değerlendirir.Kamuda yeni düzenlemelere gider ve kamunun reel sektör üstündeki yükünü azaltır. İşletmelerin iş yapma olanaklarını artırmaya çalışır. KKTC ekonomisinin motor gücü olan turizm, yükseköğretim ve inşaat sektörlerinin kayıplarını geri almaya çalışanlara katkı koyar. İnsanlar gerçek anlamda değer üreten işletmelerde istihdam edilir ve hayatını oralarda kazanmaya yönelir. Üretim ve verimlilik artar.

Ana Muhalafet Partisi Genel Başkanı Erhürman, bu kaynağı önemsemiş ve ‘har vurup harman savrulmaması’ çağrısı yapmıştır.Hükümet isterse, bu kaynağın nasıl harcanması gerektiğine belli başlı sivil toplum örgütleri ve muhalefet partileri ile uzlaşarak karar verebilir.

SİYASET YAPALIM

Top bizim sahamızdadır işte… İstediğimiz gibi kullanabilir ve hatta siyaset bile yapabiliriz.

Gerçekte asıl önemli olan, nasıl bir siyaset güdeceğimiz değil midir? Bunca zamandır arayışımız kendi kendimizi yönetmek olmamış mıydı? İşte, bizi geleceğe iyi veya kötü olarak taşıyacak olan siyaseti belirlemek de bize kalmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz