ÖNCE BUNU ANLAYALIM: HOLGUIN NEYİN PEŞİNDE?

HOLGUIN, BİR ŞEY SÖYLEMEK YERİNE SORULARINA VERİLEN YANITLARI DİNLİYOR. BU VERİLER YENİ BİR ANALİZE VE YOL HARİTASINA NEDEN OLACAK GİBİ GÖRÜNÜYOR.

0
blank

BM Genel Sekreteri’nin kişisel temsilcisi olarak çalışmakta olan Maria Holguin Cuellar, Kıbrıs’taki ikinci tur temaslarını sürdürüyor. İlk turda, liderleri ve adayı tanımakla yetinen Holguin’in bu turda biraz daha ileri giderek gündemindeki sorunlara yanıt bulmaya çalışması gerekiyor. Bu sorunlar, sadece Kıbrıs konusu ile doğrudan ilgili olarak Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumları etkilemiyor. Bölgemizde ve Avrupa’da gelişen olayları dikkate aldığımız zaman Kıbrıs konusunun Avrupa ve Orta Doğu barışı ile ilgili olduğu çok açık… Avrupa’nın güvenliği ve enerji ihtiyacının karşılanması bu bağlamda en büyük ihtiyaç veya sorun olarak görülüyor. Kıbrıs konusu, bu sorunlara bulunabilecek çözümleri etkiliyor.

Bu bağlamda Holguin’in nasıl bir misyon üstlendiğini düşünmemiz gerekiyor. Temasları anlaşılır bir şekilde izleyebilmek ve basına söylenenleri anlayabilmek için bu misyon konusunda fikrimizin olması gerektiğini düşünüyorum.

İki olasılık var: Birincisi; BM’ye hakim olan güçler olarak ABD ve İngiltere, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm arayışı içindedir ve Holguin’e buna gidecek bir yol açma görevi verilmiştir. İkincisi; bugünkü ortamda kapsamlı bir çözüm bulunamayacağının bilincinde olan bu devletler, durumun kötüleşmesini önlemek ve hatta bölgedeki önemli projeleri uygulayabilecekleri bir siyasi ortam yaratmak bakımından “etkili” güven artırıcı önlemler uygulamak peşinde koşmaktadırlar.

Holguin, görüşmekte olduğu kişilere, BM Genel Sekreteri’nin “sonuca ulaşma konusunda garantisi olmayan bir sürece girmeyeceğiz” tutumunda olduğunu söylemektedir. Sonuca ulaşma konusunda risk varsa, BM bu işin içinde olmayacakmış… BM Genel Sekreteri, “sonuç” diye tanımladığı hedefe ulaşılamayacaksa BM’nin her yıl Kıbrıs’ta harcadığı 55 milyon doları tasarruf etmeyi bile düşünüyormuş… Göstermelik bir süreç yaratmaya çalışılmıyor!

Bu “gerçek hedef” nedir? Kapsamlı çözüm mü; iki halkı önemli projelerde iş birliği yapabilecek noktaya getirmek mi?

blank
HOLGUIN BOL BOL SORU SORUYOR. FARKLI MUHATAPLARA FARKLI SORULAR. BU SORULARA VERİLEN YANITLAR ÖNEMLİ BİR VERİ TABANI OLUŞTURACAK. BU VERİ TABANI DEĞERLENDİRİLEREK YENİ BİR YOL HARİTASI OLUŞACAK. BELKİ DE BİR “ÇIKIŞ PLANI” YAPILACAK.
………………………………………………………………………………………………….

Holguin, görüşmelerinde Kıbrıs sorununun çözümlenmesinde en büyük engelin ne olduğunu araştırırken özellikle “güven eksikliği” üzerinde duruyor ve güvenin tesis edilmesi için neler yapılabileceğini araştırıyor. Güven eksikliği, kapsamlı çözümü olduğu kadar, önemli projelerin uygulanmasında iş birliğini engelleyen başlıca etkenlerden biri değil midir? Güven eksikliğinin giderilebilmesi için önemli projelerde iş birliği yapmak bir yol olarak kullanılabilir tabii… Holguin’in arayışı iki halk arasında güven tesis etmekse bu yolun devamı bizi önce iş birliğine, daha sonra da kapsamlı çözüme götürebilir. Aynı yol üstündeki farklı duraklar gibi düşünmekte yarar vardır. Yeni kuşaklar, Ada’daki yaşamı iyileştireceği de düşünülen bu yönteme sıcak bakabilirler.

Kuşku yok ki gerek Guterres, gerekse Holguin başarısız girişimlerin insanları olarak anılmak istemeyeceklerdir. Guterres bunu daha 2017’de ifade etmişti zaten. Crans Montana’ya gitmek için de epeyce nazlanmış, sonunda Rum yetkililerin kurbanı olmuştu… Bu tuzağa bir kez daha düşmek istemiyor anlaşılan. Holguin ise başarılı bir kariyere sahiptir ve yaşı gereği daha ileri kariyer planlamaları yapması normal karşılanmalıdır. Etkisiz ve başarısız misyonlarla anılmak hiç de işine gelmeyecektir.

Bu süreçten Kıbrıs Türk halkı adına kazanımlar elde ederek çıkmak istiyorsak, Holguin’e yüklenen görevin ne olduğunu, Türkiye ile yeni bir döneme girmiş olan ABD ile bölgeyi yeniden şekillendirme konusunda çok aktif olduğu görülen İngiltere’nin ne yapmaya çalıştıklarını iyi anlamamız gerekiyor. Anlayalım ve kendi rolümüzü doğru belirleyelim.

Bu süreç sonunda kazançlı çıkmak, Kıbrıs Türk halkının dünyadaki yerini sağlamlaştırmak istiyorsak dünya ve bölge gerçeklerine uygun ama akılla yoğrularak icra edilmiş bir politika izlemek zorunluluğumuz vardır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz