NASIL BİR KAMPANYADIR BU BÖYLE?

0
blank

Türkiye’deki seçim kampanyası gerçekten çok “acayip” ilerliyor. Erdoğan ve ekibi, yalana dayalı propagandayı çok rahat ve büyük bir marifetmişçesine yürütüyor.

Kılıçdaroğlu’nu Kandil dağındaki PKK liderleri aynı videoda gösterdiler. Video elbette montajdı ve Erdoğan bunun için “Ama montaj, ama şu, ama bu… PKK’lılar videolarla bunlara destek verdiler” diye de konuştu zaten! Ardından bu montajın, “Gençlerimizin kıvrak zekasının ürünü” olduğunu da itiraf etti.

Tabii, bir seçim kampanyasında “zıpır gençlerin” adayları hedef alan montaj videolar üretmesi başka şeydir; bu videoların bir cumhurbaşkanlığına yeniden aday olan biri tarafından seçim kampanyasının esası haline getirilmesi başka şey! Kılıçdaroğlu işte buna isyan ediyor olmalıdır. Buna karşılık paylaştığı Twitter mesajında Erdoğan’ı Allah’a havale etmesi de buna karşılık yapacak başka bir şeyi kalmadığını gösteriyor herhalde!

Benim hayretime neden olan ise geriye kalan ve hatta Kılıçdaroğlu’nu desteklemekte gönülsüz aydınların tepkisizliğidir. Kendilerini ilgilendirmeyen şeyler oluyormuş gibi davranmakta ısrar ediyorlar.

blank
Erdoğan, PKK liderlerinin Kılıçdaroğlu’na destek verdiği iddiasını devlet televizyonunda bile tekrarlarken “Ama montaj, ama şu, ama bu…” diye konuşmuş daha sonra ise ilgili videoyu “gençlerinin kıvrak zekalarının ürünü” olarak nitelemişti. Benzer kıvrak zekalar Erdoğan için benzer videolar yapsalar gidecekleri yer ise bellidir!

Ortada bir seçim var… Seçim, tek başına demokrasi sayılmasa bile demokrasinin en önemli özelliklerinden biri seçimdir. Ülkeyi “demokratik” olarak niteleyebilmek için seçimlerin adil ve uluslararası standartları taşıyan özelliklere uygun olması gerekir. Oysa Erdoğan gibi popülist siyasetçiler seçimleri, yapabilecekleri veya yaptıkları her şeyi “seçimi ben kazandım” diyerek meşrulaştırmanın bir aracına indirgemişlerdir. Bu önemli olayı “galibiyet” ile bitirmek içinse akla ne gelirse yapmakta, bu yarışın kurallarını hiçe saydıkları gibi dini inançlarının yasakladığı eylemleri yapmaktan bile çekinmemektedirler.

Böyle bir yarışın, demokratik düzenin öngördüğü seçim yarışı ile elbette ilişkisi yoktur.

Erdoğan’ın bu konudaki aldırmazlığı ise iki şeye dayanıyor: Birincisi kendi taraftarlarının bilgisizliği veya aldırmazlığı ise; diğeri de Türkiye aydınlarının vurdumduymazlığı ve bencilliği olmalıdır! Türkiye aydınları, zamanında askeri darbelere olduğu gibi bu kampanyaya da soğukkanlı bir şekilde, “hoşgörü” ile yaklaşıyorlar! Bu halleri ile de aslında “demokrasiyi zerre kadar umursamadıklarını” bir kez daha göstermiş oluyorlar.

İşte asıl mesele budur: Türk demokrasisi “uğruna ölünecek Leyla” olarak görülmemektedir! Tam tersine, “yoldan çıkmış Leyla” muamelesi görmekte; kimse onun da bir “namusu” ve hatta “canı” olabileceğini düşünmemektedir. Bizim mahalle işte böyle bir mahalledir!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz