Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, hayati öneme sahip olan yurtdışından gelişleri kontrol edemezken turizm ve yükseköğretim sektörlerinden gelir elde etmeyi başka zamana ertelemek zorunda kaldı.Salgın sonrasında özel sektör işletmeleri ile özel sektör çalışanlarını ayakta tutacak herhangi bir plana sahip olmayan hükümetin, bu aşamadan sonra bu alanda çalışan işletme ve personele ilişkin nasıl bir önlem alabileceği ise öngürülemiyor. Hükümet bütün devlet gelirlerini kamu personelinin “tam maaş” olarak ödenmesine ayrırken, bu yolla piyasaya çıkacak nakit ile ekonomiyi döndürmeyi amaçlıyor. Bu amaca ulaşılamaması halinde çok sayıda işletmenin ağır borç yükü ile kalıcı olarak kapanması, işsizliğin artması ve toplumsal çatışmaların ortaya çıkması bekleniyor.

TÜRKİYE FAKTÖRÜ

Kıbrıs Rum tarafı, yurtdışı gelirlerinin esasını oluşturan turizm sektörünü ayakta tutabilmek için günde 70-80 uçağın inişine izin verirken her gün ortalama olarak 10 bin yolcuyu kabul edebiliyor. Buna karşın Güney Kıbrıs’ta günlük vaka sayısındaki düşüş Kıbrıslı Türklerin dikkati çekerek sosyal medyada hükümete yönelik eleştirilerin artmasına neden oluyor. 

Hükümete yönelik eleştirilerin başında, vaka sayısının yüksek olduğu Türkiye’den gelen yolcuların vaka sayısının düşük olduğu kısmen daha az riskli ülkelerle aynı katagoriye konulması geliyor. Sosyal medya kullanıcılarının çoğu bunu casinolu otellerin talebi olarak sunmaya çalışsalar bile, Covid-19 vakasının yayılmasına neden olan yolcuların çoğu zaman otelde konaklamadığı gözlemleniyor.

Siyasi gözlemciler, hükümetin Türkiye’den gelişler konusunda gerekli düzenlemeyi yapamadığı ve sık değişen kararlarla başta uçak şirketleri ve oteller olmak üzere işletmelerin zararını büyütürken halk sağlığını da tehlikeye attığını belirtiyorlar.

TEST KİTLERİNİN ROLÜ

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Covid-19 vakalarının saptanmasında kullanılan test kitlerinin de açılan ihalenin sonuçlanması nedeniyle geçtiğimiz Cumartesi ile birlikte değiştiği ve vaka sayının yükselmesinde bu değişimin de önemli bir rolü olduğu belirtiliyor.

Vekıbrıs’a konuşan uzmanlar, daha önceki test kitlerinin Covid-19 virüsünü sadece bir özelliğe bağlı olarak tesbit etmeye çalıştığını, ihaleden sonra kullanılmaya başlanan kitlerin ise iki farklı özellikle arama yaptığını belirtiyorlar. Uzmanlar, Covid-19 virüsünün onu diğer virüslerden ayıran üç temel farklı özelliği olduğunun bilindiğini, tek özelliğin peşine düşmenin virüslü kişilerin tesbitini zorlaştırırken iki özelliği birlikte aramanın virüslü kişi saptama oranını yükselttiğini ifade etmektedirler. 

KKTC Sağlık Bakanlığı’nın yeni test kitleri edinmekte geç kalmasının nedeninin ise daha önce Bakanlığa hibe edilen test ekipmanınınyeni kitler ile kullanılamaması olduğu ifade ediliyor.

Test kitleri ile ilgili bu yaklaşımın geçerli olması durumda halk içinde semptomsuz vakaların sanılandan yüksek olması olasılığı ise endişeleri artırıyor.

MALİ SORUNLAR

Bu teknik sorunların üstesinden gelebilmek için devletin zaman kazanması gerektiğine dikkati çeken ilgili çevreler, bunun en bilinen yolunun yurt dışından yolcu kabul etmeye bir süre için de olsa ara vermek ve rastgele testler ile virüslü kişileri saptamaya çalışmak olduğunu ancak devletin mali olanaklarının buna yetmediğini belirtiyorlar. 

Yeni bir kapanma durumunda devletin gelir kaybına uğrarken, kapanan işyerlerindeki personele de maaş desteği vermek durumunda kalacağını, bugün için bu olanaktan yoksun olduğunu ve buna olanak bulamayacağını vurguluyorlar.

HÜKÜMET DAĞILDI

Salgının geldiği aşamada, salgınla mücadelenin hangi olanaklarla ve nasıl sürdürülebileceğinin saptanması için geniş bir siyasal uzlaşıya ihtiyaç olduğu ancak yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçiminin bunu da zorlaştırdığı gözlemleniyor. Hükümetin alınabilecek önlemler konusunda muhalefet ile uzlaşması bir yana kendi arasında bile uyum sağlayamadığı ortaya çıktı. Başbakan Yardımcısı Kudret Özersay’ın yeni tedbirler için geçen hafta yaptığı önerinin geçtiğimiz günlerde kabul edilmiş olmasından memnuniyet belirttiği halde bu önlemlerin açıklandığı toplantıda yer almayarak sorumlu görünmekten kaçındığı üzerinde duran gözlemciler, bu aşamadan sonra salgın konusunda siyasal bir uzlaşının beklenmemesi gerektiğinin altını çiziyorlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here