HRİSTODULİDİS, TATAR’A HİÇBİR ŞEY YAPAMAZ!

ÇÖZÜM İSTEYENLER BASKIYI NASIL YAPACAKLARINI DÜŞÜNSÜNLER İYİ OLUR. TATAR-HRİSTODULİDİS İKİLİSİ ANLAŞMA KONUSUNDA GÖNÜLLÜ BİR ÇALIŞMA İÇİNDE OLMAYACAKLAR.

1
blank

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’ın Kıbrıs sorununu mümkün olabilecek şekilde çözmek istediğine kimse inanmıyor ama O, halinden memnundur! Görüşme olmaması da ilk tercihidir sanırım. Görüşme yoksa, başı rahattır! Cumhurbaşkanlığı’nı bildiği şekilde şahsının “halkla ilişkiler bürosu” olarak yönetmek elbette hoşuna gitmektedir.

Kıbrıs konusunda yaşanan katı durgunluk ise, bölgemizdeki iş birliği potansiyelini değerlendirmek bir yana yeni sorunlara kaynaklık etmektedir ve bunu istemeyen önemli güçler vardır. Durumu, durgunluktan çıkarmak ve Kıbrıs konusunu mümkünse “tatlıya bağlamak” istiyorlar: Gemiler gitsin, gelsin; gözetleme istasyonları daha rahat çalışın; savaş ve kargo uçakları askeri üsleri daha rahat kullanabilsin… Boru ve elektrik hatları kurulsun…

Ama “Kıbrıslılar” sorun çıkarıyor: Biri diğerini istemiyor; diğeri hepsini birden istiyor… Kıbrıslı Rum lider Hristodulidis de en az Tatar kadar rahatına düşkün çıktı, politik konforundan taviz vermek istemiyor.

Tarih eğitimi almış ama tarihi öğrenememiş görünen Hristodulidis, mesleki kariyerini ilerlettiği Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanlığı’nda Kıbrıs konusunu da ezberlemekle yetindi galiba… O ezberin dışına çıkmamaya çalışırken kendi ezberini koruyabilmek için halkına yalan söylemekten, siyasi muhataplarını yanıltmaktan da kaçınmıyor.

blank
TATAR VE HRİSTODULİDİS, KIBRIS KONUSUNDA MAKUL BİR DAVRANIŞ İÇİNDE OLMAYACAKLARINI KANITLADILAR. İYİLEŞME VEYA ÇÖZÜM İSTEYENLER GÖZLERİNİ BAŞKA MECRALARA ÇEVİRMEK ZORUNDADIRLAR.
………………………………………………………………

Bir süredir, Kıbrıs sorunu ile ilgili müzakereleri Crans Montana’da kaldığı yerden devam ettirmeye hazır olduğunu papağan gibi tekrarlayıp duruyor. Bunun kendisine önemli bir rahatlık sağladığını düşünüyor herhalde… Crans Montana’daki sürecin çökmesine neden olan Anastasiadis’in en yakınındaki kişi olarak aynı yerden devam etmenin mümkün olamayacağını, Türk tarafının o süreçte verdiği tavizleri geri almadan müzakere masasına oturmayacağını çok iyi biliyor oysa… O masa, “son bir deneme” amacıyla kurulmuştu ve çöktükten sonra yeniden toparlanması mümkün değildir.

Biz Tatar’ı biliyorduk; Hristodulidis’i de daha iyi bir şekilde öğrenmiş olduk. Hristodulidis liderliğindeki Kıbrıs Rum Hükümeti, Kıbrıs konusunda tam anlamı ile çuvallamıştır. Bundan sonraki süreçte de çözüm konusunda “kararlı ve istekli” bir adım atamayacaktır. Tatar, Türkiye’den yönelecek telkinlerle tutum değiştirmek zorunda kalacak olsa bile Hristodulidis’i doğrudan etki altına alacak bir “anavatan” yoktur; Yunanistan ve Avrupa Birliği’nden yönelecek baskıları savuşturmak için de çeşitli manevralar yapacaktır. Yunanistan Başbakanı Miçotakis’i milliyetçilik sarmalına düşürmeyi; AB nezdindeki yetkilerini de pazarlık unsuru olarak kullanmayı düşünecektir.

Hristodulidis bunu kamuoyundan saklamaya çalışsa bile BM Genel Sekreteri gerçeği biliyor. Bu nedenle “yeni bir müzakere zemini” yaratılabilir mi diye araştırma yapmak üzere Bayan Holguin liderliğinde yeni bir ekip görevlendirdi. Hristodulidis, yeni yeni taktiklerle bu çalışmayı da boşa çıkarmaya çalışıyor… Son günlerde BM Genel Sekreteri’nin müzakerelerin yeniden başlaması konusunda kendisine yaptığı öneriyi kabul ettiğini, Tatar’ın da buna olumlu yanıt vermesi halinde müzakerelerin başlayabileceğini söylemektedir. Buna Rum tarafındaki siyasi parti liderlerini bile ikna edemedi ama. Rum tarafındaki iki büyük parti olarak DİSİ ve AKEL, Hristodulidis’in ne dediğini de anlamıyor galiba.

Bu arada KKTC’deki sorunların Kıbrıs sorunu çözümlenmeden ortadan kalkmayacağına inan insanların sayısı hızla artıyor. Bu çevrelerde Tatar’ın Kıbrıs sorununun çözümü için gönüllü bir çalışma içinde olmayacağı inancı da hakimdir. Bunların bazılarında Hristodulidis’in liderliğindeki Rum tarafından esneklik bekleyenler varsa onlara da kara bir haberim olacak: Bu Hristodulidis, Tatar’a hiçbir şey yapamaz!

Geriye kalan tek umut, haftalarca önce yazmış olduğum gibi, uluslararası ihtiyaçların Kıbrıs konusunda iyileştirmeyi mecburi hale getirmiş olması ve küresel düzen sorumlularının, “yeter artık, sizi dinleyecek değiliz” demeleridir.

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz