HOŞGÖRÜLÜ OLMAK, DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ KADAR İYİ BİRŞEY DEĞİLDİR!

Hükümet başkanının istifa ettiği ve istifa ederken ortaklarını suçladığı günün akşamında bir yemekte buluşan ortakların şen-şakrak halleri, bir fotografa dönüştü ve sosyal medya aracılığı ile gündemin baş köşesine oturdu.

Fotograf, Kıbrıs Türk halkının “hoşgörü” kültürünün simgesi haline getirilmek istense bile hoşgörülü oldukları konusunda hiçbir kuşkuya fırsat vermeyen kişiler bile bu görüntüden rahatsızlık duydu, eleştiriler yaptı.

MESAJIN BAĞLAMI

Her mesaj, hangi koşullarda verildiğine bağlı olarak anlam kazanır. Sonuçta en önemli şey, anlamın kendisidir.

Bu fotografla iletilen mesaj, “biz ne kadar kavga edersek edelim, yine de birlikteyiz” anlamını taşıyor ve sosyal medya kullanıcılarının önemli bir kesimi bu anlamdan rahatsız olduğunu ortaya koymuştur. Fotograf, “Bunlar gündüz kavga eder, gece birlikte hırsızlığa giderler” şeklinde algılanmıştır. Çaldıkları ise halkın malı, huzuru ve refahıdır.

Bu algının oluşmasının altında, yaşadığımız sorunlar yatmaktadır. Günlük-güneşlik, bol kazançlı günlerden geçmiş olsaydık, aynı fotografın başka şekillerde değerlendirileceğine ve ortalıkları bozulan siyasilerin aynı akşam bu pozu vermelerinin toplumda iyimser bir hava yaratacağına yemin edebilirim. Ne yazık ki durum öyle değil.

HALKINA YABANCILAŞMIŞ SİYASİLER

Bu fotograf ve bu fotografın “bir hoşgörü örneği” olarak sunulması girişimleri, bugünkü siyasi gelişmelerin başlıca aktörleri olan kişilerin halkın sorunlarına yabancılaştığının güzel bir örneği olmuştur.

Salgının da körüklediği ekonomik kriz devam etmektedir; iş yoktur, aş yoktur.

Döviz kurları, artık takip edilemeyecek bir şekilde yükselmekte ve halk pahalılık altında ezilmektedir.

Okullar, yarı kapalı bir şekilde sürdürülmeye çalışılmaktadır. Sağlık servislerinden hizmet alınamaması, ilaç bulunmaması artık kanıksanmış bir gerçeklik olarak hayatımızdaki yerini almıştır.

Belli ki halkın bunları da hoşgörü ile karşılanması beklenmektedir. Siyasiler halka işte bu kadar yabancılaşmış durumdadırlar. Bu durumda hoşgörü gösterdiğiniz şeyin, halkın aleyhine çalışmak olduğunu bilmeniz gerekir.

SİNİRLENMEYELİM DE NE YAPALIM?

Hoşgörülü olmak her zaman iyi birşey değildir!

Halkın yaşadığı sorunlara karşın siyaseti bir “ayak oyunu” dönüştüren, hükümette kalmayı da gitmeyi de kendi siyasi geleceği için bir araç olarak kullanmaya çalışanlara karşı hoşgörüsüz olmakla kaybedecek birşeyimiz yoktur; kazanacaklarımız vardır.

Ben kendi adıma sinirli adamım zaten! Bu halkı layık olmadığı şekilde yönetmeye kalkışanlara, bunun için her türlü madrabazlığı yapanlara çok sinirleniyorum. Oy talep etmiyorum gerçi ama bunu da herkesin bilmesini istiyorum. Markette karşılaştığım yurttaşların “çok sinirlenme de değmez” demesinden de büyük bir keyif alıyor; hayatımı bu keyfle ve hoşgörüsüz olarak yaşamaya devam ediyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here