HEPSİNİ YIKALIM! HEM ONLAR KURTULSUN; HEM DE BİZ!

Yatırım süresince tepki ile karşılanmayan herhangi bir girişim hatırlıyor musunuz?

Ben hatırlamıyorum! Etrafımda olup bitene bakıyor; bugün insanlara iş ve aş sağlayan işletmeleri gözden geçiriyorum ve bulamıyorum… Yatırım aşamasında, “doğayı mahvettiler; yasa dışı iş yapıyorlar” denilmeyen herhangi bir yatırım hatırlamıyorum.

Bafta turizm bölgesi, adı üstünde turizm yatırımları için ayrılmış bir bölgedir. Henüz daha yeterli gelişmişliğe kavuşmadığı da gün gibi ortadadır. Bu bölgedeki ilk yatırım olan Kaya Artemis otel, izin süreçlerini sonuçlandıramadan açılmıştır. Bölgede yapılacak başka bir yatırımı yakından izledim. Sonuçta yatırımcı aldı başını gitti.

Yeni Erenköy bölgesinde Türkiye’nin en saygın şirketi Alarko Holding tarafından yapılacak tatil köyünü görmek, holding sahibi İsak Alaton’a nasip olmadı; ömrü yatırımı gerçekleştirmeye yetmedi. 15 yılda, yaklaşık 15 milyon dolar harcanmasına ve bir ara kazılara bile başlanmasına karşın yatırım hala daha izin sorunu yaşıyor.

SALGIN VE SONRASI

Şimdi bir salgın sürecinden geçiyoruz. Aşılama başladı; eninde sonunda ilaç da bulunacak… Covid-19 salgını da geçecek!

Geçecek ama delip de geçecek! Yaşayarak gördük ki, güçlü özel sektör kuruluşlarına sahip olamazsak, devletimiz kamu giderlerini karşılamanın ötesinde güçlü ihtiyat fonlarına ve altyapıya sahip olamzsa bu gibi krizlerde halkına da yardım edemez. Güçlü devlet, herkese maaş dağıtan değil ihtiyaçlı zamanında bütün yurttaşlarının yanında olabilen devlettir.

Halkın güçlü olması da buna benzer birşeydir. Sahte bir lüks içinde yaşayan değil; bilgi ve beceri ile donanmış, zor zamanlar için birikimler yapabilmiş bireylerden oluşan bir halk “güçlü” sayılabilir.

Böyle bir yapıya ulaşmak istersek, aranan mal ve hizmetler üreten, karlı iş süreçleri oluşturmuş özel sektör kuruluşları oluşturmalıyız. Bunun yolu da yatırımdan geçer… Yatırım ve yatırımcıyı bırakın göz bebeğimiz gibi korumayı; arayıp bulmalıyız.

YATIRIMCIYA EZİYET

Biz, yatırımcı cezbetmek bir yana, olanları veya adanın cazibesine kapılıp gelenleri de kaçırmak için uğraşıp duruyoruz.

Bunun son örneği Özkom Ltd’dir…

Ahmet Özçağ’a ait olan Özkom Ltd. neredeyse 15 yıldan beri hazırlığını yaptığı, kiraladığı araziler için devlete kira ödediği, teminat yatırdığı ve yükümlülük altında girdiği yatırımı sonlandırmak için yaptığı hamlelerin karşılığını, “yasa dışı işler yaptığı”, “koruma altındaki eski eseri mahvettiği” ve “çevreye zarar verdiği” şeklinde suçlanarak almaktadır.

Dünyanın en önemli yatırımcısı olma girişiminde bulunmuş olan Asil Nadir’in gazetesi, “belki de öyle değildir” veya “belki de herşey izinlendirilmiştir” diye kuşkuya bile kapılmadan Ahmet Özçağ’ın peşine düştü. Bunu gören başkaları da “vurun abalıya” misali sıraya girdi. Yatırım ve yatırımcı düşmanlığı içimize o kadar sinmiştir ki, kimse “bu yatırım belki de izinlidir” veya “KKTC’ye ve bölgeye yararlıdır” diye sorgulamak gereğini duymamaktadır.

Gerçi “inşaatı durdurun” çağrıları resmi makamlar ve özellikle Polis tarafından itibar görmemektedir ama hiçbir siyasi, “bu yatırım yararlıdır” demek cesaretini de gösterememiştir.

İsterseniz siz de teşebbüs edebilirsiniz. Elinizde ne varsa yatırıp basit bir kebabcı dükkanı açmaya girişebilirsiniz… Girişin ve başınıza ne gelecek, görün!

HEPSİNİ TEMİZLEYELİM!

Aslında normal ülkelerde yatırımcı el üstünde tutulur; yatırım yoksa, iş de yoktur. Biz ise, “bir devlet büyüğünün kıyısına sokularak” memur olmak sevdasındayız. Üstelik salgın da gösterdi ki, en güvenceli iş memurluktur. Özel sektör başımıza bela olmuştur: İşsiz kalanlar maaş desteği, işletmeler hibe talep etmektedir. Bunlardan kurtulmak “en akıllı iştir”!

Kıbrıs’ta doğmuş ve Kıbrıs’ta ölmeye hazırlanan biri olarak Ahmet Özçağ’ı memleketten uzaklaştırmak zor olsa bile, adanın cazibesine kapılıp gelen yabancı yatırımcıları geri püskürtmek ve kayaların üstünde yükselerek sahilleri kapatan yapıları yıkmak aslında hepimizin kurtuluşu olacaktır! Hem onlar kurtulacak; hem de biz!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here