HAYDİ; BİZ DE MEMUR OLALIM!

Bir varoluş mücadelemiz var ve her insan öncelikle kendi varoluş olanaklarını artırmanın gayreti içindedir. Belki kızanlar olacak ama, kendi varlığımız tehlikeye girdiği zaman çoluk-çocuğumuz ile kavga etmekten bile çekinmediğimiz bir gerçektir.

Bu “insanlık hali”, KKTC’de yaşayanlar için de geçerlidir.

KKTC’de yaşamanın en güvenceli yolu, kamu yönetimine atanmanın yolunu bulmaktır. Güvenceli bir “iş” ve garanti para! İşe, “iş” denebilirse tabii…

Salgının üzerinden bir yıl geçti. Hepimiz geçim derdine düştük ama kamu görevlileri düşmedi. 2021, 2020’den daha zorlu geçecek: Aileler ellerinde avuçlarında ne varsa yedi; iş yerleri de birikimlerini tüketti. Kimse kimseye yardım edecek durumda değildir; çalışmak gerekiyor ama ne yapılabileceği de belirsizdir.

KKTC NE YAPACAK?

Hükümetten yardım beklemek ve sorunların devlet tarafından çözümlenmesini istemek en kestirme yol olarak görünüyor ama KKTC devletinin kendine bile yardım edecek hali yoktur.

Herkes köşesine çekilmiş, Türkiye’den para gelmesini beklemektedir. Bu arada geçen hafta imzalanan İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması ne beklememiz gerektiğini ortaya koydu. Türkiye, 2021 yılı içinde 3 milyar 250 milyon TL’lik hibe ve kredi verecek. Bu kaynağın nasıl harcanacağı imzalanan anlaşmanın ekinde yer alan projeler listesinde açıkça belirlenmiştir. İsteyen baksın ve kendi payına ne düşebileceğinin hesabını yapsın. Kısa bir bakış, bu kredi ve hibelerden yararlanarak hayatta kalamayacağımızı ortaya koyacaktır.

KKTC devletinin kendisi de bu anlaşamaya fazla bel bağlamamalıdır. 2021 yılı KKTC bütçesinde, maaş ve maaş nitelikli ödemeler için harcanması gerekecek olan miktar 8 milyar TL olarak belirlenmiştir. Bundan geri dönüş yoktur. Buna karşılık Türkiye’den maaşlar için alınacak katkı 800 milyon TL’dir. Geriye kalan 7 milyar 200 milyon TL’nin piyasan toplanması gerekiyor. Zaten KKTC bütçesi de, 2021 yılında devletin 6 milyar 815 milyon TL vergi toplamasını öngörüyor. Bu rakamlara göre, devletten maaş almayanlar çalışacak, vergi verecek, üzerine Türkiye’den alınacak katkı da eklenecek ve maaş ödenmeye çalışılacak ama yetmeyecek!

Ortada altı üstünü tutmayan bir mali proje vardır. Devleti yönetenler, bu projeyi hayata geçirebilmek için kimsenin gözünün yaşına bakmayacak; uçan kuştan, yapmadığınız işten vergi almak için çırpınıp duracaklardır.

MEMUR OLMA HAKKI!

Kesintili olsa bile maaş almanın hayatta kalmak için büyük bir lutuf sayılacağı bir yıla girdik. Tam olarak ödenemeyecek belki ama kamu görevlilerine ille de bir maaş ödenecektir. Hem iş güvencesi var; hem de maaş!

TURİZM EMEKÇİLERİ DE KEŞFETTİ: Yıllardan beri turizm sektöründe hizmet verdikleri halde işlerini kaybedince devleti yanında bulmayan turizm emekçileri de doğru yolu keşfetti ve memur olmayı talep etmeye başladılar!

Bugünkü durumda, hayatta kalabilmek için en iyi yol, memur olmaktır! KKTC’yi yönetenler bunu nasıl düşünemedi hayret doğrusu!

O zaman Covid-19 ile mücadele de çok kolaylaşmış olacaktır: Herkes evine kapanacak; sokağa çıkmak ancak salgın bitince serbest kalacaktır.

İnsanlarımız da bunun farkındadır aslında… Geçtiğimiz hafta turizm emekçilerinin yaptığı yürüyüşte en anlamlı slogan da buydu: MEMUR OLMAK İSTİYORUM!

Memur olmak, en kestirme yoldan kurtuluşa ulaşmak demektir. Devlet, zor günlerinde yurttaşların yanında olmayacak da ne zaman olacak? Herkesi memur yapsın ve kurtarsın!

Bence bu seçeneği ciddi ciddi düşünmenin zamanı gelmiştir ve hatta geçmiştir bile!

Herkes memur olsun; herkes işini ve maaşını güvenceye bağlasın; kimsenin nasıl yaşayacağını düşünme sorunu olmasın. Sanırım o zaman, KKTC DÜNYANIN EN GÜZEL ÜLKESİ olacaktır!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here