Türkiye’de en büyük saygıyı ve dikkati hak ettiğini düşündüğüm ekonomi yazarı Alaattin Aktaş, 30 Mart 2026 tarihli yazısına, “Evet; aynen başlıktaki gibi, kötü günler geride kaldı! Artık o kötü günleri bir daha yaşamayacağız. Çünkü, çok daha kötü günler geliyor!” diye başladı.

Türkiye giderek daha pahalı olacak! Cari açık arttıkça döviz kurlarının artması olasılığı da gündeme gelecek. Döviz baskılanıyor diye şikayet ediyoruz ama dövizin tam olarak serbest bırakılmasının sonucu olarak da pahalılık körüklenmiş olacak.
Türkiye’deki pahalılık olduğu gibi KKTC’ye yansıyacak tabii… Sadece para politikalarının yansımalarını yaşayacak değiliz… Türkiye’deki yoksullaşma turizmi ve eğitimi etkileyecek; daha az ziyaretçi ve hem daha az hem de ödeme sorunu olan öğrenciler… Pahalılıktan da etkileneceğiz. Hizmet sektörlerimizin her türlü ihtiyacını ve başlıca gıdalarımızı Türkiye’den ithal ediyoruz. Oradaki pahalılık da böylece ithal edilmiş olmaktadır ve hayatımızı doğrudan etkilemektedir.
Bizde de öyle olacak: Kötü günler geride kalacak ve DAHA KÖTÜ GÜNLER gelecek!
Bundan kurtulmanın yolu var mı?
Biz bu sorunun yanıtını aramak yerine bütün bu sorunların faturasını Türkiye’nin önüne koymayı tercih ediyoruz. Ödesin! Yolumuzu yapsın, suyumuzu getirsin, güvenliğimizi sağlasın… Yetmez, maaşlarımızın ödenmesi için gerekli kaynağı da tamamlasın!
Alın size çok güzel bir TOPLUMSAL VAROLUŞ PROJESİ! Kendi kendimizi idare etmek isteyeceğiz ama bunun için gerekli olan kaynağı Türkiye’den bekleyeceğiz.
Gerekçelerimiz de hazırdır zaten… Kimimiz, “Türkiye işgal etti, bedelini ödesin” diyecek; açıkça söyleyemese bile mırıldanacak… Kimimiz, “burası serhat boyudur, Türkiye’nin vitrinidir; ödemelidir” diyerek “Türkçülük” kılıfına sığınacak!
İster sağcı olun ister solcu; ama faturayı Türkiye’nin ödemesini isteyin ve bekleyin!

Sıkışırsanız, “ülkenin yatırım yapmaya uygun olmadığını” ve hatta “sermayenin el değiştirdiğini” söylediğinizi unutarak servet vergisinden veya kayıtdışını vergilenmekten de söz edebilirsiniz.
“Ben ödemem, fedakarlık da yapmam” demenin binbir biçiminden kendinize uygun olanı seçebilirsiniz.
Her sıkıştığımızda, “herkes elini taşın altına koyacak” veya “herkes fedakarlık yapmalı” şeklinde tumturaklı laflar ediyoruz ama iş fedakarlık yapmaya gelince kaytarıyoruz.
Şimdi de öyle olacak!

