ERTELEYİN BAKALIM; NE KADAR ERTELEYEBİLECEKSİNİZ?

Yurtdışından gelişler, Güney Kıbrıs’tan geçişler başlayacak mı?

Belli değil… Başbakan, bizim bilmediğimiz “siyasi” bir sorundan söz ediyor. “Siyasi” de olsa her sorun tanımlanıp tarif edilebilir. Oysa Başbakan, bu “siyasi sorunu” anlayabilmemiz için “ip ucu” dahi vermiyor. “Siyasidir” diyerek kapıların açılmamasının yaratacağı ufak-tefek sorunlardan kurtulmak; sorunları ertelemek gayretindedir!

EĞİTİM DE ERTELENDİ

Eğitim ve Kültür Bakanı, okulların bu yıl yüzyüze eğitim yapmayacağını, kayıpları telafi için gelecek ders yılını dört bölüm olarak planlamayı düşündüklerini açıkladı.

İşte bir erteleme daha…

Vaka sayıları bu kadar azalmışken özellikle ilkokul öğrencileri 4-5 hafta için de olsa okula dönseler iyi olmaz mı? Arkadaşları ile okul ortamında biraz daha zaman geçirerek yaz tatiline başlamak onların olugunlaşmasına katkıda bulunmaz mı?

Ama buna öğretmen sendikalarının yapacağı itirazlar veya okul binalarında yapılması gereken düzenlemeler ile kim uğraşacak?

En kolayı erteleme!

Bu yılı boşverin, biz gelecek yıl öyle bir düzenleme yapacak ve öylesine güzel bir eğitim vereceğiz ki pandeminin eğitimde yarattığı yıkımı bütünüyle tamir edeceğiz! İnanlar rahatlayabilir!

MAFYA İLİŞKİLERİ GÖRMEZDEN GELİNİYOR

Gündemde Sedat Peker’in açıklamaları var.

Sedat Peker, hem Kutlu Adalı cinayeti, hem de bugünkü uyuşturucu ve kara para aklama trafiği ile ilgili önemli açıklamalar yaptı.

Hep birlikte Kutlu Adalı cinayetine sarıldık. Bu cinayetin yeniden soruşturulmasını, faillerin ortaya çıkarılarak cezalandırılmasını istiyoruz. Bugün yaşanan uyuşturucu ve kara para trafiğini gündemden bile düşürdük. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve muhalefet liderleri ağız birliği etmişcesine Adalı cinayetinin yeniden soruşturulması gerektiğinden veya soruşturulacağından söz ediyorlar. Aslında daha ileri –veya geri- giderek Fazıl Önder’in öldürülmesinin açıklığa kavuşturulmasını isteyenlerimiz bile var.

Bu da bir tür erteleme değil mi? Bugünkü mafyayı bıraktık, 25-50 sene öncekilerin peşine düştük!

EKONOMİ YÖNETİMİ

Yazıyı, bütün konulara değinmeden bitirmek istemiyorum. Bugün salgının yıkıp geçtiği bir ekonomik hayattan söz ediyoruz. Özellikle kendi nam ve hesabına çalışanlar perişan olmuşlardır. Fiyatlar artmış, geçim adeta imkansız hale gelmiştir. Devlet, her türlü hizmetine zam yapmıştır. Artırmadığı tek şey vergi muafiyetleridir. Evine ekmek götüremeyen insanlar, 2021 yılı sonunda korkunç sayılacak vergilerle karşı karşıya kalacaklardır.

Ama biz, tarım sektörüne çağ atlatmaktan söz ediyoruz. “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” söyleyişlerini unuttuk, salgının yakın zamanda sona ereceği ve herşeyin eskisi gibi olacağı hayallerini beslemeye çalışıyoruz.

GELECEĞİ PAZARLAMA USTALARI

Bir de sağlık var: İnsanlar hastaneye gidemiyor; ilaç alamıyor ama 500 yataklı hastane yapmaktan ve sorunları tümüyle çözmekten söz ediliyor.

Bazıları kendilerini “hayal satma” veya “geleceği pazarlama” ustası sanıyorsa yanılıyorlar. Kimse onların ustalığına prim vermiyor. Prim verdikleri tek şey, “Bu siyasilerle, bu vaat satıcıları ile düşüp kalkarsam bana da bir ey düşer mi acaba?” arayışıdır.

Bence asıl kıyamet, bu umudun da kaybolmasından sonra kopacak!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here