ÇATIŞMAYA TAHAMMÜLÜMÜZ KALMADI!

Toplum olarak, 1 Nisan’da ülkenin dışa açılmasıyla ilgili temel kriterin ne olduğunu ilk kez Başbakan Sayın Ersan Saner’in ağzından dinledik. Saner’e göre ülkeye turist kabul edilmesindeki temel kriter aşılamadır; Covid-19 aşılarının her ikisini de yapmış olan kişilerin karantinasız ve pcr testi olmaksızın, ülkeye kabul edilecekleri yönündedir.

Saner’in açıklamasını takiben Kıbrıs Türk Tabibler Birliği’nden uyarı niteliğinde bir açıklama geldi: Toplumun aşılanması tamamlanmadan ve ülkemizde kullanılan aşıların toplum bağışıklığına ne derece bir etkisi olduğunun tespiti yapılmadan, ülkeye karantinasız giriş yapacak kişilerin virüsü bulaştırma riski olduğundan, karantinasız girişlerin uygun olmayacağı ileri sürüldü.

Bizlere coğrafi olarak en yakın örnek olan Güney Kıbrıs’ın aldığı kararlara bakıldığında ise 1 Mart itibariyle Covid-19 aşılarının her ikisini de yaptırmış olan ziyaretçilerin pcr testi ve karantina şartı olmaksızın Güney Kıbrıs’a alınacakları görülmektedir.

Güney Kıbrıs’ın bugün itibariyle nüfusa göre tek doz aşılama oranı%3.4’tür. Kuzey Kıbrıs’ta bu oran gayriresmi hesaplamalara göre %18 civarındadır.

Tüm bu gerçekler ışığında şu soruları sormadan edemiyorum:

-Açılıma engel olarak gösterilen toplum bağışıklık oranı, %18 civarında tek doz aşılama yapmış olan Kuzey Kıbrıs’ta henüz bilinmiyorken, %3,4 aşılama oranına sahip Güney Kıbrıs, nasıl oluyor da 1 Mart 2021 itibariyle Covid-19 aşılarını her ikisini de yaptırmış olan kişilere yönelik karantinasız açılım kararı alabiliyor?

-Yine açılıma engel olarak gösterilen nüfusun aşılınma oranının, tek doz aşılamada %18 civarında olduğu Kuzey Kıbrıs, 1 Nisan’da dışa açılamıyorken, tek doz aşılama oranın %3,4 olduğu Güney Kıbrıs nasıl oluyorda kendi bilim insanları ve Avrupa Birliği’nin bu alandaki kısıtlamaları ile ters düşmeden 1 Mart’ta kapılarını ziyaretçilere açabiliyor?

Olağan koşullarda ülkeyi yönetmek siyasilerin işidir. Ancak olağanüstü koşullardan geçtiğimiz bu dönemde siyasiler kadar bilim insanlarımızın da ülkenin gidişatına yön verdiği su götürmez bir gerçektir.

Toplumumuzun psikolojisi ve ekonomik direnci, ülkeyi yöneten bilim ve siyaset arasındaki çatışma ve ayrışmaları daha fazla kaldıracak durumda değildir. Tüm bu gerçeklerden hareketle alacağınız her bir kararda toplumun iki eli yakanızdadır. Bu böyle biline!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here