BIDEN, BAŞKA ŞEYLER DE SÖYLEDİYDİ

0
blank

Tüm dünya Trump’ın tabiri caizse “zır deliliklerine” odaklandığı için Biden “peygamber” gibi gözüktüydü. Bundan dolayı yalnızca ABD değil dünyanın büyük bir bölümü Trump kaybedince rahat bir nefes aldı. Duası kabul görmeyenler de tek tek ortaya çıkıyor.

blank

Trump her Allah’ın günü bunu da mı söyledi ve yaptı diye hepimizi alıştırmıştı. Trump buna bizi alıştırırken başka bir şeyi daha ortaya çıkardı. Kimin ne kadar mütekabiliyet gücü var diye iyice ortaya çıktı. Kim kalıbının adamıdır görmeye başladık.

Görüldü ki o kalıbına sığmayan, sığamayanlar, devlet yönetmenin ciddi bir iş ve diplomasinin de bir sanat olduğunu söylemeye çalışıyorlar. Dolaylı yoldan sanatı da herkesin anlamasına gerek yok demeye başladılar!

Neyse konuya dönelim. Biden geçen hafta Ermeni “soykırımı” kararıyla Trump’ın başka konularda iz bıraktığı yol açtığı yerden devam etti. Mütekabiliyet konusundaki içine düşülen zafiyeti ve sahadan gelen istihbarat bilgilerinden de Türk kamuoyunun bu aralar neyle meşgul olduğunu bir kenara koyun.

Biden’ın nasıl bir siyasetçi olduğunu yüzeysel olarak bile biraz biliyorsanız Ermeni konusunda yaptığı açıklamaya hiç şaşırmamak lazım. Ben açıkçası hiç şaşırmadım.

Biden’ın geçmişine bakınca onun da Trump’tan farklı bir kulvarda koşuyor gibi gözükse de sağlam bir ayakkabı olmadığı tüm açıklığı ile duruyor. Sonuca ulaşmak için her türlü kalıba girebilecek bir kişilik.

Hem Hukuk fakültesinde öğrenciyken hem de 1980’li yılların sonunda ilk başkan aday adayı olma denemesinde “referans vermeden kopya çekmekle” (İngiliz İşçi Partisi lideri Neil Kinnock’un konuşmasını birebir kopyalayarak adaylığını açıklama konuşması yapmıştı) ilgili yaşanmış ve sonunda da özür dilediği vakaları var. Bunlar siyasette tam da yükselişte olduğu, benim de ABD de olduğum dönemde aklımda kalanlar.

Bir sene önce New York Times gazetesi ile yaptığı geniş katılımlı basın toplantısında Türkiye iç siyaseti ile ilgili söyledikleri de benim için sürpriz olmadıydı. Yine bir halt yemiş ve “yakalanmıştı”.

Karakter analizi yapacak halimiz yok ama Biden’ın kendince pragmatik ve lobilerin istekleri doğrultusunda sonuca yönelik hamle yapmakta tereddüt etmeyecek tez canlı biri olduğunu söylemek abartılı olmaz.

Ermeni lobisinin yanındaki kutuya bir tik attıktan sonra sıra Rum/Yunan ve Musevi lobisinin isteklerine gelecektir. Birine istediğini verip diğerlerini dışlayacak hali yok.

Malum Joe Biden geçmişten beri Kıbrıs’a yakın ilgi duymuş olan da bir siyasetçidir. Adayı da ziyaret eden ilk ABD Başkan Yardımcısıdır. Adaya ziyaretinde Rum muhataplarına, ‘’bölgeyle ilgili enerji planlarının, Türkiye ile de Türkiyesiz de ilerleyebileceğini” söylemişti.

Yine Başkan Yardımcısıyken Erdoğan ile Çamlıca’daki evinde yüz yüze yaptığı görüşmesine atıfta bulunarak söylediği “Türkiye Kıbrıs’ta askerinin olmasının kendisine bir menfaat sağlamadığını tam olarak anlamış durumdadır” demeci ile de nasıl telkinde bulunulduğunun kanıtıdır. 

Biden adaya yaptığı ziyaretten ayrılmadan önce sarf ettiği son sözlerle de “Kıbrıslıları Tanrı’nın kutsadığı ABD’nin müttefiki ülkeler grubunun olduğu şemsiyenin altına girmek isteyip istemediklerini düşünmeye” davet etmişti.

“Şemsiye” ile neyi kastettiğinin üzerinde Başkan değil de Yardımcısı olduğundan o gün durulmadıydı. Artık Başkan ve önünde 4 yıl var. İnşallah bize o şemsiyenin ne olduğunu gösterecek adımları atmaz. Hani İncirlik üssünü kapatma basında ileri geri konuşuldukça aklıma Kıbrıs için söylediği bu şemsiye geliyor.

Tek şansımız 78 yaşında ve unutkan.

Ama etrafında ona unuttuklarını hatırlatacak o kadar geniş ve bir o kadar da önyargılı bir çember var ki.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz