ANLAŞILMIŞTIR; BİZ NARENCİYE İŞİNİ BİLMİYORUZ!

NARENCİYE UZMANLIK ALANIMIZ OLMASI GEREKİRKEN BAŞLICA SORUNUMUZ HALİNE GELDİ. ÇÜNKÜ OYUN ÜRETİCİLER İLE SİYASİLER ARASINDA OYNANIYOR: “DESTEKLEYİN BİZİ, DESTEKLEYELİM SİZİ” MESELESİ!

0
blank

Sırada bekleyen 700’den fazla üretici var ama Cypruvex, daha önce açıklanan 250 üreticiye ek olarak 50 üreticinin daha ürününü alıp işleyecekmiş…

Hangi üreticilerin diye sormayacağım… Geride kalanlara ne olacağının açıklanmasını da beklemiyorum. Üreticilerin, sıra kapmak için birbirine gireceğini veya siyasilerden torpil talep edeceğini biliyorum ama… Her işte olduğu gibi “hatırlılar” ile “dayısı olmayanlar” arasında bir ayrım yapılacağını öngörmek için çok fazla akıllı olmaya gerek yoktur!

İşlemekten kasıt ise “sıkıp suyunu çıkarmaktır”. Başka türlü işleme bilmiyoruz! Narenciye ürününü sıkıp suyunu çıkarmak, sonra -18 derece santigratta bekletip pazar aramak “kurtuluş” haline geldi. Tarım Bakanı da yeni sıkma makinesi peşinde koşulduğunu açıkladı zaten… Bütün bu işlemlerin ve depolamanın maliyetinin ne olacağı, depolardan çıkarılıp satılacak konsantrenin kaça satılabileceği konusunda fikri olan vardır tabii ama bu konuda ciddi bir fizibilite çalışması olduğunu sanmıyorum. Bizim planımız, ürünü dalında kalmış olan üreticiye susacağı kadar para vermek, sonra konsantreyi nasıl satacağımızı düşünmektir.

Başımızda “ticari bir felaket” dolaşıyor. Kimisi yeşillenme hastalığına bağlıyor, kimisi pazarlardaki daralmaya… Kimisi, Türkiye’nin bize ambargo uyguladığını ileri sürüyor.

Benzer bir durum Türkiye’de de yaşanıyor… Yeşillenme hastalığının görülmediği Türkiye’de de ürün dalında kaldı; alıcı yok. Bizim ürün de çoğunlukla Türkiye üzerinden ve Türkiyeli tüccarlar tarafından satılıyordu. Bu durumda bizim ürünümüzün de dalında kalması “doğal bir sonuç” gibi görünüyor. Eğer öyle olmadığına ve KKTC ürünü narenciyeye ambargo uygulandığına dair verilerimiz varsa, bu ambargo ile de mücadele etmek gerekiyor. Açık ve etkili bir şekilde…

Ambargoyu geçip ticari sorunlara gelelim…

1975’ten beri narenciye ticareti yapan bu ülkede “nitelikli narenciye tüccarı” diyebileceğimiz kaç kişi yetişmiştir? Benim bildiğim birkaç kişi var… Arada sırada onlara danışmak olanağı buluyorum… Bildiğim kadarıyla hükümet veya üreticiler bu insanlara danışmayı tercih etmiyorlar. Oyun, üreticiler ile hükümet üyeleri arasında oynanıyor ve “destekleyin bizi, destekleyelim sizi” formülü uygulanıyor!

blank
MEYVE SUYU İTHAL EDİYORUZ ZATEN! YAKINDA KURUTULMUŞ NARENCİYE ÜRÜNÜ KABUĞU İTHAL ETMEYE DE BAŞLARSAK ŞAŞMAYACAĞIM DOĞRUSU!
…………………………………………………………………………………………….

50 yıldır narenciye üretiyor ve satıyoruz ama narenciye pazarının ne olduğunu ve bu pazara uygun esnekliği nasıl elde edebileceğimizi öğrenemedik. Hangi ürün para yapıyorsa onu yetiştirme peşinde koşuyoruz. 20 yıl kadar önce hayatımıza giren ve esas pazarı Rusya olan Mandora miktarının 60-70 bin tonlara çıkmasının nedeni de budur zaten. Ürün ve pazar çeşitlemesinin önemi anlaşılmış olması gerekirken kulak ardı edilmiştir!

Narenciye yetiştiriyoruz ama yeterli sıkma tesisimiz yoktur. Hala daha Adil Nadir’in paketlediği narenciyeden arta kalan ıskartaları sıkmak için yaptığı tesisi kullanıyoruz. Bu yıl yeni takviyeler yapılacakmış… Oysa sıkma gibi komposto, kurutma veya doğrudan meyve suyu üretme gibi seçeneklerin veya bilmediğimiz yenilikçi ürünlere yönelmenin de düşünülmesi gerekirdi.

Hastalıklar konusunda iyi miyiz, bilmiyorum! Yeşillenme hastalığına karşılık Türkiye’den uzman geleceğini okuduğum zaman çok üzülmüştüm. 50 yıldan beri narenciye üretimi yapılan bir bölgede narenciye hastalıkları konusunda yeterli uzmanın olmaması izah edilebilir bir durum değildir tabii… Narenciyenin ıcığını-cıcığını çıkarmış çok sayıda ziraat mühendisimiz olmaması izah edilebilir bir durum değildir.

Narenciye ile uğraşanlar hükümetleri baskı altına alma konusunda uzman olmuşlar. Siyasiler narenciye üretiminin varlığını siyasi olarak kullanma konusunda beceri kazanmışlar ama narenciyeden para kazanmak, bunu sürdürülebilir bir hale getirmek konusunda sınıfta kalmışız.

Şimdi yaşamakta olduğumuz sorunu anlamakta ve anlatmaktaki yetersizliğimiz, bu işten anlamadığımızı kanıtlıyor!

Başkaları ne anladı bilmiyorum ama ben anladığımı açıkça ifade etmek zorundayım: Biz narenciye işinden anlamıyoruz!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz