ANLAŞILDI; BEDEL ÖDEMEDEN OLMAYACAK!

0
blank

Girne’nin en önemli yerlerinden birinin, kendileri için lüks konutlar yapma hevesine kapılmış olan bir grup subaya kiralanması, pek çok açıdan yanlış ve zararlı olmuştur.

Bir kamu arazisini konut yapmak için kiralamak doğal bitki örtüsüne zarar vermiştir. 40 kadar kişinin, piyasa koşullarında milyonlarca sterling değeri olan bir araziye konut yapma imtiyazı elde etmesi, bir apartman dairesi için bile 15-20 bin sterlin arazi bedeli ödemek zorunda kalan yurttaşlara yapılmış büyük bir haksızlık olmuştur.

Kiralama kararının samimiyetle iptal edildiğini ve geriye dönüşünün olmayacağını düşünsek bile ortada bir ENKAZ vardır: Onlarca dönüm arazi traşlanmış ve bitki örtüsü yok edilmiştir. Yerine konulması çaba, para ve zaman gerektirmektedir. Bazı yurttaşlar tarafından oluşturulan bir şirket, arazideki çalışmalar için yüklü bir miktarda para harcamış olmalıdır. Yurttaşların kamu yönetimine olan güveni bir kez daha sarsılmış, KKTC’nin düzgün bir yapı olmadığı kanaati biraz daha pekişmiştir. Partizanlık ve hukuksuzluk çok yönlü bir yıkıma neden olmuştur.

Bu enkazı kim ve nasıl kaldıracaktır? Zarar-ziyanlar nasıl yerine konacak, nasıl tazmin edilecektir?

HUKUK GEREKLİDİR

Hatırlayınız, yapılan araştırmalar, yurttaşların tam bir yolsuzluk ortamında yaşandığımıza inandıklarını göstermektedir. Bu inanç, KKTC’nin bir “yolsuzluklar ve soygın devleti” olduğu anlayışını beslemektedir.

Siyasiler bir kararın altına imza atmadan önce, bu kararın toplum vicdanında yaratacağı etkileri değerlendirmeyi ve tepkilere neden olacak hiçbir kararın altına imza atmamayı öğrenmelidirler. Sonuçta, attıkları imzanın arkasında durmayı da denemek zorundadırlar.

Atılan hem imzanın, alınan her kararın hukuki bir sonucu olmak zorundadır: Yanlış karar alanlar kimlerse, bedelini de mutlaka ödemelidirler. Bu bedel siyasi olabileceği gibi, hukuki de olmak zorundadır. Bu gibi olumsuz olayları, yurttaşlarımızın hak eşitliğini sağlamak ve hukukun üstünlüğünü yerleştirmek bakımından değerlendirirsek, yaşadığımız toplumsal kayıbı yerine koyabileceğiz demektir.

BEDEL ÖDEMEDEN OLMUYOR

Yaşadıklarımız göstermiştir ki yaptıklarımızın hesabını vermeden, aldığımız kararların veya tavırların bedelini ödemeden veya ödülünü almadan toplumsal ve siyasal yaşamımızın kalitesini yükseltemeyeceğiz.

Yasalar ne der bilmiyorum ama Girne’de yaşanan yıkımın bedelini bu yanlış kararı verenlerin ödemesi, gelecekte benzer kararların kolaylıkla verilmesini ve kamuoyu tepki gösterdiği zaman yeni bir popülizm fırsatı yakalamışcasına “iptal ettik” diyerek sorumluluktan kurtulmalarını önleyecektir.

Yaşadığımız olay sadece bir örnektir… Her yanlış kararın, yurttaşları zarara uğratan her hareketin mutlaka bir bedeli olmalıdır. Bu bedeli de kararı alanlar ve uygulayanlar ödemelidir.

Artık iyice belli oldu sanırım: Yanlış, hukuksuz ve adaletsiz kararların bedeli ödettirilmeden kamu yönetimini düzeltmek mümkün olmayacaktır.

En iyi “kamu reformu” da işte bu olacaktır!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz