Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs adası çevresi ve üzerinde olabilecek askeri hareketlilikleri duyuran ve sivil uçak veya gemilerin dikkatli olması gerektiğini vurgulayan bir “bilgi notu-notam” yayınladı.
Bizimkiler buna kızdı! Bizim hava sahamız bizden sorulur türünden bir notam da biz yayınladık. Aradan birkaç gün geçtikten sonra, Türkiye Savunma Bakanlığı, daha ciddiye alınabilecek şekilde yeni bir “notam” daha yayınladı.
Bir güzel notamlaştık!

Bir taraf, “Ben Kıbrıs Cumhuriyeti’yim… Buraları benimdir ve benden sorulur” diyor aslında… Diğer taraf da yanıt veriyor: “Hade gelin bakalım! Sen veya senin notamına inananlar gökyüzüne çıksın da görelim!”
Benim anladığım kadarıyla sonunda bu hava sahasını kullanmak durumunda kalabilecek olan ABD ve İngiltere, “Sizin çekişmeniz yüzünden bu hava sahasında operasyon yapamaz duruma düştük. İhtiyaç olur ve kullanırsak ikiniz de rezil olacaksınız” diye ikaz etmiş olmalıdır.
Yapamayız galiba ama adaya yönelik bir füzeyi veya insansız hava aracını durdurmak amacıyla havalanacak ve KKTC semalarında uçacak olan ABD veya İngiliz uçaklarını düşürecek halimiz de yoktur zaten. Görünüşü kurtarmak bakımından bir notam daha yayınladık ve zevahiri kurtarmış olduk.

Türkler ve Yunanlıların sorunu birbirleri ile aslında… Ne Amerikalıları engellemek istedik ne de İngilizleri… Ne biz istedik ne de onlar! Bizim notamlarımız birbirimizle ilgilidir! Benzerlerini daha önce “mavi vatan” politikası ile denize açılan araştırma ve sondaj gemilerimiz denizlerde dolaşırken de yaşamıştık.
Bu savaş bitince bize kendi kavgamızı bitirmeye bakalım… Yoksa birimizin elinden bir kaza çıkacak ve başımıza çok işler açılacak!

