“TEK MİLLET, İKİ DEVLET” AMA İKİ AYRI DÜNYA!

Azerbaycan yönetimi, islamik hareketlerin siyasal etkisini sınırlamayı öncelikli görüyor ve bunun için AK Parti ile çatışmaktan da kaçınmıyor!

0
blank

Türkiye ile Azerbaycan arasında başörtüsü nedeniyle başlayan tartışma giderek büyüyor. Tartışmaya Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ve AK Parti milletvekillerinin katılmasının ardından Azerbaycan’ın iktidar partisi Yeni Azerbaycan Partisi (YAP) de devreye girdi. Azerbaycan Devlet Televizyonu ise Türkiye’den gelen eleştirilere karşı yayınlar yapmaya başladı.

Böylece Azerbaycan’daki okullarda başörtüsü kullanılmasıyla ilgili bir tartışma, iki ülkenin siyasi ilişkilerini etkileyen bir meseleye dönüştü.

Oktay Saral, Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının kısıtlanmasını kabul edilemez buluyor ve Azerbaycan yönetimini bu uygulamadan vazgeçmeye çağırıyor. AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta da benzer bir tutum sergiliyor.

blank

Azerbaycan’ın iktidar partisi ise bu açıklamaları ülkenin iç işlerine müdahale olarak değerlendiriyor. Üstelik yalnızca eleştirileri reddetmekle kalmıyor, AK Parti iktidarını Azerbaycan’ın egemenliğine ve anayasal düzenine saygı göstermeye çağırıyor.

Bunlar, birbirlerini her fırsatta kardeş ilan eden iki ülkenin iktidar çevreleri arasında yaşanıyor!

Aslında tartışmanın temelinde başörtüsünden daha önemli bir sorun var: Din ile devlet arasındaki ilişkiler nasıl düzenlenecek?

Türkiye’de AK Parti iktidarı döneminde dinin devlet yönetimi, eğitim ve siyasal yaşam üzerindeki etkisi giderek arttı. Azerbaycan yönetimi ise laik devlet düzenini korumayı ve dinî hareketlerin siyasal etkisini sınırlamayı öncelikli görüyor.

Elbette laikliği korumak adına insanların eğitim hakkının engellenmesi savunulamaz ama başörtüsü takmak isteyenlerin sadece eğitim hakkından yararlanmak istedikleri söylenebilir mi? Türkiye’de son 30 yılda yaşanan gelişmeleri dikkate alanlar bunun bir “özgürlük” sorunu olmadığını kolaylıkla kanıtlayabilirler. Sorun, siyasi işlamik hareketlerin önlenmesi ve Azerbaycan devletinin laik niteliğinin gelecekte de korunabilmesi sorunudur.

Azerbaycan yönetiminin Türkiye’de yaşanan siyasal dönüşümü yakından izlediğinden kuşku duymamak gerekir. Hemen yanı başındaki İran’da dinin devlet yönetimine hâkim olmasının sonuçlarını da görüyor. Türkiye’de başörtüsü özgürlüğü talebiyle başlayan siyasal mücadelenin, zaman içinde dinin devlet kurumları üzerindeki etkisinin artmasıyla birlikte ilerlediğini de biliyor olmalıdır. Azerbaycan yönetiminin kendi ülkesinde benzer bir gelişme yaşanmasını istemediği düşünülebilir.

Türkiye’nin nasıl bir örnek oluşturduğunu hesaba katmadan yapılacak değerlendirmeler Azerbaycan’daki gelişmeleri ve iki devlet arasındaki gerilimi anlamamıza yetmeyecektir.

Bu gelişmeler, Türk Devletleri Teşkilatı’nın geleceği bakımından da dikkatle değerlendirilmelidir. Türkiye, ortak tarih, dil ve kültür üzerinden Türk devletleri arasında güçlü bir siyasi dayanışma kurulabileceğini savunuyor. Ancak Azerbaycan örneği, ortak kültürel kimliğin devletlerin siyasal tercihlerini aynılaştırmaya yetmediğini gösteriyor. Zaten son gelişmeler, kervandan ayrılanın Azerbaycan veya Kazakistan gibi devletler değil Türkiye olduğunu da kolaylık görmemizi sağlayabiliyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz