YAPAY ZEKÂNIN BİLMEDİĞİ ŞEY, YOKMUŞ SAYILACAK!

Basın özgürlüğüne vurulan darbelerin yapay zekanın bilgi toplama kapasitesini de etkileyeceği açıktır.

0
blank

Yapay zekâ hayatımıza olağanüstü bir hızla giriyor. Artık pek çok insan, dünyada neler olup bittiğini öğrenmek için gazeteleri taramak veya televizyon haberlerini izlemek yerine yapay zekâya soruyor.

Üstelik yapay zekânın her şeyi bildiğine ilişkin yaygın bir kanaat var. Yapay zeka bulamıyorsa “yok” demektir. Olay yaşanmamış; veri toplanmamış; gözlem yapılmamış; kitap yazılmamıştır!

blank

Oysa yapay zekâ her şeyi bilmiyor; her bilgiye ulaşamıyor! Bu durum, özellikle basın özgürlüğünün sınırlandırıldığı ülkelerde, yurttaşların haber alma hakkı bakımından yeni ve  çok ciddi bir sorun yaratıyor; dünyayın geri kalanıysa bu ülkelerde yaşananlardan habersiz olarak yaşamaya devam ediyor.

Türkiye’de T24 haber sitesinin tamamına erişim engeli getirildi. Belirli sayıdaki yazı ve haberler gerekçe gösterilerek, yıllardır yayın yapan bir haber kuruluşunun bütün içeriklerine ulaşılması engellendi. Yurttaşların bu haber kuruluşunda daha önce yayınlanmış olan “sakıncasız” bilgileri alma imkânları da ortadan kaldırılmıştır.

T24’ün haberlerini tarayamayan veya bu haberlere ulaşamayan bir yapay zekâ sistemi, kullanıcılarına nasıl bir Türkiye tablosu sunacaktır?

Haber kaynaklarının erişilebilirliğinin azalmasının, yapay zekânın bilgi toplama kapasitesini de etkileyebileceği açıktır.

Önceki günlerde, yapay zekâya Halk TV’ye yönelik operasyonu sormuştum. Böyle bir operasyon hakkında güvenilir bilgi bulamadığını söylemişti. Operasyon ile ilgili bazı haberler yayınlanmıştı ama yapay zeka bunlara ulaşamıyordu.

Daha sonra, haberleri buldu ve ayrıntılarını aktardı.

Bu olayda sorunun erişim engellerinden mi, arama sistemlerinin yetersizliğinden mi, yoksa yapay zekânın araştırma yönteminden mi kaynaklandığını kesin olarak bilmiyorum tabii.

Ama sonuç değişmiyor: Yapay zekâ, yaşanmış ve haberleştirilmiş bir olayı bana gereğince aktaramamıştı. Ben Halk TV operasyonundan haberdar olmasaydım ve yalnızca yapay zekânın verdiği yanıtla yetinseydim, kulaktan duyduklarımın gerçeği yansıtmadığı kanaatine sahip olacak ve davranışlarımı ona göre şekillendirecektim.

Asıl tehlike burada başlıyor: Yapay zekâya soru soran kullanıcı, karşısındaki sistemin bilgi toplama kapasitesinin sınırlarını bilmiyor; bilemiyor. Sistem bir haberi bulamadığında, kullanıcı bunu olayın yaşanmadığı şeklinde yorumlayabiliyor. Yaşanmış bir olay, kullanıcının bilgi dünyasında hiç yaşanmamış hale geliyor.

Geleneksel sansürde bir gazetenin toplatıldığını, bir televizyonun kapatıldığını veya bir internet sitesinin engellendiğini öğrenebilirsiniz.

Ama yapay zekâ dünyasında öyle olmayacak. Yaşanan bir şey doğrudan yok sayılacak!

Basın özgürlüğünün sınırlandırıldığı ülkelerde bu sorun daha da büyüyecek. Bağımsız haber kuruluşlarının yayınları engellenirken, gazetecilerin sosyal medya hesapları kapatılırken veya bazı haber kaynakları arama sistemlerinde görünmez hale gelirken, yapay zekânın erişebildiği kaynaklar azalacak. Kaynaklar azaldıkça yapay zeka “zekasız” hale gelecek ve onun zekasızlığı doğrudan bize de yansıyacak.

Yapay zekânın doğru bilgiyi bulamaması veya kullanıcıya aktaramaması, yanlış bilgi üretmesi kadar önemli bir sorundur.

Oturduk bekliyoruz: Yapay zeka sistemlerimizin bizim adımıza araştırma yapmasını ve bizi doğru olarak bilgilendirmesini istiyoruz.

Belki tehlikelidir ama merak daima iyidir! Tembellik ve hazırcılık, her zaman kötüdür ve giderek daha büyük bir kötülük haline gelecektir!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz