Yatırımcılar etrafa para saçarak dolaşırlar ya; KKTC’de de bir yatırımcı dolaşmaya görsün; birisi mutlaka rüşvet almıştır… Hemen kimin rüşvet aldığı araştırmaya başlanır… 

Üstüne üstlük yorum da yapılır: Kuzey Kıbrıs dünyaya erişimi olmayan bir yerdir. Buraya yatırım yapmak aptallıktır! Demek ki ortada sadece rüşvet olayı yoktur; aynı zamanda kara para aklama da vardır!

Lapta Marina ihalesi gündeme geldiğinden beri aslında biz, kimin kimden rüşvet aldığını bilirmiş gibi yorum ve tartışma yapmaktayız. 

RÜŞVET ALAMADIK DİYE Mİ? Karpaz Gate Marina’nın Yeni Erenköy’ün yeni Eilat olmasının önünü açamamasını nedeni yeterli rüşvetin dağıtılmamış olması olabilir mi? David Lewis’in seksen yaşında bile yatırım peşinde koştuğunu bir İsrail gazetesinden okumak isteyen varsa, bu linke tıklaması yeterli olacaktır: https://www.haaretz.com/1.4837393

Bunun klasik örneklerinden biri Karpaz Gate Marina’dır. Bu proje Sıdıka Atalay tarafından geliştirilmiş ve pazarlanmıştır. Sonunda proje, dünyaca ünlü bir iş adamı olan David Lewis tarafından sahiplenilmiştir. İsrail’in başlıca turizm merkezi olan ve Orta Doğu’nun Las Vegas’ı olarak anılan Eilat’ın ortaya çıkmasında en büyük payın Lewis’in olduğu söylenmektedir.

Bu yatırımcıyı adamıza getiren Atalay, hala daha aldığı karşılıkla anılmaktadır. Aslında bizi içten içe yiyip bitiren bir kıskançlıktır bu: O aldı; biz niçin alamadık kıskançlığı! 

RÜŞVETTEN KURTULMA

Belki gerçektir, belki değildir… Belki bazı olaylar için geçerli; başka bazı olaylar için geçersizdir… Ama bu algı o kadar güçlüdür ki “şuuyu, vukuundan beter”(1) bir durum oluşturmaktadır ve gerçekmiş gibi hareket etmemizi zorunlu kılmaktadır.

Öncelikle bazı bedellerin verilen hizmetler karşılığı ödendiğini kabul etmemiz gerekir. Rüşvet dediğiniz şey, yaptığınız hizmetin karşılığı değil; görevinizi kötüye kullanarak elde ettiğiniz şeydir. Bu durumda rüşvet, özellikle kamusal yetkileri kullananların haksızca ve imtiyazlar dağıtmak için talep ettikleri ve aldıkları haksız kazançları tanımlamaktadır.

Rüşvetten kurtulmanın en güzel yolu; imtiyaz dağıtmamak, yatırımcılara eşit davranmak ve bunu açıklıkla yapmaktır. Yatırımcı dostu olmaktır.

Örnek verelim… 

  • Sanal betting izinlerini kısıtlı tutmaz ve koşulları yerine getiren herkese internet üzerinden betting yapma izni verirseniz, bu izne sahip olmak isteyen kişiler kimseye rüşvet vermez.
  • Sahillerinize marina yaptırmak isterseniz, uygun zamanı kollamanız ve bunu açık bir ihale ile yapmanız gerekir. Yatırımcılardan makul bir sürede elde edecekleri kazançtan daha fazlasını size peşinat veya başka bir isim altında vermelerini talep etmezseniz muteber yatırımcılara erişebilir; kara para aklanıyor söylentilerine olanak tanımamış olursunuz.

KKTC’den söz etmiyorum tabii… Bizim işlerimiz böyle değildir: Biz, işlerimizi gizli-kapalı yaparız… Kamu görevlilerimiz keyfi hareket ederler… Yatırımcıya düşmanlık yapanlarımız, yatırımcı dostu olanlarımızdan fazladır.

Bütün bu engelleri aşmak isteyen varsa, elinizi cebine atarak keyfimizin yerine gelmesini veya düşmanlığın dostluğa dönüşmesini sağlamak zorundadır.

Rüşvetin kaynağı işte budur! Rüşvetten kurtulmak isteyen varsa, önceliğini kamu düzeninin değişmesine vermek ve yatırımcı dostu bir düzen kurmak zorundadır.

Gerisi laga-luğa ve rüşvet suçunu başkalarının üstüne atarak düzenini devam ettirme çabasıdır…

Zaten bu memlekette en güzel rüşvet, kapağı kamu görevine atarak hiçbir iş yapmadan güzel bir aylık ve sonunda şahane bir ikramiye almaktır. Bunu, bolca veren de var; alan da! 

———————————————————————————————–

(1) Altan Öymen’den alıntı: ‘Şüyu’ da, ‘vuku’ da Arapça kelimeler… ‘Şüyu’ duyulma, işitilme demek. ‘Vuku’ için de ‘gerçekleşme’ denilebilir. Deyimin anlamı da şu:“Bazı olumsuz şeylerin kulaktan kulağa işitilmesi, yaşanmış olmasından daha beterdir.” (http://www.radikal.com.tr/yazarlar/altan-oymen/suyuu-vukuundan-beter-1182630/)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here