GİAD Başkanı Uğur Ergün, yazılı açıklamasında, “Hayretle izliyoruz ki hali hazırda 2 üniversitemizin bünyesinde bulunan PCR cihazları ısrarla kullanılmaktan kaçınılıyor, peki bu cihazlar varken neden yeni cihaz alımına gidilecek? 
Hükümetimizden şu soruların da yanıtını rica ediyoruz; 30 Nisana kadar geçecek süre içinde, nasıl bir süreç izlenecek? Ne gibi veriler elde edilecek?” dedi.

Ekonominin dibe vurmaması için hükümetin Covid19 salgını ile ilgili planını tüm çalışanlar ve işverenler olarak merak etmekte olduklarını ifade eden Ergün, özetle şunları dile getirdi:

“Hükümetimizin ekonomik çöküntüye giden bu süreçte, herhangi bir plânı varsa açık ve net bir şekilde uygulamaları kamuoyu ile paylaşmasını talep ediyoruz.  

Başta muhalefet partileri olmak üzere birçok sendika ve sivil toplum örgütünün adeta Stockholm sendromu geçirircesine hükümet yetkililerine sessiz kalıp izlemesini ve ülkemizin kaptansız bir gemi gibi sağa sola savrulmasını endişe ve tedirginlik içerisinde izlemekteyiz. 

Hükümetin her zaman üvey evlat muamelesi yaptığı özel sektör ve çalışanlarına ilişkin son dönemde almış olduğu kararlar ve uygulamaları adaletsiz, fırsatçı ve ekonomik akıldan yoksun bulduğumuzu da belirtmek isteriz.
Hükümet Nisan ve Mayıs ayları sonunda belli sektörlere 1500 TL ödeme yapacağını ilan etmiş, bu iki ay boyunca da işten durdurmaları yasaklamıştır. 

Kayıtlı çalışanlar işten durdukları zaman devletten 6 ay boyunca aylık 2620 TL işsizlik ödeneği alıyorken şimdi devlet zoru ile işten çıkış durmuş ve bu çalışanlar aylık 1500 liraya mahkûm edilmiştir. 

Her hâlükârda işten durmuş olanlara da artık 6 ay değil 4 ay süresince ve yine 2620 TL değil 1500 TL ödeme yapılacağı duyumları almaktayız.

Özetle sair zaman işten duran bir işçi devletten toplam 15720 TL işsizlik ödeneği alırken eğer duyumlarımız doğru ise artık toplamda 6000 TL alabilecektir.”
 
Devletin ayıbının işverene yükleyerek kapatılmaya çalışıldığını savunan Ergün, özetle şunları iddia etti:

“Devlet işçiye destek olacağım, işten durdurmaların önüne geçeceğim diyerek aslında fırsatçılık yapmakta ve işçiyi değil sadece kendi bütçesini korumaktadır. 

Bütün cari giderlerini özel sektörden elde ettiği gelirle karşılayan hükümetin zora girince ilk gözden çıkardığı kesim yine özel sektör olmuştur. 

Devlet özel sektörde iş ve gelir darlığını hiç hesaba katmadan, çeklerde 90 gün uzatma ile alacakların tahsilatını da baltalayarak işverenin çalışan başına en az 10000 TL harcama yapmasını öngörmekte ve bunun karşılığında çalışana harca harca bitmeyecek bir 1500 TL katkı vererek büyük bir lütufta bulunmaktadır! 

Sosyal Sigorta emeklileri de 1500 TL’lik devlet katkısı kapsamı dışında bırakılmıştır. 

Oysa emekli olup çalışan kesimden yatırım almaya devam edilmektedir.
 
Kayıt dışı işgücü ile haksız rekabet içinde ayakta kalmaya çalışan özel sektör ve çalışanları olarak devletin kayıtdışı ekonomiye olan bu sonsuz hoşgörü ve teşvikini de hiçbir zaman affetmeyeceğimizin bilinmesini isteriz.
Ayrıca Sn. Başbakanımızın 1 ay önce “kredini al çekini öde” sloganı ile duyurusunu yaptığı paketlerin büyük çoğunluğunun kullanıma açılmadığını bildirmek isteriz.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here