Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Mevlid-i Nebi Haftası açılış programında yaptığı konuşmada, asırlar boyunca barışla, ilimle, hikmetle anılan İslam beldelerinden bugün göğe ezan seslerinin değil, anaların feryatlarının, çocukların çığlıklarının bombalarla enkaza çevrilen camilerin dumanlarının yükseldiğini söyledi.

Tüm dünyanın gözleri önünde Filistin’de zulmün, Arakan’da şiddetin, Türkistan’da baskının, Irak ve Afganistan’da terörün can almaya devam ettiğine dikkati çeken Erdoğan, “Sırf Müslüman oldukları için öldürülen, evlerinden, yurtlarından kovulan yüz binlerce Müslüman kardeşimiz var. Misyonerler tarafından din değiştirmeye zorlanan, evlatları kendilerinden koparılan milyonlarca Müslüman, etnik ve dini kimliğinden dolayı şiddet gören, baskı gören, ayrımcılığa uğrayan milyonlarca kardeşimiz var. ” diye konuştu.

Fransa’da ve Almanya’da yaşananların bütün dünyanın gözü önünde olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Batı, özellikle Hristiyan dünyasına sesleniyorum, Musevilere sesleniyorum, her şeyden önce insanız. İnsan olarak bizim dinimizde Hristiyan olmak suç değildir. Biz ona da sahip çıkıyoruz. Aynı şekilde Musevi’ye de sahip çıkıyoruz. Gelin, Fransa’da eğer Müslümanlara bir zulüm varsa hep birlikte biz oraya da sahip çıkalım diye buradan dünya liderlerine sesleniyorum.” ifadelerini kullandı.  

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Avrupa ülkelerinde İslam ve Müslüman düşmanlığının adeta veba gibi toplumlara sirayet ettiğine dikkati çekerek, Müslümanlara ait iş yerlerinin, evlerin, ibadethanelerin, okulların hemen her gün ırkçıların ve faşist grupların saldırısına maruz kaldığını söyledi.

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Şimdi ben, buradan milletime sesleniyorum. Nasıl ki Fransa ‘Türk markalı mal satın alınmayın’ diyorsa ben de şimdi buradan milletime sesleniyorum. Sakın Fransız markalara asla iltifat etmeyin, bunları sakın almayın. Düşünebiliyor musunuz? Müslüman kadınlar, kılık kıyafetlerinden dolayı sokakta, çarşıda, otobüste, vapurda ya hakarete ya da fiili tacize uğruyor. Müslüman çocukların hiç olmadık bahanelerle eğitim, öğretim hakları ellerinden alınıyor. Gün geçmiyor ki Müslümanlara ait bir ibadethaneye, mescide, derneğe yapılan saldırı haberini almayalım. Son olarak Almanya ve Avustralya. Daha önce Avustralya’da büyük bir felaketi görmüştük. Şimdi yine ibadethanelere, oralarda saldırı gördük. Aynı şeyi, Almanya’da gördük. Ben buradan, Şansölye Merkel’e de sesleniyorum, hani sizde dini özgürlük vardı? Hani sizde, din veya dinini yaşayanlara karşı devletinizin güvencesi vardı. Peki bir sabah namazında nasıl oluyor da 100’ü aşkın polis, camiye saldırıyor? Bunların tam tersini siz bugüne kadar Türkiye’den duydunuz mu? Hayır. Niye? Çünkü bizde gerçek din özgürlüğü var. Ama bunlarda bu yok.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here