Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e 26 Haziran’da gönderdiği ikinci mektubunda BM’nin, Maraş’la ilgili pozisyonunu korumasını istediği belirtildi.

Alithia haberinde, BM Genel Sekreteri’ne 14 Haziran’da bir mektup gönderen Anastasiadis’in, Başbakan Ersin Tatar ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın Maraş’ın Kıbrıs Türk idaresi altında açılacağı “tehditleri” üzerine 26 Haziran’da bir mektup daha gönderdiğini yazdı. Gazete, ikinci mektup hakkında Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis’in RİK’e, Sözcü Prodromos Prodromu’nun gazetecilere söylediklerini aktardı.

Habere göre Prodromu, Rum yönetiminin BM’den Maraş konusunda aynı pozisyonda kalmasını, yani kentin özel statüde olduğu, çözümden önce açılırsa Güvenlik Konseyi kararlarında öngörüldüğü gibi Rum sakinlerinin BM yönetimi altında yerleşmesine müsaade edeceği ve çözüm halinde de Maraş’ın Kıbrıslı Rumlara iade edileceği pozisyonunu değiştirmemesini istediğini söyledi.

Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis de dün sabah RİK’e yaptığı açıklamalarda, Prodromu’nun söylediklerini doğrulayarak Anastasiadis’in Guterres’e mektubunun birer kopyasını da BM  Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesine göndererek son günlerde Maraş konusunda yapılan açıklamalar hakkında bilgi verdiğini söyledi.

Anastasiadis’in mektupta Tasos Papadopulos, Dimitris Hristofyas gibi Rum yönetimi eski başkanları zamanında yapılanların devamı niteliğindeki (Maraş) önerisini yinelediğini ve son görüşmeleri sırasında Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya sunduğu 21 güven yaratıcı önleme özel atıf yaptığını anlatan Hristodulidis, “Ancak Sayın Özersay iki devletli çözüm taraftarı olarak, bu hedefe hizmet edecek açıklamalar yapıyor” dedi.

Gazete, Hristodulidis’in Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Crans Montana tipi resmî veya gayrı resmî bir konferans önerisi hakkındaki bir soruya verdiği cevabı “Crans Montana tipi bir görüşmeye evet” başlığı ile vurgulayarak aktardı.

“AKINCI’NIN LUTE’A NE DEDİĞİNİ, LUTE’UN NE ÖNERDİĞİNİ BİLİYORUM”

Habere göre Hristodulidis şu cevabı verdi: “BM Genel Sekreterliği’nin, Sayın Lute aracılığıyla, bu konuları görüşmemiz için Crans Montana tipi görüşme önerisi var. Örneğin şu ana kadar sonuca ulaşmayan referans şartlarında mutabakat çabasında, Crans Montana tipi bir görüşmede bu engelleri aştık mı, müzakerelere yeniden başlayabilir miyiz görebilirsek, olumlu bir gelişme olur. Ancak bunun olabilmesi için müzakere masasına oturmamız gerek. Sayın Akıncı’nın Sayın Lute’a ne dediğini ve Sayın Lute’un ne önerdiğini biliyorum: Crans Montana tipi görüşme.”

Sözcü Prodromu, BM’nin pozisyonunun, 1974 sonrasında müzakerelerin başladığı ilk andan itibaren Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasında uzlaşıldığı üzere, özellikle kapalı Maraş’ın yasal sakinlerine iade edilmesi ve meşru haklarının tesis edilmesi gerektiği şeklinde olduğunu söyledi.

Prodromu Anastasiadis’in 26 Haziran tarihli mektupta Guterres’e Maraş konusunu ve bugünlerde KKTC’de ilan edilen projelerin Türkiye’nin, Crans Montana konferansındaki çıkmazdan sonraki B planına dahil olduğu “izah ettiğini” savundu.

Anastasiadis’in mektubunda, son görüşmelerinde Cumhurbaşkanı Akıncı’ya yazılı sunduğu, kapalı Maraş’ın yeniden imarı ve iskanı için bir teknik komite kurulması önerisini de yinelediğini söyleyen Prodromu, “Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin MEB’inde ciddi yasadışı faaliyetlerde bulunduğu ve işgal bölgelerinden Maraş’la ilgili tahrikkar ilanların yapıldığı bu çok kritik konjonktürde Başkan Anastasiadis Genel Sekreter’e, Maraş konusuyla ilgili yeniden ulaşmayı gerekli gördü” dedi.

Prodromu Anastasiadis’in Guterres’e Rum yönetiminin yıllardan beridir yasal sakinlerinin BM denetiminde Maraş’a geri dönmesi ve yeniden iskanına dair bütün çağrılarının Türkiye tarafından görmezden gelindiğini, bu günlerde KKTC’de yapılan açıklamaların 1977-79 Doruk Anlaşmaları’na ve Güvenlik Konseyi’nin 1977’den 1992’ye kadarki bütün kararlarına aykırı olduğu görüşünü ilettiğini söyledi.

Gazete, Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın sözde “Maraş Belediye Başkanı” Aleksis Galanos’un ithamlarına cevaben sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayı “Özersay: Maraş’la İlgili Karar ‘Eski Sakinlerin’ Aleyhine Değil” başlığıyla aktardı.

Fileleftheros haberi “Guterres’e baskı yapıyor… Başkan net açıklamalar istiyor ve UNFICYP’in idamesinin gerekliliğini kaydediyor… Genel Sekreter’e iki mektup bütün meseleleri masaya yatırıyor” başlık ve spotlarıyla manşete çekti.

Habere göre Anastasiadis, Genel Sekreter Antonio Guterres’e 14 Haziran’da gönderdiği mektupta Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini şikayet etmesi ve müzakere masasına dönmeye hazır olduğunu ifade etmesi dışında, BM Barış Gücü’ne de değindi ve Güç’ün Ada’da idame ettirilmesinin önemine vurgu yaptı.

Anastasiadis son dönemde Akyar ve Denya’da cereyan edenleri gerekçe göstererek “UNFICYP’in (BM Barış Gücü) görev/yetkilerinin değişmemesi yüksek öneme sahiptir, müzakereler için uygun ortam idamesine katkı koyuyor” ifadesini kullandı.

Anastasiadis’in bu ifadesinin, Barış Gücü’nün görev süresinin yenilenmesine dair raporun hazırlanması ışığı altındaki ilk mesaj olduğunu yazan gazete, Genel Sekreter’in Kıbrıs’taki Özel Temsilcisi ve Barış Gücü Misyon Şefi Elisabeth Spehar’ın dün sabah Anastasiadis’le bu çerçevede yapması planlanan görüşmenin 8 Temmuz’a ertelendiğini haber verdi.

GENEL SEKRETER’E ÜÇ ANA MESELEDE GÖRÜŞ BELİRTMESİ İÇİN BASKI

Gazete, Anastaiadis’in 14 ve 26 Haziran tarihli iki mektubuyla Genel Sekreter’i üç ana meselede görüş belirtmesi için baskı altına aldığını yazdı, sözünü ettiği “ana meseleleri” şöyle sıraladı:

“Türkiye’nin davranışlarını kınayan bir açıklama, Maraş konusunda Genel Sekreter’in önceki açıklamalarını açıkça yeniden teyit etmesi ve Kıbrıs sorununu yeniden müzakere sürecine getirecek hareketler.”

Genel Sekreter’in bazı cevapları, BM Barış Gücü’nün görev süresiyle ilgili raporunda vermesinin muhtemel olduğuna işaret eden gazeteye göre Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis Guterres’in, Anastasiadis’in hem Pekin’deki görüşmelerinde hem de 14 Haziran tarihli mektubunda sunduğu önerilere cevap vermek için Yunanistan’da seçimlerin yapılacağı tarih olan 7 Temmuz’u bekliyor olabileceğini belirtti. Hristodulidis “şu anda Genel Sekreter’in bu önerilere tepkisini bekliyoruz, Yunanistan’daki seçimlerden sonra gelişme olacağına inanıyorum” dedi.

“Lefkoşa’nın istediği, müzakere masasına oturmamızdır çünkü Crans Montana’da anlaşmazlık olan bu konular ancak böyle çözülebilir. Tam da bu zorluklar nedeniyle çabanın yeniden başlaması için daha çok ısrar etmeliyiz” diyen Hristodulidis’e, Genel Sekreter’in müzakerelerin kaldığı yerden devamı için çağrı yapması halinde Anastasiadis’in evet demeye hazır olup olmadığı sorulduğunda ise “Türkiye’nin yasadışı faaliyetlerini sonlandırması şartıyla, evet” dedi.

AKEL’E GÖRE “KESİFLİĞİN EN KÖTÜ ŞEKLİ”

Haravgi “Partiler karanlıkta… AKEL ‘Kesifliğin en kötü şekli’nden söz ediyor” başlıklı haberinde Hristodulidis Anastasiadis’in Genel Sekreter’in muhtemel bir davetine Türkiye’nin faaliyetlerine son vermesi şartıyla evet diyeceğini açıklarken AKEL’in,  Basın Sözcüsü Stefanos Stefanu aracılığıyla Anastasiadis’in Guterres’e mektubunda müzakerelerin yeniden başlaması konusuna nasıl yaklaştığı hakkında bilgi istediğine dikkat çekti.

Habere göre Anastasiadis hükümetinin ciddi konularda özellikle de Kıbrıs sorununda tartışmadan kaçmayı, siyasi partilere hiçbir bilgi vermeden, çeşitli sızdırmalar ve kendi açıklamalarıyla basın bilgisine dönüştürmeyi alışkanlık haline getirdiğine dikkat çeken Stefanu, “Kesifliğin en kötü şekli söz konusudur. Bu kez hükümet, 15 gün önce Genel Sekreter’e gönderilen, siyasi partilerin hiçbir bilgisi olmayan bir mektup hakkında kamuoyuna açıklama yapıyor” dedi.

Stefanos Stefanu “müzakerelerin yeniden başlaması çok kritik ve Anastasiadis’in şu ana kadar hiç doğru yönetmediği bir konudur.  Bu nedenle AKEL olarak mektup hakkında bilgi istiyoruz. Başkan’ın, mektupta, müzakerelerin yeniden başlamasına nasıl yaklaştığını öğrenmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Stefanu, AKEL’in müzakerelerin yeniden başlaması konusundaki görüşünü Rum Ulusal Konseyi’nde açıkça ortaya koyduğunu belirterek şu hatırlatmayı yaptı: “Bizim taraf diyaloğun Crans Montana’da koptuğu yerden ve Guterres Çerçevesinde ve Genel Sekreter’in istediği gibi hiçbir şart koşmadan yeniden başlamasına hazır olduğunu yinelememiz şarttır. Doğal kaynaklar ve gelirlerin paylaşımıyla ilgili Talat-Hristofyas anlaşmalarını, Kıbrıs MEB’indeki Türk faaliyetlerinin sonlanacağı şartıyla yeniden teyit etmemiz şarttır.”

Fileleftheros’a göre Anastasiadis’in Rum siyasi parti başkanları ile ayrı ayrı görüşerek bilgilendirmesi bekleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here