BM Genel Sekreteri’nin kişisel temsilcisi Holguin, Hristodulids ve Erhürman ile görüştükten sonra Atina ve Ankara’ya gidecek.
Geldi, görüşecek ve gidecek. Bu görüşmeler, ateşi söndürmemeyi amaçlıyor. “Kıbrıs ateşi” sönmesin yeter; harlama zamanı geldiğinde ateşin yanıyor durumda olması gerekiyor. Şimdiki amaç bu!

Bu ateş, NATO’ya ve bölgeye yeni bir şekil vermek zamanı geldiğinde harlanacak.
NATO, tartışmalı bir dönemden geçiyor. ABD memnun değil. NATO devletlerinin hem daha fazla silah üretmesini hem de NATO kuruluş amaçları dışında ABD’nin küresel egemenliğini devam ettirmeye yönelik operasyonlara katılmasını istiyor. ABD Başkanı Trump, İran savaşının faturasını da Avrupalı müttefiklerine çıkarmaya çalışıyor.
Böylesi kritik bir durumda bulunan NATO’nun ne olacağı Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde toplanacak olan zirvede ele alınacak. Trump katılacak. AB de davet edildi; Van der Leyen de orada olacak.
Ankara’da Kıbrıs da konuşulacak diyemeyiz ama NATO’nun birlikteliğinin ve hedeflerinin güncellenmesi halinde Kıbrıs’ın rolü önümüzdeki aylarda daha bir ciddiyetle ele alınacak. İran savaşı, Kıbrıs’ın jeostratejik önemini bir kez daha gösterdi. Uçak gemileri adanın rolünü üstlenebilir diye düşünmeye başlamıştık ama öyle olmadı; herkes adaya üşüştü.
NATO, yoluna Trump’ın istediği gibi devam edecekse Kıbrıs’ın NATO’ya katılması bir söylem olmaktan çıkıp bir proje haline gelebilir. NATO, ABD ile Avrupa arasında ikiye bölünecekse Avrupalılar Kıbrıs’ı ABD’ye kaptırmamak için kendi güvenlik sistemlerine dahil etme konusunda atağa kalkabilir. Türkiye’nin rolü hem tartışmalı hem de önemli… Türkiye’yi yanına çekmek isteyen Kıbrıs politikasını Türkiye ile uyumlu hale getirmek zorunda kalabilir.

Sorununa çözüm araya ekip içinde olan BM diplomatları bile çözümle birlikte Kıbrıs’ın NATO üyeliğinin gündeme geleceğini söylüyorlar zaten. Hristodulidis hevesli ama çözüm olmadan üye olması zaten mümkün değil. Çözüm ve NATO üyeliği iyice ilişkilenmiş durumda.
Ankara’da ise Kuzey Kıbrıs’ın otonom bir bölge olarak Türkiye’ye bırakılırken Güney Kıbrıs’ın NATO’ya alınması ve böylece sorunun “modern taksim” ile sona erdirilmesi konuşmaları yapılıyor. “İki devlet çözümü” buna evrildi!
Nereden baksak karşımıza NATO çıkıyor.
Unutmamak gerekir ki Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulması da bir NATO çözümüydü. Tarih tekerrür edecek gibi görünüyor!

