STRATEJİLER ÇARPIŞIYOR: HERŞEY SEÇİMLE BAĞLANTILI!

FİBER OPTİK AĞ İLE İLGİLİ PROTOKOL TARTIŞMALARI TAMAMEN SİYASİ VE TARAFLARIN KENDİ SEÇMENLERİNE YÖNELİK BİR TARTIŞMA HALİNİ ALDI. KONUYU BU AÇIDAN DEĞERLENDİRİRSEK TARAFLARIN SEÇİM STRATEJİLERİNİN NE OLDUĞUNA DAİR BULGULAR ELDE EDEBİLİRİZ.

0
blank

KKTC’ye fiber optik ağı kazandırmanın önemini herkes vurguluyor. Vurguluyorlar ama bu iş olur veya olmazken “siyasi kazançlar devşirme çabasından” da vazgeçmiyorlar.

Tartışmanın etkili taraflarından biri olan Erhan Arıklı’nın stratejisi çok açık: Mükemmel olmadığı ve hatta eksik olduğu bizzat kendisi tarafından açıklanan Fiber Optik Protokolü’nün onaylanması için cansiperane bir mücadele veriyor. Bunu neden yaptığını da açık bir şekilde ortaya koydu: Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından onaylanıp yayınlanan bir protokol metninin KKTC tarafından onaylanmaması düşünülemez!

blank
FİBER AĞ SAHİBİ OLMAK BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLİRSE TARTIŞMALARA “VERİMSİZ” DENEBİLİR ANCAK SİYASİLERİN KENDİ CEPHELERİNİ KONSOLİDE ETMEK BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLİRSE OLDUKÇA “BAŞARILI” OLDUKLARI SONUCUNA VARILABİLİR.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Erhan Arıklı, böylece, Türkiye iktidarı ile tam bağlılığa ve güvene dayanan bir ilişki geliştirirken KKTC seçmenlerinin önemli bir bölümü karşısında da “fedakar, azimli ve mücadeleci Türkiye dostu” vasfı kazanmaya çalışıyor. Hedefinde YDP’ye oy verebilecek seçmenler var. UBP veya Serdar Denktaş’a oy verme olasılığı da olan bu kitleyi tamamen kendi etrafında toplamaya çalışıyor. Akıllıca!

Arıklı’ya saldırarak, onunla sert polemiklere girişerek konuyu siyasileştirmeye çalışan muhalifler tümüyle “Türkiye karşıtı” bir çizgiye düştüler ama bunu umursamıyorlar. Fiber optik ağ ile ilgili tartışmayı alabildiğine genişleterek ve içine yolsuzlukları, ekonomik sorunları ve diğer bütün olumsuzlukları dahil ederek erken genel seçimin bir an önce yapılmasını sağlamaya çalışıyorlar. Meclis’teki konuşmalara sokakta yapılan eylemlerin ve sendikacıların konuşmalarının da dahil edilmesi, bu amacı net bir şekilde ortaya koyuyor. Erkut Şahali, mücadelelerinin amacını meclis genel kurul salonundaki konuşma kürsüsüne siyah bayrak asarak simgeleştirmiş oldu: İsyan!

İster Fiber Optik Protokolü isterse başka şey olsun… Bundan sonra her konu seçim amaçları ile ele alınacak. Taraflar kendi oy potansiyellerini konsolide etmeye, bütünlemeye çalışacaklar. Karşı tarafın ne dediğine bakılmayacak; kulaklar sağır gözler kör olacak!

Bu bütünleme çalışmaları elbette bazı kayıplara da neden olacak. Seçmenlerin bir bölümü, kararsızlıklarını oy verme gününe kadar koruma eğilimindedirler. Her zaman öyle olmuştur. Bu bütünleme çalışmalarını sürdüren siyasi parti ve liderlerin davranışlarına bakarak karar verme haklarını saklı tutarlar. Böyle bir kitlenin varlığı demokrasinin güvencesi olduğu kadar seçim sonuçlarının daha baştan öngörülebilmesinin de engelidir. Kayıplar ve kazançlar, bu kesimden derlenecek veya derlenemeyecek oylarla ilgili olacak. Bu kitlenin beklentileri de çeşitlidir. Bu beklentilere yanıt verenler kazanacak; veremeyenler potansiyellerini sandığa tam olarak yansıtamamış olacaklar.

blank

Bugünkü durumda tarafların bu kitleyi önemsediğini söyleyemeyeceğim. Taraflar kendi kitlelerine şov yapmaya çalışıyorlar. Belki de bu grup içi rekabetle de ilgilidir: Adaylık sıralamasının iyi yerlerini kimler kapacak; hükümet olma şansı yakalanırsa kimler bakan olacak? Bu yarışın şimdiden başladığı da söylenebilir. Durum bu olunca daha geniş bir oy tabanına erişmek kaygısı bastırılmış, buna ilişkin çabalar önemsizleşmiş oluyor.

CTP sahadaki görünürlüğünü artırırken milletvekillerinin konudan uzak sert konuşmalarıyla; Arıklı ise onlara karşı “kahramanca direnişi” ile öne çıkıyor ama UBP liderlerinin henüz tam olarak sahaya inmediğini ve küçük gibi görünen partilerin tam olarak harekete geçmediğini de dikkate almak gerekir. Yakın bir zamanda onları da sahada görmeye başlayacağız.

Seçim yarışı başladı! Hakkımıza hayır!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz