Tarih, çok güçlü devletlere veya imparatorluklara tanıklık etmiştir. En bilinenlerini Persler, Roma, Osmanlı, İngiliz ve Sovyet imparatorlukları olarak sayabiliriz. Bugün artık hiçbiri yok! Çökecekleri düşünülemezdi ama çöktüler!

Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri’nin kurduğu hegemonya “çağdaş imparatorluk” olarak görülebilir. Son yıllardaki saldırganlığından önce bu imparatorluk liberal değerlerin kalesiydi. Devlet, karışması zorunlu olmayan işlere asla karışmazdı; bankalar kendi paralarını (banknot) basabilir ve piyasaya sunabilirdi. Önemli olan başlıca şey, özgürlüktü…
Özgürlük tutkusu, milyonlarca Avrupalıyı Amerika’ya göç ettirdi. Avrupa’daki tartışmalar orada hayat buluyordu. İngiltere’deki yeni haklar, kralın otokrat yönetimine karşılık parlamentonun üstünlüğünü sağlamayı amaçlarken Amerika’da yurttaşların hakları ön plana çıktı ve insanları kendine doğru çekti. Özgürlük arayışı, Amerika’yı Amerika yaptı!
Amerika Birleşik Devletleri’ni iki dünya savaşına sokmak için İngilizler tarafından yapılan çalışmalar da ABD Başkanlarının çekinceleri ve özgürlüğün yaygınlaştırılmasına ilişkin talepleri ile karşılandı. Wilson’un birinci savaşa katılmayı meşrulaştırmak için ortaya koyduğu 14 ilke, hiçbir zaman tam olarak uygulanmasa bile gerçekte yeni uluslararası düzenin de özgürlüğü esas alması gerektiğini anlatıyordu.
Bu prensiplerin bazıları özellikle dikkat çekicidir:
- Açık diplomasi: Gizli antlaşmalar olmayacak, uluslararası ilişkiler açık yürütülecek.
- Denizlerin serbestliği: Barış ve savaş zamanında seyir özgürlüğü sağlanacak.
- Ekonomik engellerin kaldırılması: Gümrükler ve ticaret engelleri azaltılacak.
- Silahlanmanın sınırlandırılması: Ulusal güvenlik için gerekli asgari silahlanma esas alınacak.
- Sömürgelerin tasfiyesi: Sömürge halklarının çıkarları da dikkate almayı öngören bu madde, self-determinasyon (ulusların kendi kaderini tayin hakkı) fikrinin temelini oluşturdu.

Şimdi bu değerlerden eser kalmadı. ABD silahlandıkça silahlanıyor. Başkan Trump, özellikle ve öncelikle ordusu ile övünüyor. Trump her sıkıştığında gümrük tarifelerini yükseltmeyi ve ekonomik cezalandırmayı konuşuyor. Bu davranışlar, sadece ve sadece, Amerikan değerler sisteminin çöktüğünü anlatıyor.
Ve tarih, devletlerin kurucu ideolojisi zayıfladığı, meşrutiyet kaynakları tükendiği, halkı birarada tutan ortak anlatılar anlamsızlaştığı zaman dev imparatorlukların bile “kağıttan kaplana” dönüştüğünü anlatır. Trump, “Amerika’yı yeniden büyük yapacağız” diyor ama değerlerini darmadağın etti; O’nu kağıttan bir kaplana dönüştürdü. Bu Amerika, eski Amerika değildir; cazibesi kalmamıştır. Trump’ın temsil ettiği değerlerle yoluna devam edemeyecektir!

