Koalisyon ortağı Erhan Arıklı, inşaat sektörünün içine düşürüldüğü durumla ilgili, “kendi ayağımıza kurşun sıktık” ifadesini defalarca kullanmıştır. Bununla, Türkiye’deki dinci medyanın “Yahudiler Kıbrıs’ı satın alıyorlar” yaygarasına teslim olduklarını anlatıyordu.
Bu yaygara kendilerini o kadar etkilemişti ki Milli İstihbarat Teşkilatı’nın başından Dışişleri Bakanlığı’na geçen Hakan Fidan’ın Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı açıklama bile geri atmalarına yardımcı olmadı. Fidan, Kasım 2023’te gerekli açıklamayı yaparak İsrail yurttaşlarının KKTC’den mal alan yabancılar içinde 12’nci sırada olduğunu açıklamıştı ama bu yaygara hala bitmiş değil… Kaldı ki, bu alımların hepsi için güvenlik soruşturması da yapılıyor.

Şimdi benzer bir durum şans oyunları salonları için oynanıyor. KKTC “kumar cennetini” bırakın, “kara para aklama üssü” olmuş…
Herkes konuşuyor… Beş yıldızlı otellerde eğlenmeye gelen bütün müşteriler “kara para aklama” amacındaymış gibi programlar yapılıyor. TV kanallarına KKTC’den bağlanan muhalif milletvekilleri, bunun nasıl yapıldığını bilmediklerini itiraf etseler bile kara para aklandığından kuşkuları yokmuş gibi konuşup duruyorlar.
Kendi ayağına kurşun sıkmanın başka bir örneği yaşanıyor!
Burada dikkatimizi çekmesi gereken şey, Yahudi düşmanlığı veya şans oyunu karşıtlığı dini inançlarından kaynaklanan insanlarla KKTC muhalefetinin kol kola girmiş olmasıdır. Öyle sanıyorum ki yaklaşan seçimlerin de bunda önemli bir rolü vardır. Muhalefet, ahlakçı bir yaklaşım sergileyerek KKTC seçmenini iktidardan uzaklaştırmaya çalışıyor.
Yeterince iyi bir taktik olduğunu sanmıyorum…
Herkes biliyor ki KKTC turizm sektörü, esas olarak beş yıldızlı otellerden getiri sağlıyor. Bu nedenle, beş yıldızlı yatak sayısı toplam yatak sayısının % 60’nı aşmış bulunuyor. Onların başarısı olmasa, turizm sektörümüz kepenkleri çoktan indirmiş olacaktı.
Ortada kara para aklamaya yardımcı bir mekanizma varsa, bunun daha iyi öğrenilmeli, halka da anlatılmalı ve iktidarın önlem alması talep edilmelidir; o kadar! Kuzey Kıbrıs’ı “kara para cenneti” olarak duyurmak muhalefetin görevi olmamalıdır. Belki de bu yaygara onlara oy da kaybettirecektir.
Konu ile ilgili olanlar, bu konudaki yasal düzenlemelerin uluslararası kurallara uygun olduğunu belirtip durmaktadırlar ama iddia sahipleri geri adım atmıyor. Türkiye dinci medyasından aldıkları destekle saldırılarını devam ettiriyorlar. Benim anladığım kadarıyla Türkiye medyasının kültürel bir saldırısı altındayız. Kuzey Kıbrıs’ta İslami esaslara uygun bir yaşam tarzını yerleştirmek istiyorlar. Bugünkü iktidar buna destek vermiyor ama açıkça karşı çıkmaktan da çekiniyor. İlginç olan, bu çabaların solcu muhalefet tarafından destek görmesidir. Muhalefet milletvekilleri, “bu insanların tercihi ise bizi ilgilendirmez” diyemiyorlar!

