YALANDAN OLUŞAN BİR TOPLUMUMUZ VAR!

Kültür Dairesi’nin düzenlediği fotoğraf yarışmasında dağıtılan ödül zarflarının içi “boş” çıktı. Tam “ne büyük rezalet” diye tepki gösterecekken, Başbakan Saner tarafından Türkiye’deki yangın mağdurlarına takdim edilen 17 milyon TL’lik çekin içinin de “boş” olduğu duyuruldu.

Daha açık ve yalın olmak isterseniz “YALAN” demek zorundasınız. “İçi boş” denilmesinin nedeni, nazik veya kısmen kabuledilebilir bir söylem tutturma gayretidir… Herşeyimiz bir yalandan ibarettir!

HAZİNE BOŞ!

Çeklerin ve ödül zarflarının için boş olması, KKTC hazinesinin içinin de “boş” olduğunu gösteriyor. Para yok!

Uzun süre devletin her derde çare olacağını düşünen, KKTC hazinesi para bulamazsa Türkiye’nin hemen yardıma koşacağını düşünenlerin bu tutumun “boşuna” olduğunu anlamalarının zamanı geldi sanırım.

Hazine, bizim vergilerimizden oluşuyor. Ekonominin daraldığı, vergi gelirlerinin azaldığı dikkate alınırsa, KKTC hazinesinin daha gerçekçi davranması ve güçlüymüş gibi davranma yalanına son vermesi gerekir. İçi boş olmayacak bir cümle kurmak gerekirse şunu söylemek zorundayız: En büyük harcamanız neyse, tasarrufa da oradan başlamak ve yalana son vermek zorundasınız.

YASALARIN İÇİ BOŞ!

KKTC’de içi boş olan sadece hazine değildir. Pek çok yasa, sureten vardır; varlıkları bir yalandan ibarettir.

Bunların başında da siyasi yaşam ile ilgili olanlar gelmektedir. Milletvekili transferi ile yeni hükümetler oluşturulmasını engellemek için çıkarılan yasaların içinin boş olduğu, bugünkü hükümetin oluşumuna katkıda bulunan iki milletvekilinin “UBP’li olduklarını” açıklaması ile ortaya çıktı sanırım.

Kamu görevlilerinin siyasi partilere üye olamayacakları ile ilgili yasanın da içi boştur. Kamu görevlileri öteden beri partiler ile içli dışlıdır ama seçimler için hazırlık yapan, görevleri başında iken görevleri ilgili olmayan bir şekilde parti liderlerinin köy gezilerine katılan ve siyasi gelecek arayan üst düzey kamu görevlilerini artık kimse yadırgamıyor.

İçi boş yasalar ile kamu düzeni sağlama gayretimizin “boşuna bir çaba” olduğu sanırım böylece de anlaşılmış oluyor. Kamu reformu yalanından da bıktık, usandık! Boş işlerle uğraşmayı bir kenara bırakmamız lazım; bize az ama öz yasa lazım!

KAMUNUN İÇİ DE BOŞ!

KKTC’de toplanan gelirlerin tümü kamunun finansmanı için harcanmaktadır. Elbette kamudan beklediğimiz asayiş, adalet, temel eğitim ve sağlık gibi hizmetlerdir.

Günlük gazete haberleri gösteriyor ki kamunun hem içi, hem işi boştur. Ortada ne asayiş kalmıştır; ne de adalet! Ne eğitim hizmeti vardır; ne de sağlık!

Kamu dediğimiz şey, boşuna çalışan bir makineye dönmüş bulunuyor.

LİDERLİK DE “BOŞ”!

Bu durumun değişmesi gerekiyor. Birilerinin boşuna olan şeylerden kurtulmamıza, bu yalan dünyaya son vererek hayatımızı kolaylaştıracak yasalara, uygulamlara ve tutumlara kavuşmamıza öncülük etmesi gerekiyor.

Peki, buna uygun ve “içi dolu bir liderliğimiz” var mı?

Meclisin var olup olmadığını bilmiyoruz. Uzun bir salgın dönemi geçirdik ama salgını daha etkili yönetmeye yardımcı olacak en ufak bir yasal düzenleme bile yapmadık. Meclis’te kim iktidar, kim muhalefet karıştırıyoruz. Toplanıp toplanmadığı bile belli değil ama toplansa ne olacak, toplanmasa ne olacak; bilinmiyor!

Cumhurbaşkanı, Kıbrıs sorunu ile ilgilenir gibi yapıyor ama açıkladığı görüş ve tutumlar Kıbrıs Türk halkı içinde bile heyecan yaratmıyor; dünyada karşılık bulmasını ise kendisi bile beklemiyor. Boşuna zaman ve kaynak harcanıyor. Yetmiyormuş gibi, boşuna olacak yeni bir saray yaptırarak boşunalığımızı daha güçlü bir şekilde yüzümüze vurmaya hazırlanıyor.

İçi boş çeklerin ve zarfların başlıca sorumlusu olan bir başbakanımız var. Sanki ona soran varmış gibi erken seçime gitmekten veya gitmemekten; hayatı ucuzlatmaktan; bir sonraki gün pahalılığının dünyadan kaynaklandığından söz eden, ne anlatmaya çalıştığını bilmeden konuşmaya gayret eden bir başbakan…

Ödül zarfları boş; yangın yardımı yalan! Bunu umursamayan, bütün bunların hesabını sormayan bir toplum gerçek olabilir mi?

Boş konuşmaların ve boşuna işlerin yüzümüze ve tavırlarımıza da yansıdığını düşünüyorum: Birbirine boş gözlerle bakan, sevmeyen, kızmayan, umursamayan, artık yalan olan bir toplumumuz var!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here