VARLIKLARIN HEPSİ DEVLETİN OLSUN; BAKALIM NE OLACAK?

Covid-19 salgını hepimizi sınavdan geçiriyor: Kimiz, neyiz? KKTC devleti nedir?

Bu sınamanın temelinde, salgınla nasıl mücadele ettiğimiz; salgına karşı önlemleri kendi kaynaklarımızla finanse edip edemediğimiz ve elbette salgından hayati derecede zarar görenleri koruyup koruyamadığımız yatmaktadır.

Paraya gerek olmadığı durumlarda bile çuvalladık. Örneğin Türkiye tarafından yapılan hastaneyi düzgün bir şekilde devreye koyamadık; aşılamayı adil bir şekilde başlatamadık. Toplu yaşamı beceremediğimiz ortaya çıktı.

Doktorların tedavilerine laf söyleyecek durumda değilim ama salgın yönetimini bilimsel temellere dayandıramadığımız kesindir. Bilgili değiliz!

Çoğumuzun hayranlık belirttiği Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi bile Bulaşıcı Hastalıklar Yasası’na aykırı davranmaktadır. Salgın yönetimi keyfidir. Hukuka aldırdığımız yoktur ve hukuk devleti olamadık!

FİNANSMAN SORUNU

Gelelim finansman meselesine… Oturduk, birilerinin bize para vermesini bekliyoruz. Bu parayla işsiz kalanlara maaş desteği, esnafa faiz destekli kredi verecek; bu arada “piyasayı canlı tutacağı” gerekçesinin ardına sığınarak kamu görevlilerine maaş ve 13’ncü maaş ödeyeceğiz. Salgınla mücadele etmeyi ama hiçbir şey kaybetmemeyi hayal ediyoruz.

Beklediğimiz olmayınca aklımıza ilk gelen “ultra zenginler” oldu. Onların servetlerine el koyarak salgını atlatabileceğimizin hayalini kuruyoruz.

Mevduatlar, evler ve arabalar, fabrikalar ve tarlalar; dükkanlar ve atöyleler; oteller… Varlıklarımızın hepsi devletin olsun; devletimiz de bize maaş ödesin.

KKTC’deki mevduatların toplamı 80 milyar TL; banka kredlerinin toplamı ise 60 milyar TL kadardır. Arada 20 milyar TL’lik bir fark görünüyor. KKTC devletinin 2021 yılında yapmayı düşündüğü harcama 10 milyar TL kadar olduğuna ve bu giderlerin çoğu maaş olduğuna göre, bankalardaki para maaş alanlara yetecektir. İki yıl kadar… Sonrasına bakarız! Çalışıp biriktiren olursa iki yıl sonra da onlara el koyarız!

VERGİ TOPLAMAK DAHA İYİ!

Belki de vergi toplamak daha iyidir!

2021’de ne olur düşünmek bile istemiyorum ama Kuzey Kıbrıs’ta Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) 20 milyar TL kadardır. 2021’de, bunun 7 milyar TL kadarının vergi olarak toplanması düşünülmektedir.

Uzmanları, KKTC’deki vergi gelirlerinin OECD ortalamasına denk olduğunu belirtmektedirler. Onlar, bu vergi gelirleri ile ordu beslemekte, altyapı yapmakta, sağlık ve eğitim giderlerini karşılamakta ve kötü bir durumda borçlanmak zorunda kalırlarsa borçlarını tıkır tıkır ödemektedirler.

Bizim onlar gibi olmamıza elbette gerek yoktur. KKTC’nin güvenliğini Türk Silahlı Kuvvetleri’ne havale ettiğimiz gibi, altyapıyı da Türkiye’ye havale ettik. 20 milyar TL GSMH, 10 milyar TL de bütçe gideri olduğuna göre, üretilen herşeye vergi olarak el koyabilirsek biraz daha istihdam yapmamız ve maaşları biraz daha artırmamız mümkün olacaktır!

Kime satarız bilmiyorum ama çalışıp üreten kalmayınca el koyduğumuz villaları ve otomobilleri satarız!

KKTC’nin dış gelirleri turizm, yükseköğretim ve inşaat sektörlerinden geliyor. Varlıklarına el konanlar, bu alanlarda çalışmaya ve gelir getirmeye devam edecek mi; nasıl edecek? Onu da bilmiyorum!

Bildiğimiz şudur: Haddini aşan vergiler toplamaya kalktığımızda tam olarak batmış olacağız!

FİNANSMAN YARATMAK

Gelelim salgına karşı mücadelenin finansmanına…

Salgın hepimizin sorunudur ve bu sorunun üstesinden hep birlikte geleceğiz. Bunun manası, herkesin gücü oranında fedakarlık yapmasıdır. Salgına karşı kendi olanaklarımız ile mücadele etmeyi amaçlıyorsak, bu mücadelenin finansmanını sağlamak için yeni vergiler ihdas etmek de en kestirme yoldur.

Varlıklar üzerinden vergi alınmasına ihtiyaç varsa; alınacak! Elbette bunun bir ölçüsü olacak. Sonuçta elinde daha fazla varlık olan daha çok; daha az olan daha az vergi vermiş olacak. Ali Başman da ödeyecek; Hasan Erçakıca da…

Gelirlerden alınan vergiler artırılacaksa; artırılacak! Bunun sonucunda kamu görevlilerinin maaşları azalacaksa azalacak. Ali de ödeyecek; Mehmet de… “Kesemezsiniz” diye feryat edenler de ağlamaya devam edecek!

İşsiz kalanlara, işsizlik ödeneği; geliri düşenlere gelir desteği verilmesi gerekiyor. Sağlık servislerinin yatırıma ihtiyacı var. Bütün bunlar bu kaynakla yapılacak.

Aradan 10 aydan fazla bir süre geçti ama ortada ne bir plan vardır; ne de buna benzer bir düşünce!

Sadece KKTC vardır! Bildiğimiz gibi bir KKTC! Tam bir fiyasko…

Şimdi bir de “sosyalizm hayalleri gören”, servet ve sermaye düşmanı fırsatçılar türedi. Söylediklerinin olmayacağını en iyi onlar biliyor ama bu yolla popüler olmaya; kendi küçük camiaları içinde statülerini korumaya çalışıyorlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here