NE TAHAMMÜLÜMÜZ KALDI; NE DE TAKADIMIZ! 50 YIL DAHA BEKLEYEMEYİZ!

Cumhurbaşkanı Tatar, New York’a gidecek… Belki de Kıbrıslı Rum lider Anastasiadis ile de görüşecek.

Cumhurbaşkanlığı, Tatar’ın savunacaklarını haklı gösterecek bir anket sonucu yayınladı ve Kıbrıslı Türklerin yarısının “iki devletli çözüm” istediğini duyurdu. Anastasiadis ise, Kıbrıs sorunu dosyasını koltuklarını altına almış görünen İngilizlerin Kıbrıs’taki büyükelçisi ile görüştü ve hedefinin “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, garanti sistemi ve yabancı asker varlığı olmadan işleyebilir ve sürdürülebilir bir devlete evrilmesi olduğunu” söyledi.

New York’ta ne olacağını böylece öğrenmiş olduk. Boş konuşmalar bunlar! Ne iki devlet olacak; ne de Kıbrıs Cumhuriyeti evrilecek!

KIBRISLI TÜRKLER NE YAPABİLİR?

Belli ki Kıbrıs sorunu, uzun bir süre daha çözümlenmeyecek. Oysa biz, “elli yıl daha bekleyemeyiz”!

Federal çözüm karşıtları, bir gün daha bile beklemek istemiyorlar! Federal çözüm peşinde koşanlarımız, böyle bir çözümün hemen gerçekleşmesini istiyorlar. Kimsenin beklemeye tahammülü kalmadı.

Bence de beklemeye gerek yoktur! Bekleyecek takadımız da kalmadı!

Peki ama beklemeyelim de ne yapalım?

Bazılarımız kestirmeden yanıtı, “KKTC’yi tanıtalım” oluyor.

Tanıtalım vallahi! Ama nasıl yapalım? En azından 3-5 devletin bizi tanıması için ne yapabiliriz?

Yoksulluğun pençesinde kıvranan ülkelere biraz rüşvet versek bizi tanırlar mı bilmiyorum ama onların tanımalarının Kıbrıslı Türkleri tatmin etmeyeceğini ve kendi kendimize alay konusu olacağımızı gayet iyi biliyorum.

Federal çözüm yanlısı olanlar çözümü hemen sağlamak istiyorlar. Bunun için ne yapabileceğimizi de bilmiyorum. Toprak vermeye razıyız. Yetki paylaşımında çeşitli esneklikler gösterdik. Taviz vermediğimiz bir tek siyasal eşitlik kaldı. Anastasiadis’in istediği “işleyebilir bir devlettir” ki bunun devlette Rumların egemen olması demek olduğunu hepimiz biliyoruz. Beklememek için buna razı olmaya hazır mıyız?

Biz, Avrupa Birliği’nin parçası olmak, İngiltere ile esaslı ilişkiler kurmak, Amerikanlardan itibar görmek istiyoruz. Bunları da hemen istiyoruz. Şimdiye kadar çok zaman kaybettik, bunların gerçekleşmesi için çok uzun zaman bekleyemeyiz!

Bunların hemen olması için sihirli bir yol var mı?

ZAMAN GERÇEKTEN KIYMETLİ

Kıbrıs sorunu neredeyse 80 yıllık bir geçmişe sahiptir.

1964’ten bu tarafa, bu sorunun altında ezilen Kıbrıslı Türkler olmaktadır. Geçerli bir pasaporta bile sahip değiliz. Başka ülkeler ile haberleşemiyor; doğru dürüst ticaret yapamıyoruz. Kargolar gelemiyor, gidemiyor! Telefon numaran, internet adresin var mı, yok mu; belli değil! Malın-mülkün geçerli bir şekilde kayda alınmamış… Paranın nasıl geldiği ve gittiği tartışmalı… Eğitim sistemi dökülüyor. Sağlık da öyle… Çocuklar okula gidemiyor; hastalar evlerinde ölüyor. Yollar zaten kan gölü. Yanıbaşımızdaki Rumlara baktığımız zaman bu ortamda daha ileri gidemeyeceğimizi çok net bir şekilde görüyoruz. Artık bu ortamda yaşayamıyoruz. Çözüm veya iki ayrı devlet için daha fazla beklemek de istemiyoruz.

Akıp gitmekte olan zamanı, daha başka şekillerde değerlendirmek zorundayız. Güncel sorunlara pratik çözümler bulmamız, yerlerde sürünen prestijimizi ayağa kaldıracak; ihtiyaç duyduğumuz saygınığı ve özgüveni kazanmamızı sağlayacaktır.

BEKLEMEK GEREKMEZ; İŞ YAPALIM!

“Memur besleme cumhuriyeti” olmak yerine, çocuklarına iyi eğitim veren, hastalarına sağlık hizmeti sunan bir yönetime dönüşebiliriz.

Kamu görevlilerine maaş yetiştirmeye çalışmak yerine, ticari olanakları artırmayı deneyebiliriz.

Dış temsilcilikler olacaksa ticaret için olacak… Rum tarafının kısıtlamalarına, Türkiye’deki anlamsız bürokratik engellere karşı mücadele edecek bir hükümet kurabiliriz. New York’a giderek karşılık bulmayacak görüşler sunmak yerine, Brüksel’e giderek Avrupa ile ticaret olanaklarının genişletilmesini talep edebiliriz. Batılı ülkelerin kamuoylarını, izolasyonun bir insanlık suçu olduğu konusunda uyarabilir ve destek sağlayabiliriz.

Beklemeyelim! Çözüm için Rum tarafının keyfinin gelmesini bekleyemeyeceğimiz gibi, bugünkü dünya sisteminin savunucusu olan devletlerin her türlü siyasi engeli aşarak KKTC’yi tanımalarını da beklemeyelim. Beklemeden işe koyulmak en iyisidir! Kendimiz için “daha iyi bir düzen” yaratmak için hemen işe koyulabiliriz!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here