Yunanistan, Türk-Yunan gerginliğinden de yararlanarak Türkiye sahillerindeki Yunan adalarını silahlandırmak ve askerileştirmek için adımlar atıyor. Yunanistan, bu çabalarını “tehdit altında” olduğu algısını güçlendirerek meşrulaştırmaya ve bu arada Türkiye’ye geri adım attırmaya çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde Türkiye’de en yakın adalardan biri olan Meis’e asker gönderildiğine ilişkin olarak Yunan basınınd ayer alan ve daha sonra Atina tarafından da doğrulanan haberler, Türk-Yunan sorunlarının deniz yetki alanlarının belirlenmesi ile sınırlı olmadığını da gösterdi. Bu bağlamda, yapılan diyalog çağrılarının Yunanistan tarafından neden reddedildiğini veya “egemenlik” dernek tarafların ne anlatmaya çalıştığını da kamuoyu bir kez daha öğrnemek durumunda kaldı.

MEİS’İN SİLAHLANDIRILMASI

Türkiye ile Yunanistan arasında giderek artan Doğu Akdeniz gerilimi, iki ülke arasında Ege Denizi’nden kaynaklanan ve çözülemeyen diğer sorunları da yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Yunan medyasında Yunan askerlerinin Meis Adası’na çıktığını gösteren fotoğrafların yayımlanması üzerine de Ankara, silahsızlandırılmış statüde olmasına karşın asker ve silah depolanan Yunan adaları başlığını gündeme getirdi.

MEİS: Bu kadar yakınlık elbette bazı sorunlara neden olacak!

Ankara, Antalya’nın Kaş ilçesine sadece 2 kilometre uzaklıkta bulunan Meis Adası’nın 1947 Paris Barış Antlaşması’na göre silahsızlandırılmış ada statüsünde olduğunu anımsattı ve Atina’yı provokasyon yapmakla suçladı.

Türkiye, verdiği bu tepkiyle, kıta sahanlığı tartışması nedeniyle yaşanan gerginlikte dikkatleri Yunanistan’ın uluslararası hukuka rağmen adaları silahlandırmasına çekmeyi amaçlıyor. Türk yetkililer, Yunanistan’ın silahsızlandırılmış statüde bulunan 23 adadan 16 tanesine yıllardır silah ve asker yığdığını kaydediyor. 

Yunanistan’ın İyon Denizi’nde karasularını 12 mile çıkarttığını açıklaması, Ankara’nın tepkisine yol açtı. Ankara, aynı kararın Ege Denizi’nde uygulanması durumunda “savaş nedeni” sayacağını açıkladı. Bu gelişme, iki ülkenin Ege Denizi sorunları envanterinde yer alan “karasuları” başlığının açılmasına neden oldu.

2. Dünya Savaşı’nın ardından Paris’te gerçekleştirilen Barış Konferansı sonucunda 1947’de imzalanan Paris Barış Anlaşması, Ege Denizi’nde yer alan On İki Adalar olarak bilinen adaların ve bitişik adacıkların egemenliğini İtalya’dan alıp Yunanistan’a vermişti. Anlaşma, coğrafi olarak Doğu Akdeniz’de olmasına ve On İki Adalar bölgesinde yer almamasına karşın Meis’i de Yunanistan’a bırakıyor. Bu adaların silahsızlandırılması ile ilgili hüküm ise bir sonraki maddede tek cümleyle ifade ediliyor: “Bu adalar silahsızlandırılmalı ve öyle kalmalılar.”

“GAYRİMEŞRU DEĞİŞİKLİKLER”

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy’un yaptığı açıklamada, bu nokta, “Meis, 1947 Paris Barış Anlaşması ile silahsızlandırılmış statüdedir. Basında yer alan haberler doğruysa, bu, Yunanistan’ın hukuk tanımazlığının ve Doğu Akdeniz’deki gerçek niyetinin yeni bir göstergesidir. Adanın statüsüne yapılmaya çalışılan gayrimeşru değişiklikleri reddediyoruz,” ifadeleriyle dile getirildi. 

Türkiye’nin Yunan adalarına asker ve silah konuşlandırıldığına ilişkin itirazları 1960’ların ortalarına kadar gidiyor. Yunanistan’ın başta Rodos ve Kos adaları olmak üzere silahlandırma faaliyetlerine Türkiye’nin 1974 Kıbrıs müdahalesi sonrasında hız verdiği biliniyor. 

Yunanistan, dünya koşullarının değiştiğine, 1947 Paris Barış Antlaşması ile silahsızlandırılan birçok ülkenin zaman içinde yeniden askeri güce ulaştığına dikkat çekerek faaliyetlerini savunuyor. Atina, ayrıca, Türkiye’nin söz konusu anlaşmanın tarafı olmadığını ve dolayısıyla bu hükümlerle ilgili söz söyleme hakkı olmadığını kaydediyor.

23 ADADAN 16’SI SİLAHLANDIRILDI

Türkiye ise 1947 Barış Antlaşması’nın yanı sıra 1923 Lozan Anlaşması’yla da Ege’deki bazı adaların silahsızlandırılması gerektiğini kayda geçiriyor. Buna göre Ege’de silahsızlandırılmış olması gereken ada sayısının 23 olduğunu kaydeden Ankara, Atina’nın bu adalardan 16 tanesinde asker ve silah sistemleri bulundurduğunu belirtiyor. 

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ağustos ayında yaptığı bir açıklamada “Bu antlaşmaya göre 23 adanın gayri askeri statüde olması isteniyor. Bunu iki taraf da imzalamış. Hal böyle iken bu 23 adadan 16’sının silahlandırıldığını hepimiz biliyoruz. Bu, maalesef günümüze kadar geldi ve devam ediyor. Bu, tamamen hukuk dışı bir uygulama. Hiçbir şekilde izahı mümkün olmayan, hak ve adalete sığmayan bir uygulama” ifadelerini kullanmıştı.

MEİS’TE ZATEN BİRLİK VAR

Yunanistan’ın yıllar içerisinde silahlandırdığı adalardan biri de Meis. Adanın güneyinde yani Türkiye kıyılarına bakmayan kesiminde bir askeri birlik bulunduran Yunanistan, zaman zaman da deniz kuvvetlerini adanın yakınlarına getiriyor. 

Yaşanan mevcut gerilim sırasında da Yunanistan’a bir hücumbotun Meis’e gönderildiği Yunan basınında çıkan haberlerde yer almıştı. 

Türk savaş gemileri de bu adıma yanıt vermiş ve tarafların hücumbotları ada çevresinde karşılıklı beklemeye geçmişlerdi.

Son kriz nedeniyle Yunanistan Savunma Bakanlığı, Meis Adası’nın silahlandırılmadığını, “adada muhafız gücünün nöbet değişiminin yapıldığını” açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Bu nöbet değişimi Rodos adası üzerinden yapılan alışılagelmiş bir durumdur. Nöbet değişimi Rodos ile Meis arasında yapılan gemi seferleriyle gerçekleştirilmektedir” denildi. 

Yunanistan Savunma Bakanlığı yetkilileri daha önce yaptıkları açıklamada, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51. maddesine göndermeler yaparak, “bir ülkenin, tehdit altında bulunması halinde gerek kara kıtasını gerekse adalarını koruma hakkı olduğunu” öne sürmüştü. 

Aynı yetkililere göre Yunanistan, bundan kaynaklanan haklarını kullanarak, “Ege’deki Yunan adalarının savunmasına yönelik her türlü önlemi almakla mükellef”. 

Fransız haber ajansı AFP’de yayımlanan iki fotoğraftan birinde, bir grup Yunan askeri normal sefer yapan feribotlardan çıkarken görülüyordu.

ANKARA: PROVAKASYON

Ankara, bu nedenle, iki ülke ilişkilerinin bu kadar gerildiği bir ortamda Atina’nın basının fotoğraflayacağı şekilde adaya asker göndermesini yeni bir “provokasyon” olarak değerlendiriyor. 

Dışişleri Sözcüsü açıklamasında bu noktaya işaret ederken, “Kıyılarımızın hemen karşısında böyle bir provokasyonun amacına ulaşmasına müsaade etmeyeceğimizi vurguluyoruz. Bu tür provokatif hareketlerin Yunanistan’a hiçbir faydası olmayacaktır,” dedi. 

“Yunanistan’ın Türkiye’yi provoke ederek şiddetli tepkiler vermesini ve böylece daha fazla yalnızlaşmasını sağlamak amacında olduğunu” öngören Ankara, 28 Ağustos’ta Yunan savaş uçaklarının Oruç Reis gemisinin araştırma yaptığı sahaya gönderilmesini de bu tür eylemler arasında görüyor. Türk savaş uçakları, Yunan F-16’larına önleme gerçekleştirmiş ve üslerine geri dönmeye zorlamıştı. Bu olaya dair olduğu belirtilen görüntüler, Milli Savunma Bakanlığı tarafından paylaşılmıştı.

Bu nedenle, Türkiye, Meis ile ilgili tepkisini yazılı bir açıklama ve uluslararası hukuk vurgusu yaparak vermeyi tercih etti. Böylece, devam eden Doğu Akdeniz gerilimine silahsızlandırılmış olması gerekirken Yunanistan tarafından asker ve silah gönderilen adalar boyutunu da sokmuş oldu. 

Türkiye, Yunanistan ile yaşanan kıta sahanlığı bunalımında Meis’in coğrafi konumuna dikkat çekmiş ve Yunan ana karasına 580 kilometre uzakta olan sadece 10 kilometrekarelik bir adaya 40,000 kilometrekarelik bir kıta sahanlığı verilemeyeceği tezini savunmuştu. 

Bu nedenle Yunanistan’ın asker göndermesi, Ankara açısından Meis başlığını gündemde tutmak açısından olumlu bir fırsat olarak değerlendiriliyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here