MAKUL ÖNKOŞULLAR İLERİ SÜRSEYDİK NE OLURDU ACABA?

TÜRK TARAFI HOLGUIN'E MAKUL BİR ÖNERİ YAPABİLİRDİ; YAPMADI! "YAPSAYDI NE OLURDU" DİYE DÜŞÜNMEDEN TÜRK TARAFININ TUTUMUNU DEĞERLENDİRMEK MÜMKÜN DEĞİL!

0
blank

CTP’liler Holguin’i “federasyon isteriz” pankartları ile karşılamış olsalar bile bu bizi yanıltmasın… Kıbrıs sorununa “kayıtsız-şartsız çözüm” arayışı içinde olduğu gibi bir izlenim yaratan Cumhuriyetçi Türk Partisi, Holguin Cuellar’ın temasları nedeniyle yaptığı açıklamalarda öyle olmadığını gösteriyor.

CTP Genel Başkanı Erhürman, Holguin’in temasları sırasında sosyal medyadan paylaştığı mesajında Kıbrıs sorununa çözüm arama zeminin belli olduğunu ama “yöntemin değişmesi gerektiğini” vurguladı. Erhüman, yeni yönteme ilişkin görüşlerini de dört başlıkta topladı:

  1. Müzakerelerin bir takvimle sınırlı ve sonuç odaklı olması…
  2. Müzakere olsun diye müzakere edilmesine olanak verilmemesi…
  3. Siyasi eşitlik gibi temel parametrelerin pazarlık konusu yapılmaması…
  4. Ve Kıbrıs Rum tarafının uzlaşmazlığı sonucunda müzakere süreci bir kez daha başarısızlığa uğrarsa adadaki statükonun bugünkü şekilde devam etmeyeceğinin güvence altına alınması…

Müzakereleri bu başlıkları esas alan bir yöntemle başlatabilirsek BM parametrelerine uygun bir sonuca varmak için önemli bir “zorlama” ortaya çıkmış olacaktır. Rum tarafı, ya çözüme razı olacak veya çözümsüzlüğü kabullenip Tatar ve arkadaşlarının arzularına uygun bir şekilde “iki devletliliğe giden yolu” açmış olacaktır. “Kırk satır mı, kırk katır mı?” gibi durumla karşılaşmış olacak.

blank
TATAR, HOLGUIN’LE GÖRÜŞMESİNDE UZUN VE DEVAMLI BİR KONUŞMA YAPMIŞ DİYORLAR. BUNUN NE GİBİ BİR SONUÇ DOĞURMASINI BEKLEDİĞİNİ SÖYLEMEDİ HERHALDE; KİMSE BEKLENTİSİNİN NE OLDUĞUNU SORMADI VE YAZMADI!
———————————————————————

Bu yöntem değişikliği başlı başına siyasi bir olgudur ve bizi federasyona olduğu kadar federasyon dışı çözümlere sürükleme potansiyeli de taşımaktadır. Ne var ki, resmi Türk tarafı bu yola girmeyi kendisi reddetmiş bulunmaktadır.

Türk tarafı, Holguin’in gelişinden önce böyle koşullarda hemfikir olsa ve Holguin’in önüne böyle koşullar koysaydı ne olurdu acaba?

Görünen şudur ki Rum tarafı bu koşulları kabul etmeye hazır değildir: Ya ilk anda reddedecek veya zaman kazanmak için süreci uzatmaya çalışacaktı. Bu arada Türk tarafının dış dünya ile ilişkileri yeniden güncellik kazanabilecek, yitirdiğimiz temas olanakları yeniden ortaya çıkacaktı.

Holguin’in gelişi nedeniyle ne yaptığımızı tam olarak bilmiyorum. “Cumhurbaşkanlığı’na yakın kaynaklardan” haber aldığını yazan arkadaşlarımızın yazılarını ve Rum basınında yer alan iddiaları okudum. Onlara bakılırsa Cumhurbaşkanımız “iki devletlilik” yaklaşımını anlattı. Holguin dinledi ama sonuçta Türk tarafının tavrını “tamamen olumsuz” buldu.

Benim anladığım şudur:

  • Türk tarafı adına hareket edenler, makul önerilerin Türk tarafının iç cephesini birleştirmesini umursamıyorlar. Belki de buna tam ters bir tutumla, iç cephede “Rumcular ve Türkiyeciler” diye ayrım yaratma peşinde koşuyor; bundan yarar umuyorlar.
  • Türk tarafı adına hareket edenler, dış dünyaya uzlaşmazlık mesajları vererek bilinmeyen bir gelecekte “Kıbrıs Türk Devleti” olarak tanınmayı umuyorlar. Bu bekleyişin toplumsal maliyetini umursamıyorlar.

Türk tarafı adına hareket edenler, “makul önerilerle ortaya çıkarsak ne olur acaba” diye düşünmeyi reddediyorlar!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz