Elif ŞEN ÇATAL

Avukat Serkan Mesutoğlu, ülkenin içinde bulunduğu siyasi sorunların çözümünün sistem değişikliğiyle düzeleceği algısı yaratmanın ülke adına yarar değil zarar vereceğini savundu.

Kamuoyu üzerinde başkanlık sistemine dair bir yönlendirme yapıldığını ileri süren Mesutoğlu, “Ülkedeki siyasal gidişat iyi değildir. Bunun nedeni ise mevcut hükümet sistemidir. Başkanlık sistemi daha iyidir. Daha iyi olan başkanlık sistemine geçilirse ülkedeki gidişat iyi olacaktır” düşüncesini desteklemediğini dile getirdi.

Konunun matematik denklemi olmadığını belirten Mesutoğlu, siyasette bir artı birin iki etmediğini söyledi. “Başkanlık sistemi gelecek, düzeleceğiz” tarzı yaklaşımın kendi içerisinde, sanki kötü gidişatın tek sorumlusu mevcut hükümet sistemiymiş gibi bir algıya neden olduğuna dikkat çeken Mesutoğlu, işin aslının bu olmadığını savundu. 

“HEPSİNİN GEÇMİŞİNDE BAŞARISIZLIK HİKAYELERİ VAR”

Mecliste temsil edilen partilerin neredeyse tamamının başkanlık sistemine olumlu bir eğilim içinde olduğunu kaydeden Mesutoğlu, farklı partiler arasındaki tek ortak noktanın bu olmadığını dile getirdi. Mesutoğlu, söz konusu partilere bakıldığında hepsinin de geçmişinde bir başarısızlık öyküsünün yer aldığına vurgu yaparak “İşte başkanlık sistemini çıkış yolu göstermek veya mevcut sisteme ‘işe yaramaz’ muamelesi yapmak biraz da o başarısızlığı örtmeye yaramaktadır. Yani, ‘Tamam bir başarısızlık var ama bu hükümet sistemiyle de olur muydu kardeşim?’ tarzında bir alan sağlamaktadır” ifadelerine yer verdi.

“SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ CEZBEDİCİ OLDUĞU KADAR YANLIŞ…”

Partilerin başarısızlıklarının sadece siyasete değil halka da olumsuz etkiler bıraktığını belirten Mesutoğlu, kamuoyu üzerinde bir usanmışlık hissi, bir değişim ihtiyacı yaratıldığını söyledi. Mesutoğlu “Gelen giden aynı eleştirisi yaygın bir eleştiridir. Hal böyle olunca, sistem değişikliği meselesi ilgi uyandırıcı olmaktadır. İyi gidişata duyulan özlem en erken hızlı çözüm neyse bir an önce onu talep etmeyi yanında getirmektedir. Sırf bu yüzden başkanlık sistemi veya herhangi bir başka sistemin çözüm olarak sunulması belki cezbedicidir ama cezbedici olduğu kadar da yanlıştır” dedi.

“DESTEKLEYİCİ YA DA KARŞI DEĞİLİM”

Mesutoğlu başkanlık sistemine karşı gelmek ya da desteklemek gibi bir yaklaşımda olmadığını ancak kötü gidişatın düzelmesi için sistem değişikliğinin iyileştirici bir hap etkisiyle sunulmasını doğru bulmadığını belirtti. Mesutoğlu açıklamasında şu cümlelere yer verdi:

“Tüm bunları söylerken başkanlık sistemine karşı olduğumu veya bir başka sistemi desteklediğimi söylemiyorum. Kuvvetler ayrılığı prensibine bağlı herhangi bir hükümet sistemiyle derdim yoktur. Kategorik olarak destekleyicisi ve karşı olma durumum da yoktur. Esas derdim bu tarz konuların, topluma her şeyi iyileştirecek bir hap olarak sunulması ve iyiye gidiş özlemi içerisindeki toplumun da böyle bir ‘hap’a, pek sorgulamadan, hazır olmasıdır.”

“NEYİ VE NİÇİN DEĞİŞTİRMEK İSTİYORUZ”

Gelinen noktada hükümet sistemi değişikliği tartışılıyorsa, konuya “başkanlık sistemine” veya herhangi başka bir “sisteme geçmeliyiz” diye girilmesinin doğru olmadığını savunan Mesutoğlu, doğru yaklaşımın, ilk olarak “neyi değiştirmek istiyoruz?” ve “niçin değiştirmek istiyoruz?” sorularıyla başlamak olacağını ifade etti.. 

MESUTOĞLU: Avukat Serkan Mesutoğlu, başkanlık sistemi tartışmalarının siyasi parti ve siyasi kadroların yanlışlarının anlaşılmasına engel olmasından endişe ediyor.

Böylelikle, içinde bulunulan siyasal sıkıntının hakikaten mevcut hükümet sisteminden mi yoksa başka nedenlerden mi kaynaklandığının sorgulanmasına da başlanacağını dile getiren Mesutoğlu; “Bu savı en iyi destekleyebilecek örneklerden bir tanesi Seçim ve Halkoylaması Yasası’dır. Geçmişte uzun bir dönem ülkedeki siyasal sıkıntının ana sebebinin veya ana sebeplerinden birinin söz konusu yasanın eski hali olduğu iddia edilmiştir. Hatta ülkedeki siyasal kültürün feodal ilişkiler üzerine kurulu olduğu ve seçim sistemi değişikliği ile bunun değişeceği iddia edilmişti. Fakat öyle olmadı. Tersine o ilişki şeklinin coğrafi alanı genişledi. Bahsettiğim bu nedenlerden ötürü, eğer ülkedeki siyaseti temelden etkileyecek bir değişiklik yapma ihtiyacı içerisinde olduğumuz hissediyorsak bu sefer daha ince eleyip daha sık dokumalıyız” dedi.

“DENETİMLER İHMAL EDİLDİ”

Avukat Srkan Mesutoğlu, sistemin yanlışlıkları konusunda şunları söyledi:

“Bir hükümet sistemi değişikliği olacaksa öncelikle mevcut hükümet sisteminde neyin ters gittiğinin sorgulanması gerektiğinden bahsettim. Gözlemlerim çerçevesinde buna en iyi verebileceğim örnek meclis ve hükümet ilişkisidir. Bizim hükümet sistemimiz yarı başkanlık veya yarı parlamenter sistem olarak adlandırılabilecek bir sistemdir. Hükümet, meclisin içerisinden çıkmaktadır. Meclisin güvenini alarak göreve başlayabilmektedir. Dolayısıyla, hükümet meclise karşı sorumludur. Hükümetin meclise karşı hesap verme sorumluluğunu nasıl görürüz? Meclisin denetimiyle… 

Anayasamız gereği meclise hükümeti denetleme görevi verilmiştir. Ne demektir bu? Diyelim ki, bir parti tek başına iktidar olabilecek sayıyı kazanarak meclise girdi ve tek başına hükümet kurdu. İşte hükümeti kuran o partinin milletvekillerinin yeri geldiğinde kendi partisini denetleyebilmesi demektir. Yani sistem size diyor ki, ‘kardeşim senin hükümeti kuran partinin milletvekili olman beni ilgilendirmiyor. Eğer sen milletvekiliysen, ben sana anayasa olarak görev veriyorum – hükümeti denetleyeceksin!’ Bir başka deyişle, mevcut hükümet sistemimizin ‘sen hükümeti kuran partinin milletvekilisin o yüzden hükümeti eleştirmeyeceksin, denetlemeyeceksin’ demiyor. 

Oysa bizde durum tam da bu şekilde gelişmiştir. Geçen yıllarda gelişen uygulamaya bakınız, hükümeti kuran partilerin meclisteki milletvekilleri denetim namına son derece pasiftirler. ‘Aman şimdi ben hükümete veya hükümetin bir bakanına eleştiri yaparsam; denetim yaparsam partim beni anlamaz – partililerim beni anlamaz – istenmeyen kişi haline gelirim’ korkusuyla gelmiş geçmiş bir sürü milletvekili anayasanın kendilerine vermiş olduğu denetim görevini ihmal etmiştirler. Faydasız birer kişi olarak görevlerini sürdürmüştürler. 

Şimdi bu hükümet sisteminin kendisinden mi kaynaklanmaktadır? Yoksa ülkede gelişen siyasal kültürden mi kaynaklanmaktadır? Bu tamamen davranışsal bir olaydır. Mevcut hükümet sisteminin aslında bize dediği tam tersidir – ‘hükümete mensup olsan da denetleyeceksin’ demektedir. 

Dolayısıyla, örneğin ülkede hükümet üzerinde meclis denetimi iyi değilse bunun nedeni aslında sistemin kendisi değildir. İşte bu ve benzeri somut örnekler üzerinden mevcut hükümet sistemimizi ele almalıyız. Öncelikle yapılması gereken budur. Bu tarzda bir sorgulama, doyurucu bir şekilde, zamana yayılarak yapıldıktan sonra hakikaten sistemin bir sorunu olduğunu düşünüyorsak işte o zaman ‘peki bize hangi sistem uygun?’ diye tartışmanın sırası başlar diye düşünüyorum” açıklamasında bulundu.”

“DÜRÜST VE CESARETLİ OLMALIYIZ”Mesutoğlu, mevcut hükümet sistemiyle yol almanın mümkün olduğunu ancak amacımızın daha iyi çalışmaksa bunun da dürüst bir sorgulamayla elde edileceğini ifade ederek “Kendi siyasal kültürümüzü geliştirmek için dürüst ve cesaretli olmamız gereklidir. Siyasal partilerin kendilerine ‘biz hakikaten anayasamızı en iyi şekilde çalıştırabilmek için gerekli tüm adımları atıyor muyuz? Hükümet ve meclis arasındaki dengeyi doğru kuruyor muyuz? Yürütmedeki iki başlılık bize sorun yaratıyor mu?’ sorularını ve benzerlerini sormalıdırlar. Tüm bu sorulara karşı övünç içerisinde bir cevap verilemeyeceği ortadadır. Madem ki böyledir o zaman sistem değişikliğinden önce mevcut sistemi daha etkili kullanabilmenin bir yolu olup olmadığı üzerine düşünmemiz gerekecektir. Eğer buna, şu veya bu sebepten, bir cevap yaratılamıyorsa yeni sistem öyle ya da böyle hayatımıza girecektir. Ha gelen gideni aratacak mı, işte onu yaşayarak göreceğiz” şeklinde konuştu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here