İngiltere ile AB arasında geçiş döneminin sona ermesinin ardından yürürlüğe girmesi amaçlanan ticaret anlaşmasıyla ilgili görüşmeler devam ediyor ancak uyuşmazlık konularındaki tıkanıklık giderilmiş değil.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, bu hafta Brüksel’e giderek, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile bir araya gelecek. Johnson ile Von der Leyen, Pazartesi akşamı 90 dakikalık bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından yapılan açıklamada anlaşma koşullarının henüz oluşmadığı belirtildi. Görüşmelerde balıkçılık, ticari işletmelere yönelik rekabet düzenlemeleri ve varılacak anlaşmanın hangi kurallara tabi olarak yürürlüğe sokulacağı konularında uyuşmazlık yaşanıyor.

Anlaşma sağlanamaması halinde, İngiltere ile AB arasında otomatikman Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kuralları geçerli hale gelecek. İngiliz hükümeti, bu durumu “Avustralya tarzı anlaşma” sözleriyle tanımlıyor. Avustralya ile AB arasındaki ticaret büyük oranda WTO düzenlemelerine dayanıyor. Ancak Avustralya tarzı anlaşma ile anlaşmasız Brexit’in aşağı yukarı aynı şey olduğu yorumları yapılıyor.

İNGİLTERE-AB TİCARETİNİN DURUMU

AB, İngiltere’nin en büyük ticaret ortağı. AB, İngiltere’nin ihracatının yüzde 43’ünü, ithalatının da yüzde 51’ini karşılıyor. İngiltere, AB üyesi olduğu dönemde gümrük birliği ve ortak pazardan oluşan birliğin ticaret sisteminin bir parçasıydı. Bu da iki taraf arasında malların gümrük vergisine tabi olmadan ve çok az sınır kontrollerine maruz kalarak alınıp satılması anlamına geliyordu. Bu düzenleme geçiş döneminin sona ereceği 31 Aralık’a kadar yürürlükte kalmayı sürdürüyor.

İNCE HESAPLAR: Brexit’in İngiltere ticaretine olacak etkileri inceden inceye hesaplanıyor. Türkiye’ye ihracatın da azalması bekleniyor.

Taraflar, 1 Ocak 2021 itibarıyla geçerli olacak bir serbest ticaret anlaşması yapılması için görüşmeler yürütüyor. Bu anlaşma kapsamında da gümrük vergisi ve kota muafiyetinin sürmesi ancak sınır kontrolleriyle ilgili yeni düzenlemeler getirilmesi öngörülüyor. Serbest ticaret anlaşması üzerinde uzlaşmaya varılması ve her iki tarafın kendi iç onay süreçlerinden geçerek zamanında yürürlüğe girmesi için öngörülen zaman ise giderek daralıyor.

WTO KURALLARINA GÖRE TİCARET

164 üyesi olan WTO, uluslararası ticaret kurallarıyla ilgili düzenlemelerin belirlendiği ve müzakere edildiği bir uluslararası örgüt. Ülkeler arasında serbest ticaret anlaşmalarının olmadığı durumlarda ticaret de WTO kurallarına göre yapılıyor. Her üye devletin kendi gümrük vergileri ve kotalarıyla ilgili bir listesi bulunuyor ve başka ülkelerle ticaret de bu listedeki tanımlanmış düzeylere göre yapılıyor. Buna da WTO düzenlemeleri adı veriliyor.

AB ile Avustralya’nın yanı sıra ABD, Çin ve Brezilya gibi ülkeler de WTO kuralları çerçevesinde ticaret yapıyor. Ancak bu ülkelerin belli alanlarda AB ile yapmış olduğu çeşitli ikili anlaşmalar da mevcut. Örneğin ABD’nin farklı sektörleri kapsayan AB ile 20 civarında ticaret anlaşması bulunurken, Avustralya da 2008 yılında şaraplarının Avrupa pazarını girişini kolaylaştıran bir anlaşmaya imza attı.

ANLAŞMA OLMAZSA NE OLACAK?

İngiltere ile AB arasındaki ticaret en azından ilk aşamada WTO kuralları çerçevesinde yapılmaya başlanacak. Bu da AB’nin İngiltere’den ithal ettiği ürünlere gümrük vergisi uygulayacağı anlamına geliyor.

AB’nin uyguladığı ortalama gümrük vergisi oranı oldukça düşük. Ancak bazı sektörlerde bu oranın yükseldiği görülüyor. Otomobilde bu oran yüzde 10 olurken, süt ve süt ürünlerinde ise yüzde 35’e kadar yükseliyor. Bu gümrük vergilerinin İngiliz işletmeler üzerinde ciddi etkiler yaratacağı tahmin ediliyor. Benzer şekilde İngiltere’nin de AB’den satın aldığı mallara gümrük vergisi uygulaması bekleniyor.

İngiltere, kısa bir süre önce serbest ticaret anlaşması yapmadığı ülkelere uygulayacağı vergilerin listesini açıkladı. İngiltere, otomotiv sektörü ve bazı tarım ürünlerinde kendi üreticilerini korumak için vergi oranlarını yüksek tuttuğunu belirtiyor. Bu durumda, İngiltere’nin AB’den satın aldığı malların fiyatlarının yükselmesi bekleniyor.

HİZMET SEKTÖRÜNÜN DURUMU

AB ile İngiltere arasında müzakereleri yürütülen anlaşma sadece mal ticaretini kapsıyor. İki taraf arasındaki hizmet alışverişi de ayrıca kritik önem taşıyor.

Ticaret anlaşmasında hizmetler ilgili fazla detay olmayacağı düşünülüyor. Ancak anlaşma sağlanamaması halinde hizmet sektörünün de olumsuz etkilenmesi bekleniyor.

Her iki tarafta da şirketlerin koronavirüs salgınının yarattığı etkilerle mücadele ettikleri bir dönemde bu değişikliklerle ilgili de önlem almaları gerekiyor. (Chris Morris / BBC News)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here