Son günlerde Ercan Havalimanı’nın Türkiye iç hat sistemi kapsamına alınmasına yönelik çeşitli değerlendirmeler kamuoyunda yer alıyor. Konu ilk bakışta yalnızca havacılıkla ilgili teknik bir düzenleme gibi görünse de aslında ülkemizin turizm geleceğini, ekonomik rekabet gücünü ve ulaşılabilirliğini doğrudan ilgilendiren stratejik bir başlıktır.

Kuzey Kıbrıs bir ada ülkesidir. Ulaşım imkânlarımız sınırlıdır. Turist de öğrenci de iş insanı da vatandaş da büyük oranda hava ulaşımına bağımlıdır. Bu nedenle uçak bileti fiyatları yalnızca bireysel bir masraf kalemi değil, ülkenin dış dünyayla bağını belirleyen temel unsurlardan biridir.
Bugün konuşulması gereken konu sadece Ercan’ın hangi statüde değerlendirileceği değildir. Asıl mesele, bu ülkeye ulaşımın nasıl daha erişilebilir, daha rekabetçi ve daha sürdürülebilir hale getirileceğidir.
Elbette maliyetleri düşürecek her adım önemlidir. Ancak herhangi bir düzenlemenin gerçek fayda üretmesi için bunun bilet fiyatlarına, sefer çeşitliliğine ve rekabet ortamına yansıması gerekir. Aksi halde maliyet düşer ama vatandaşın ya da turistin cebine yansımazsa beklenen kamu yararı oluşmaz.
Bu noktada Türkiye ile KKTC arasında hava ulaşımını bütün yönleriyle ele alacak ortak bir çalışma mekanizmasına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu mekanizma; ulaştırma, turizm, sivil havacılık, rekabet, havayolları ve sektör temsilcilerini aynı masa etrafında buluşturmalıdır.
Bu masada konuşulması gereken başlıklar bellidir: Uçak bileti fiyatlarını etkileyen maliyet unsurları, rekabet koşulları, havayolu çeşitliliği, yeni hatların açılması, teşvik modelleri ve vatandaşın daha uygun maliyetlerle seyahat edebilmesi.
Bunun yanında düzenli veri üretimi de şarttır. Örneğin Ercan’a yönelik aylık bir uçak bileti fiyat endeksi hazırlanabilir. İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya gibi ana çıkış noktalarından Ercan’a uygulanan ortalama fiyatlar, dönemsel değişimler ve yıllık karşılaştırmalar kamuoyuyla paylaşılabilir. Çünkü ölçemediğimiz hiçbir konuyu sağlıklı şekilde analiz edemeyiz.
Bugün birçok konuda olduğu gibi bu konuda da duygusal tartışmalar yerine veriyle konuşmaya ihtiyacımız var. Hangi dönemde fiyatlar artıyor? Hangi hatlarda rekabet zayıf? Hangi havayolları pazarda etkin? Hangi teşvik modeli gerçekten tüketiciye yansıyor? Bunları bilmeden kalıcı çözüm üretmek mümkün değildir.
Ercan’ın geleceği sadece havalimanı terminalinin büyüklüğüyle ya da uçuş sayısıyla ölçülemez. Asıl mesele, bu ülkenin dünyaya ne kadar makul maliyetlerle bağlanabildiğidir. Turizmde rekabet etmek istiyorsak, ulaşım maliyetlerini de turizm politikasının merkezine koymak zorundayız.
Bu nedenle meseleye dar bir statü tartışması olarak değil, daha geniş bir ulaşılabilirlik ve rekabet vizyonu olarak bakmak gerekir. Halkın, öğrencinin, turistin ve sektörün yararlanacağı somut sonuçlar üretecek bir model geliştirilmelidir. Bugün konuşulan konu yalnızca Ercan’ın geleceği değildir. Konu, Kuzey Kıbrıs’ın turizmde, ekonomide ve sosyal yaşamda dünyayla kurduğu bağın geleceğidir. Tam da bu nedenle, bu başlıkta daha fazla veri, daha fazla ortak akıl ve daha fazla yapıcı politika üretme zamanıdır.

