KKTC hükümetinin Türk hükümetine olan “bağımlılığı” biliniyor. Özellikle Üstel Hükümeti, ne yapacaksa soruyor. Sormak zorunda çünkü yapabileceklerini ancak Türk hükümetinin desteği ile yapabiliyor.
Narenciye ve narenciye konsantresi koyacağımız soğuk hava depolarını bile Türk hükümeti yaptırıyor; yapımını Türkiye’den gelenler bakanlar denetliyor… Soğuk hava deposu yapımını üstlenen Türk hükümetinin KKTC devletinin kaç para maaş ödeyeceğini ve nasıl ödeyeceğinin hesabını tutmadığını söyleyecek bir kişi bile yoktur herhalde… KKTC’nin maaş hesabı da Türk hükümetinden soruluyor. Maaş ödemek için borçlanma yapılabilme olanağı, bir zamanlar merkez bankamız gibi görev üstlenen TC Ziraat Bankası’na verilen “borçlandırın da korkmayın” emri sayesindedir.
Türk hükümetine bu kadar “bağımlı” olan Üstel Hükümeti’nin kamu görevlilerinin maaşları ile ilgili düzenlemeyi Ankara’dan bağımsız olarak gündeme getirdiğini düşünmememiz gerekiyor.

Hatırlardadır… Erdoğan Başbakanlığı döneminde bizim başbakanımızın maaşını basın önünde sorgulamış ve büyük bir tartışmaya neden olmuştu. Şimdi de “Size kaynak aktarabilmemiz veya destek olabilmemiz için kamu maaşlarında az da olsa bir düzeltme yapmalısınız” demiş bile olabilirler. Bu düzenlemeyi isteyenin Türk hükümeti olması da en büyük olasılıktır.
Türkiye’de dolaşan sosyal medya paylaşımlarına şöyle bir bakmak nasıl göründüğümüzü anlamak için yeterlidir zaten!
Bu ortamda seçime gideceğiz. Sendikacılar ile aynı safta olan muhalefet partileri, bugünkü karmaşaya son verecekleri iddiasındadırlar ama nasıl yapacaklarını bir türlü söyleyemiyorlar. Bu kargaşa yaşanmamış olsa, uygulayacakları program için Türkiye’den destek alabileceklerini düşünebilirdik. Biz düşünmesek bile onlar bu iddiada bulunabilirdi. Şimdiyse, Üstel hükümetine verilmeyen mali desteğin muhalefetin kuracağı bir hükümete verileceğini ve en azından “zaman kazandırılacağını” söylemek oldukça zordur.

Seçimle değişecek hükümetin bugünkü düzeni nasıl devam ettireceğine dair hiçbir bilgimiz yoktur. Onların bir projesi var mı, bilmiyoruz! İşte bu nedenle kamu maliyesinde hiçbir önlem alınamayacağı koşulları yaratmak hem de “erken seçim” istemek çelişkili görünüyor.
Bu çelişkinin nelere mal olacağını, bugünkü siyaset yapma tarzının bizi daha nerelere sürükleyeceğini ise seçimden sonra göreceğiz.

