12 EYLÜLVARİ BİR SÜREÇ YAŞANIYOR

0
blank

Son üç-dört yılda sırasıyla tüm parti liderleri hızlı bir şekilde siyasetteki en tepe görevlere geldi. “Yönetmekteki” konu yaş ile ilgili değil baş ile ilgilidir ama yönetimde tecrübe denen şey için de görmek ve hata yapıp öğrenmek için zamana ihtiyaç vardır.

blank

2018 seçimleri ile oluşan Meclis dönemine yaşanmışlıklara iyimser bir bakış açısıyla bakarak son 3-4 yıldır siyasetteki bu hızlı kabuk değişiminin de bedeli ödendi ve ödenmeye de devam ediliyor diyebiliriz.

Siyasetteki kabuk değişiminde vücut bulanlar fark yaratacak görevlere hızlıca gelseler de toplumun çözüm bekleyen ana konularında yetkin bir kadro hareketi oluşturamadılar. Temel eksiklik budur. Bunun sonucunda da siyasetin pratiğinde de karşılığı olan iyi çalışılmış bir program ile çözüm bekleyen konularda mesafe almakta bir o kadar yavaş ve uzak kaldılar. Tabiri caizse ayaklarına gelen fırsatı taçlandıramadılar. Nitelikli eğitimleri ve temiz siyaset anlayışına uygun duruş ve söylemleriyle ön plana çıkmaları umut olur diye beklenenler de umut olamadılar. Yasamadan yürütmeye ve bürokrasiye kadar devlet yönetiminin mutfağında önceliklerin belirlenmesinden başlayarak büyük bir boşluk oluştu. Süreç ve sonuç odaklı yönetim tecrübesinde ve yetkinliklerde noksanlık olunca tabiri caizse temiz ama boş tabak vadetmenin problemleri çözmediği, refahı artırmadığı ortaya çıkmış oldu.

Seçimlere açık şekilde müdahaleyi elverişli kılan unsurlardan biri de umut diye ortaya çıkanların kısa sürede yarattığı hayal kırıklığıdır. Umudun hayal kırıklığına dönüşmesi toplumdaki güvenli bir limana sığınma ihtiyacını artırmıştır.

Seçim olsun ya da olmasın “limana sığınma ihtiyacı” diye özetleyebileceğimiz genele yayılmış toplumsal hissiyat ahlaki değerlerimizi yerle bir etmekle kalmamış; pandeminin de etkisiyle konu aç kalıp kalmamaya dayanmış, siyasi tercihleri yönlendirmeye çok daha müsait bir iklim oluşmuştur.

Ortaya çıkan bu durumdan parti liderlerinden başlayarak hem siyasete girmeye hevesli olanlar hem de seçen konumundaki biz seçmenlerin ortak bir çıkarımda bulunması lazım. Aksi takdirde belli aralıklarla yapılan seçimleri elbirliği ile cehaletin ve çaresizliğin kronolojik belgesi diye çerçeveletip duvara yan yana asacağız. Gidişat odur.

Telaffuz etmekte tereddüt ettiğim ise bu gidişat sonucunda varabileceğimiz noktadır. Şimdilik siyasetin umut olmaktan çıktığı 12 Eylül’e giden sürece benzemeye başladık demekle yetineyim.

Kastettiğim askeri müdahale değil. O dönemdeki toplumdaki umutsuzluktaki benzerlik ve 12 Eylül sonucunda normal şartlarda mümkün olmayacak değişiklerin bugünün Türkiye’sine kadar uzanan sonuçlarıdır.

Birileri bu hesabı yapıyorsa içinden geçtiğimiz bu süreci yaşamak durumunda olduğumuzu bir an için durup düşünmekte fayda var. Aksi takdirde kurumları ile birlikte siyaseti 12 Eylül sabahındaki partiler üstü geniş bir kesimdeki coşku bekliyor mu diye düşünmekte fayda var.

Parti liderlerinden başlayarak uyanmaya gerek yok hiç uyumasak yeridir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz