NE OLMAK İSTEDİĞİMİZE KARAR VERELİM ARTIK!

Hasan Erçakıca, HABERCİ için kaleme aldığı bugünkü yazısında, KKTC'nin niteliklerini ve bu krizden sonra ne olması gerektiğini irdeledi. Erçakıca, bu krizdeki davranışlarımızın bundan sonra ne olacağımızı da etkileyeceğini anlattı.

Hükümet, koronavirüs ile mücadele nedeniyle ortaya çıkan ekonomik sorunlara ilişkin yaklaşımını ortaya koydu. Şimdi hep birlikte bunu tartışıyoruz.

Tartışırken mutlaka dikkate almamız gereken temel özelliklerimizi görmezden gelme hakkımız yokturama… En temelde iki soruya yanıt vermek gerekir:

  1. Bu devlet, nasıl bir devlettir?Başka devletlerin aldığı önlemleri almaya muktedir mi?
  2. Alacağımız önlemler,COVID-19’un bizi hazırlıksız, çok zayıf durumda yakalamasına neden olan düzeni devam ettirecek mi; yoksa yeni bir düzenin başlangıcı olacak şekilde mi olmalıdır?

KKTC NEDİR?

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs sorununun ortaya çıkardığı bir devlettir. Bir topluluğun ortak ihtiyaçlarını gidermek amacıyla oluşturulan devletler ile benzerlikleri çok azdır. Para basmıyor; acil durumlar için fonlar oluşturmuyor. “Kıbrıs sorunu devam etsin; Türkiye de bize baksın”diyenler ile “Kıbrıs sorunu bitsin; bize Türkiye değil, AB baksın”diyenlerin yarıştığı bir siyasi düzene sahiptir.

Bu düzeni devam ettirmek istersek yapacağımız bellidir: Bugünleri parasız atlatmak mümkün değildir. Bazılarımız Türkiye’ye; diğer bazılarımız AB’ye koşacaklar ve taze kaynak talep edecekler. Parayı veren düdüğü çalacaktır!

Daha önceki krizlerde de böyle olmuştu zaten: Mudiler, AB veya Rum tarafı para versin diye sınırlara yürümüş ama bankalar krizinde parayı yine Türkiye ödemiş; düdüğü çalmaya devam etmiştir.

KKTC bir devlet olacaksa, bu krizi kendi kaynakları ile atlatmayı planlamalıdır. Taze para için Türkiye’ye başvurulacak olsa bile bankalardan borçlanma düşünülmeli; bunun için Türkiye’den hazine garantisi istemekle yetinilmelidir. 

Bu krizden sonra ayakta kalanlar bu borcu hep birlikte ödeyecektir. Devlet sadece organizatör olacaktır. Bizim olacaktır!

YENİ DÜZEN NASIL OLMALI?

Bugün alacağımız önlemler, elbette gelecekte nasıl bir düzende yaşamak istediğimiz ile de ilgilidir.

Kimimiz, bu krizi komün yaşamı için iyi bir başlangıçolarak düşünebilir: Herkese eşit yiyecek; herkese eşit barınma ve korunma olanağı! Olmayacak şey de değildir. Kriz uzar ve derinleşirse, bu yola gitmek kaçınılmaz görünüyor.

Pazar ekonomisinin geçerli olacağı ama herkesin üretime bulunduğu katkı kadar tüketeceği bir düzen oluşturmak da düşünülebilir: Bunun için üretici güçlerimizi korumamız ve yeni döneme geçerken çalışmayı ödüllendirmemiz gerekecektir. Çalışma verimlileştikçe, hem borçlarımızı ödeyebilecek; hem de bugüne kadar oluşturamadığımız acil durum ve sosyal yardım fonlarını oluşturacağız. Böyle bir düzen kurabilirsekyeni felaketlere daha hazır hale gelecek; yeni koronavivuslerden daha az korkacağız.

ŞİMDİ NE YAPIYORUZ?

Şimdi yapılanların veya devletten talep ettiklerimizin bunlarla alakası yoktur tabii:

Biz şimdi, lüks yaşamımız için aldığımız borcun devlet tarafından,daha doğru bir deyişle vergi mükellefleri tarafından ödenmesini istiyoruz.

Biz şimdi, yurtdışından gelerek ekonomik kapasitenin artmasına katkı koyan, devletin daha fazla gelir elde etmesine ve bize daha iyi bakmasına yardımcı olan insanların ülkemizi terk etmesini veya açlıktan ölmesini; bu kriz geçince yerlerine yenilerin gelmesini bekliyoruz.

Biz şimdi, COVID-19 ile mücadele edenlerin gerekirse ölmesini ama bizi bu virusten korumalarını bekliyoruz.

Biz şimdi, bazı siyasi kadroların bu işin yükü altında ezilerek sahneden çekilmelerini; bunların yerine “bizimkilerin” gelmesinive de bu berbat düzenden geriye kalanlardan bizi yararlandırmalarını hayal ediyoruz.

Bunlardan hiçbiri olmayacak!Cin şişeden çıktı artık! Bir daha geri girmeyecek!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here